ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela ve Grönland’a ilişkin açıklamalarıyla bir kez daha sert üslubu ve dış politikada tehdit dilini öne çıkaran yaklaşımı nedeniyle eleştirilerin odağına yerleşti.
Trump, Atlantic dergisine verdiği telefon röportajında, Venezuela’da geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenen Delcy Rodriguez’i açık ifadelerle tehdit etti. Rodriguez’in “ABD ile işbirliğine açık” olduğunu öne süren Trump, “Doğru olanı yapmazsa çok büyük bir bedel öder, muhtemelen Maduro’dan daha ağır bir bedel” sözleriyle diplomatik teamüllerin dışında bir dil kullandı.
Uzmanlar, Trump’ın bu açıklamalarını egemen bir ülkenin iç siyasetine doğrudan müdahale anlamı taşıyan ve uluslararası hukuku hiçe sayan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Washington yönetiminin “işbirliği” söylemini askeri tehditlerle birlikte sunması, ABD’nin bölgedeki güç politikasına yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşıdı.
Trump, daha önce yaptığı açıklamalarda, ABD’nin taleplerinin yerine getirilmesi durumunda Venezuela’ya asker gönderilmeyeceğini söylemişti. Ancak bu açıklamalar, askeri müdahale ihtimalinin açık bir baskı unsuru olarak masada tutulduğu şeklinde yorumlandı.
Öte yandan Trump, Venezuela’ya yönelik askeri operasyon sonrasında bu kez Grönland üzerinden dikkat çeken bir çıkış yaptı. Grönland’a “kesinlikle ihtiyaçları olduğunu” söyleyen Trump, adanın Rusya ve Çin gemileri tarafından çevrili olduğunu iddia etti. Danimarka’ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland hakkında yapılan bu açıklamalar, ABD’nin müttefiklerine yönelik dahi güç temelli ve tek taraflı bir bakış açısını sürdürdüğü eleştirilerine yol açtı.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Trump’ın hem Venezuela hem de Grönland konusunda sergilediği yaklaşımın, ABD dış politikasında diplomasi yerine baskı ve tehdit söyleminin ön plana çıktığını gösterdiğini vurguluyor.
