Yemen: Her Geçen Gün Daha da Güçlenen Aktör

Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin Suudi Arabistan’a deniz ablukası uygulama yönündeki son kararı, yalnızca askeri veya taktiksel bir adım değildir. Aksi takdirde bu karar, savaş yılları boyunca sırf savunma yapan bir güçten, caydırıcılık yaratmak ve karşı tarafın maliyetlerini artırmak adına kendi jeopolitik konumunu kullanan bir aktöre dönüşen yapının stratejik gücünün bir göstergesidir.

Kızıldeniz’deki son gelişmeler ve Suudi Arabistan ile bağlantılı gemilere yönelik deniz ablukası ilanı, Yemen’in bölgedeki güvenlik denklemlerini kendi stratejik coğrafyası temelinde yeniden tanımlamaya çalıştığını bir kez daha gösterdi.

Suudi Arabistan’ın birkaç yıl önce Yemen’e karşı başlattığı savaştan bugüne kadar yaşanan gelişmeler, Yemen’in kademeli olarak güçlendiğini ve artık rakiplerine baskı kurmak için daha çeşitli araçlar geliştirdiğini ortaya koymaktadır.

Sana yönetiminin jeopolitik avantajından yararlanması ilk kez gerçekleşmiyor. Gazze savaşı sürecinde de Yemenli güçler, İsrail rejimiyle bağlantılı gemileri hedef alıp Kızıldeniz rotasında kısıtlamalar oluşturarak Tel Aviv ve destekçileri üzerinde ekonomik ve lojistik baskı kurmaya çalışmıştı.

Şimdi ise aynı model, hedef kitle değiştirilerek Suudi Arabistan’a karşı uygulanıyor.

Son adımın en önemli farkı, Ensarullah Sözcüsü’nün Babülmendep Boğazı’nın tüm gemilere kapatılmadığını, kısıtlamanın yalnızca Suudi Arabistan’ı kapsadığını vurgulamış olmasıdır.

Bu durum, Yemen’in adımlarını Riyad üzerindeki baskıyı artırırken, ablukayı doğrudan Riyad’a odaklayarak sürdürülebilir ve yıpratıcı bir şekilde yürütecek biçimde tasarladığını göstermektedir.

Suudi Arabistan ve öncülüğündeki koalisyonun Yemen’e karşı başlattığı savaştan bu yana, ülkedeki askeri gelişmelerin seyri ilk öngörülerden çok farklı bir yön izledi.

Koalisyonun ilk hedefi Ensarullah’ın askeri kapasitesini hızla zayıflatmak olarak açıklanmışken, geçen yıllar içinde Yemen’in füze, İHA ve denizcilik kabiliyetleri belirgin bir şekilde gelişti. Operasyonlarının menzili ise Yemen sınırları içerisinden Kızıldeniz’e, Aden Körfezi’ne ve hatta Suudi Arabistan topraklarının derinliklerine kadar genişledi.

Günümüzde “Ablukaya Karşı Abluka” aracının kullanılması, Yemen’in askeri kapasitesini geliştirmesinin yanı sıra güç dengesini değiştirmek adına jeopolitik potansiyelinden de yararlandığını gösteriyor.

Dünyanın en önemli su yollarından birine komşu konumda bulunmak, Sana’ya klasik bir savaşa girmeksizin karşı taraf için ciddi ekonomik ve ticari maliyetler yaratma imkanı tanımıştır.

Bu süreç, Yemen’in sadece tepki veren bir aşamayı geride bıraktığını ve inisiyatifi elinde tutmaya çalışan aktif bir aktöre dönüştüğünü açıkça gözler önüne sermektedir.

Bu açıdan bakıldığında son gelişmeler, Yemen’e karşı başlatılan savaşın ilk yıllarından bu yana süregelen hattın bir devamı olarak değerlendirilebilir; yani askeri kabiliyetlerin sürekli geliştirilmesi, caydırıcılık gücünün artırılması ve jeopolitik konumun hedeflere yönelik olarak etkin kullanımı üzerine kurulu bir hat.

Bu eğilim devam ederse Sana, Kızıldeniz ve Babülmendep denklemlerindeki konumunu bölgesel dengeleri etkilemek için eskisine kıyasla çok daha fazla kullanabilir; bu durum muhtemelen Suudi Arabistan ve bölgedeki diğer aktörlerin güvenlik hesaplamalarında da daha baskın bir yer edinecektir.

not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın