Yemen’in Cizan ve Yanbu’daki hassas tesislere düzenlediği saldırı, Suudi Arabistan’ın petrol ekonomisini felç edebilecek bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.
“Ablukaya karşı abluka” denkleminin yanı sıra Suudi Arabistan’a karşı “gerilimi tırmandırmaya karşı gerilimi tırmandırma” denklemini de uygulamaya başlayan Yemenliler; dün (Cumartesi), Suudilerin tecavüzlerine yanıt olarak Suudi Aramco şirketinin Cizan ve Yanbu’daki hassas tesislerini hedef aldıklarını duyurdu.
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Yahya Seri konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti: İlk askeri operasyonda, Suudi Arabistan’ın güneybatısındaki Cizan bölgesinde bulunan Aramco tesislerine ait hassas hedefler onlarca balistik füze ve İHA ile hedef alındı. İkinci operasyonda ise Suudi Arabistan’ın batısındaki Yanbu bölgesinde bulunan hassas Aramco tesisleri çok sayıda balistik füze, seyir füzesi ve İHA ile vuruldu. Her iki operasyon da tam bir başarıyla gerçekleştirilmiş olup, vuruşlar isabetli ve doğrudan olmuştur.
Yemen Silahlı Kuvvetleri, ülkeyi ve milleti savunma kararlılıklarını vurgulayarak, saldırıların devam etmesi halinde askeri eylemlerini genişleteceklerini ve “ablukaya karşı abluka, gerilimi tırmandırmaya karşı gerilimi tırmandırma” denklemi doğrultusunda hareket edeceklerini bildirdi.
Sana’nın Saldırılarını Suudi Petrol Sahalarına Genişletme Senaryosu
Bu aşamada gözlemciler; Suudi Arabistan’ın kırmızı çizgisi sayılan hayati petrol altyapısı ve tesislerinin artık Yemen saldırılarına karşı dokunulmazlığının kalmadığına inanıyor. Eğer Riyad, Yemen’e yönelik ablukasını ve tecavüzlerini sürdürme niyetindeyse, aslında Sana’nın Suudi Arabistan’ın hassas mevzilerini hedef almaya dayalı yeni caydırıcılık denklemini pekiştirmesine hizmet etmiş olacaktır.
Bu bağlamda ekonomik analizci ve araştırmacı Selim el-Ca’debi, “ablakaya karşı ablaka” denklemi çerçevesindeki bu hedef odaklı operasyonların devam etmesinin mütecaviz Suud rejimine ağır kayıplar verdireceğini, onu 12 yıldır Yemen halkına dayattığı ablukanın acısını tatmaya mecbur bırakacağını ve benzeri görülmemiş bir üretim felcine ile mali çalkantıya sürükleyeceğini belirtti.
Arap ekonomik analizci, Al-Masirah web sitesine verdiği mülakatta, Yemen’in Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini hedef almasının ihracat zincirlerinden başlayan kademeli bir ekonomik baskı stratejisine işaret ettiğini ve Suudi geriliminin ile tecavüzlerinin sürmesi halinde bunun petrol sahalarına da yayılabileceğini vurguladı.
Ca’debi şunları ekledi: Suudi Arabistan’ın petrol altyapısını hedef alan askeri operasyonlar, kademeli ekonomik baskı stratejisine dayalı hassas ve hesaplı bir yöntem izlemektedir. Bu operasyonlar ana petrol sahalarına veya bunların kaynaklarına doğrudan saldırılarla başlamamış; ham petrolün dağıtım ve nakil zincirlerindeki son noktadan başlayarak Aramco gibi ihracatçı petrol şirketlerine ulaşmıştır.
Selim el-Ca’debi şu açıklamada bulundu: Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik tecavüzlerinin ve ablukasının devam etmesi halinde Sana’nın operasyonları, hayati rafineri limanlarını hedef alacak yeni bir aşamaya girecek ve ardından Abkayk, Hureys, Şeybe ve diğer Suudi petrol sahaları gibi ana sahalara ulaşacaktır.
Yemen’in Yanbu ve Cizan’daki Aramco Tesislerine Düzenlediği Saldırının Önemi
Yanbu ve Cizan’da hedef alınan tesislerin detayları ve önemine gelince; bu tesisler Suudi Arabistan için büyük bir ekonomik ağırlığa sahiptir ve bunların hedef alınması enerji sektörüne ağır bir darbedir. Cizan tesisleri, günlük 400.000 varil rafine kapasitesiyle Krallığın en büyük rafinerilerinden birine ev sahipliği yapmakta olup, her biri bir milyon varil kapasiteli yedi devasa tank dahil olmak üzere 83 depolama tankını bünyesinde barındırmaktadır.
Bunun yanı sıra Cizan, petrol rafinasyon yan ürünlerini elektrik üretimi için gaza dönüştürmeye tahsis edilmiş bölgedeki en büyük gaz tesislerinden birine ev sahipliği yapmaktadır; nitekim Yemen saldırısının ardından bu bölgede sık sık elektrik kesintileri yaşandığına dair çok sayıda rapor yayımlanmaktadır.
Aynı şekilde Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu şehri iki büyük rafineriye ev sahipliği yapmaktadır: Günlük 300.000 varil kapasiteli Yanbu Rafinerisi ve ExxonMobil ile Suudi Aramco’nun ortak yatırımı olan YASREF Rafinerisi. Bu doğrultuda Yemen’in son operasyonları, Suudi tecavüzlerinin sürmesi halinde Sana güçlerinin düşman Suudi rejiminin ana petrol sahalarına saldırı aşamasına geçeceği yönünde net bir mesaj göndermektedir.
Ekonomik analizci Selim el-Ca’debi, Suudi Arabistan’ın Yemen’in Hudeyde limanına yönelik tecavüzünü neden Cuma akşamına kadar ertelediğine ilişkin olarak; bunun petrol fiyatlarının fırlamasını önlemek amacıyla yapıldığını söyledi. Riyad, Cumartesi ve Pazar günlerinin küresel piyasalar için resmi tatil olduğunu bildiğinden saldırıyı borsalar kapandıktan sonra başlatmaya karar verdi. Eğer Suudi tecavüzü daha erken gerçekleşseydi, ekonomik sonuçları çok daha farklı olurdu; finans piyasaları ve enerji sözleşmeleri ticari faaliyetlerinin zirvesindeyken etkilenir, ham petrol (Brent ve ABD) fiyatları doğrudan arz hatlarındaki kesinti nedeniyle anında yükselirdi.
Yemen’in Suudilerin Şah Damarındaki Hançeri
Ca’debi şöyle devam etti: Ancak bu zamanlama taktiğine rağmen, enerji ve sigorta sektörleri üzerindeki etkileri kesin ve kaçınılmaz görünmektedir. Pazartesi günü işlemlerin yeniden başlamasıyla beklenen fiyat artışı öngörülebilir. Bu bağlamda, Londra Lloyd’s pazarında kote olan sigorta şirketlerinin tüm nakliye şirketlerine Suudi gemileri veya daha önce Suudi limanlarına demirlemiş gemiler için savaş riski teminatı sağlamayı durdurduklarına dair hızlı bildirimine dikkat çekmek gerekir.
Arap ekonomist şunları vurguladı: Bu durum, Riyad’ın petrol ticaretini ve nakliye hatlarını korumada karşı karşıya kaldığı ekonomik ve lojistik krizin derinliğini açıkça göstermektedir.
Bu doğrultuda gözlemciler; petrol tedarik zincirlerinin, ihracat tesislerinin ve rafinerilerin hedef alınmasının artması nedeniyle Suudi Arabistan ekonomisi ve enerji sektörü için çok ciddi sonuçlar doğuracağı hususunda uyarıda bulunmakta ve bu sürecin devam etmesinin Suudi petrol üretimini tamamen felç etme tehdidi taşıdığını, potansiyel olarak Riyad’ı 15 günü geçmeyecek bir süre içinde çok sayıda petrol kuyusundaki operasyonları durdurmaya zorlayacağını vurgulamaktadır.
Ayrıca Yemen operasyonları, Aramco şirketini piyasa kayıplarını ve artan mali açığını kapatmak için varlıklarını likide etmeye ve hisse satmaya zorlayabilir. Yemen operasyonlarının artık sadece petrol tankerlerini hedef almakla sınırlı kalmadığı, Suudi Arabistan’ın rafinerilerine ve hayati tesislerine de yayıldığı ve kaçınılmaz olarak yaklaşık 120 milyon varil kapasiteye sahip kalan yerel depolama tanklarının dolmasına yol açacağı dikkate alınmalıdır.
Günlük 10 ila 12 milyon varil arasında değişen üretimin durması ve ihracat imkânının kalmamasıyla Suud rejimi bu duruma 15 günden fazla dayanamayacak, çok sayıda kuyuda üretimi durdurmak zorunda kalacak ve sahaların altyapısında meydana gelen yaygın hasarlar nedeniyle gelecekte üretime yeniden başlama çabaları sırasında muazzam teknik ve mühendislik maliyetleriyle karşı karşıya kalacaktır.
