Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinde geçmişte görev almış kişilere
Beştepe’de verdiği yemeğe dair eleştirilerini yazdı.
“BİZ DEVLETİN PARTİSİ DEĞİLİZ”
Geçmişte AK Parti’den vekillik yapan Metiner, bugünkü köşe
yazısında şunları söyledi:
Lafı dolandırmadan belirteyim. Evvela mekân seçimi yanlıştı.
Bir siyasi parti toplantısının CB Külliyesinde yapılması doğru değil. Parti
devleti algısı oluşturacak söz ve davranışlardan kaçınmak, herkesten önce bizim
dikkat etmemiz gereken hususların başında gelmeli. Biz devlet yöneten bir
partiyiz ama devletin partisi değiliz. Devlet sadece bizim devletimiz değildir;
bu ülkede yaşayan herkesin devletidir. Bu devlet, bir parti devleti değildir.
CHP’nin parti devleti zihniyetiyle ve uygulamalarıyla vuruşa vuruşa gelen bir
zihniyetin mensuplarıyız. Varlık sebebimizi gözden kaçırırsak yazık ederiz.
Külliye sadece AK Partililerin mekânı değildir; bütün vatandaşların mekânıdır.
Cumhurbaşkanı, partili aidiyetine rağmen herkesin Cumhurbaşkanı’dır. Biz AK
Parti olarak milletin her kesiminin partisiyiz. Herkesi kucaklamak ve her
kesimi bütünleştirmek için yola çıkmış bir misyonun partisiyiz. “Biz birlikte
Türkiye’yiz!” mottosu, vazgeçilemez ilkelerimizin başında geliyor. O yüzden bu
devlete aidiyet bağını zayıflatacak “parti devleti” uygulamalarından vazgeçmek
aynı zamanda kurucu anlayışımıza bağlılıkla da direkt alakalıdır. Oturduğum
yerden bir an düşündüm. Aynı mekânda CHP’nin toplantısı yapılıyor, ekranda
izlerken ne hissederdim acaba? Doğrusunu söylemem gerekirse, bu görüntü
karşısında devlete aidiyet duygum örselenirdi. Önerim o ki bundan sonra hiç
değilse bu tür uygulamalardan vazgeçilmesidir.
“O kadar çok x-ray cihazından geçirilmeleri doğru mu?”
Külliye’ye çağrılan insanlar tanınan-bilinen insanlar.
Bizzat CB çağırmış. O kadar çok x-ray cihazlarından geçirilmeleri doğru mu?
Elbette yanlış. Devletin o bürokratik soğuk yüzünün en azından
Cumhurbaşkanı’nın yakın dava arkadaşlarından uzak tutulması gerekmez miydi?
Güvenilip çağrıldığınız bir yerde, üstelik Cumhurbaşkanı’nın “kendi eviniz” dediği
bir yere girerken çok sayıda can sıkıcı cihazlardan geçmek, hiç de hoş olmadı.
“BÖYLE Mİ OLMALIYDI?”
Metiner, yazının devamında özetle şunları yazdı:
Bini aşan insan bir yemekte bir araya geliyor ama
kalabalıktan çoğu birbirini göremeden birbiriyle konuşmaya dahi vakit bulamadan
ayrılıyor. Yemek öncesi Reis çıkıp bir konuşma yapıyor, sonra yemek yeniyor ve
yemek biter bitmez herkes dağılıyor. Hiç kimse bir tek kelam edemeden ve
Reis’in elini dahi sıkmadan geldiği yere geri dönüyor. Bu böyle mi olmalıydı?
Kuşkusuz bu tür toplantılar da gerekli ve önemli. Eyvallah. Ama sadece bununla
sınırlı kalırsa bu ciddi gönül kırıklıkları siyasi yıkıma dönüşebilir. O yüzden
diyorum ki asıl başka yol ve yöntemlerle Cumhurbaşkanımız mutlaka ve vakit
geçirmeden dava arkadaşlarının yeni dönem siyasetimize dair eleştirilerini ve
önerilerini almalı.