Aramco ve İstikrar İllüzyonu
Aramco şirketinin genel durumuna ilişkin olarak ekonomi analistleri ve gözlemciler, şirketin benzeri görülmemiş bir mali baskı altında olduğunu ve %15’in üzerinde faiz oranıyla 4 milyar dolarlık tahvil ihraç ettiğini belirtmektedir. Şirket ayrıca iki petrol tankerine düzenlenen saldırının ardından sadece dört gün içinde piyasa değerinde 62 milyar Suudi riyalini bulan ağır kayıplara uğramıştır.
Bu doğrultudadır ki Aramco; varlıklarını satıp likide ederek, devlet hisselerini devrederek ve yeni hissedarlar çekerek kâr dağıtmaya ve umutsuz bir çabayla mali açığı kapatıp piyasalara istikrar illüzyonu vermeye mecbur kalmıştır.
Suudi Arabistan’ın Mali Açığı
Ekonomi gözlemcilerine göre Suudi Arabistan genel bütçe rakamları, 2015’ten 2026’nın ilk çeyreğine kadar sürekli artan bir açık göstermektedir. Ayrıca bütçe, hidrokarbon patlamasıyla bağlantılı olan istisnai 2022 yılı hariç önemli bir fazlaya ulaşamamıştır.
Buna ek olarak veriler, kamu borcu krizinin kötüleştiğine işaret etmektedir; öyle ki Suudi Arabistan’ın borcu 2015’teki 14 milyar dolardan 2026’da 450 milyar dolara yükselmiştir. Suudi Arabistan mali sektörü sadece 2026 yılı için 58 milyar dolarlık devasa bir borçlanma programı başlatmış, bu miktarın 33 milyar doları —yıllık 14 milyar dolarlık borç ve faiz ödemelerine ek olarak— sadece ilk üç ayda eriyip gitmiştir.
Bu süreçte Suudi hükümeti şokları azaltma çabasıyla vatandaşlar için %18’e varan kapsamlı bir vergi paketi uygulamaya ve petrol ürünleri ile ev tipi gaz fiyatlarını artırmaya yönelirken, aynı zamanda Batılı ülkelere 5 trilyon doları aşan devasa mali taahhütler ve sözler vermiştir.
Öte yandan Suudi Arabistan’ın yıllık toplam ham petrol ve türevleri ihracatı yaklaşık 3 milyar varile ulaşmakta olup yıllık değeri yaklaşık 300 milyar dolardır (petrol gelirleri Suudi Arabistan’ın rantiyeci ekonomisinin %90 ila %95’ini oluşturmaktadır). Bu hayati damarın kesilmesi, doğrudan ranta dayalı ekonomik yapıya ölümcül bir darbe olacaktır.
Bölgesel ve uluslararası düzeyde ise Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’deki limanları; ABD üsleri, birlikleri ve önleyici füzeleri için stratejik bir tedarik hattı ve işgal altındaki Filistin limanları için ana bir transit merkezi olmasının yanı sıra, bölgesel mal trafiğinin de ana kapısı sayılmaktadır (yıllık yaklaşık 350 milyon ton işlem hacmi ile).
Yemenli kaynaklar daha önce Sana güçlerinin Suudi limanlarını boğmak için hesaplı adımlar atacağını bildirmişti. Abluka denklemi; Suudi Arabistan’a ait gemilerin, Suudi nakliye şirketleri için çalışan gemilerin veya Krallığın Kızıldeniz’deki limanlarına giden gemilerin girişini engellemekle sınırlı kalmayacak, Umman Denizi’ne kadar uzanabilecek ve Hint Okyanusu’nun en uç noktasına ulaşabilecek daha geniş tırmanma rotalarını izleyecektir.
Gözlemciler, “ablukaya karşı abluka” denkleminin Suudi Arabistan için maliyetinin yüksek olacağına inanmaktadır; zira bu ülke bölgenin en büyük petrol ihracatçılarından biridir, bütçesi %70’ten fazla ham petrol satışına bağımlıdır ve gerilimi tırmandırma yönündeki adımları kendisine muazzam kayıplar getirecektir. Ancak Ensarullah’ın taleplerini karşılamanın maliyeti kesinlikle bundan daha düşük olacaktır.
not: bu analiz tasnimnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
