AKP faşist rejimi 24 yıllık iktidar dönemi boyunca siyaset bilimine ve sosyolojiye, geleneksel askeri müdahalelerin ve darbelerin (28 Şubat post-modern darbesi dahil) şekil değiştirerek sistem içinden, yasal mekanizmalar kullanılarak yapıldığı modern darbe yöntemlerine iliskin oldukça zengin bir literatür geliştirdi.
Eskiden olduğu gibi; askerin sokağa inmedigi tankların meydanlarda konuşlanmadığı, radyo, Tv ve diger yayın kuruluşlarına el konularak bildirilerin gece yarısı okunmadığı, ama aksine adliyeler, kararnameler ve resmi gazeteler üzerinden yürütülen bu sistematik dönüşümlere ve “gizli darbelere” literatürde henüz tanımlama yapılmadığı ve bir isim verilmedigi için bu işi üstlenerek siyaset tarihinde bende ismini yazdırmak istiyorum.
Otokratik Yasalcılık ya da buyurgan meşruiyet (Autocratic Legalism)
Şu an yaşadığınız süreci en iyi özetleyen kavramlardan biri budur. İktidarın, anayasal ve yasal yetkilerini demokrasiyi güçlendirmek için değil, tam tersine demokratik kurumları içeriden çürütmek ve muhalefeti baskılamak için kullanmasıdır. Ama görünüşte demokrasi uygulanıp halkın katılımını maksimum bir şekilde gerceklestiriyorlardır. Ama bu söylemin kendi bile büyük bir maniplasyon ve aldatmadan ibarettir.
Yapılan her şey “kanunlara uygundur” ancak ve maalesef hukukun üstünlüğü ilkesine ve Anayasaya yani anayasal hukuk devleti ögretisine tamamen aykırıdır. Kanun ve yasalar , adaletin değil, gücü elinde tutanın ve onun taraftarlarının silahı haline gelir.
Meşrutiyet oligarşinin ve otokraktik İktidarın yasa ile sınırlandırılıp demokrasiye geçiş için bir geçiş dönemi iken meşruiyet ise tam tersi demokrasiden Otogratik yapıya giden bir geçiş dönemi olarak AKP rejiminin ürettiği siyasi darbe yöntemlerinden biri oldu .
Bu darbe yöntemi siyaset arenası yargısal darbe ile “Lawfare” hukuk yoluyla muhalifler ile mücadele edilir her türlü iftira göz boyayacak kadar yasalaştırılmış deliller ile desteklenir.
Bu durum yargının bağımsızlığını kaybederek siyasi gücün bir aparatı haline gelmesini ve muhalifleri tasfiye etmek, susturmak ya da cezalandırmak için bir silah (weaponization of law) olarak kullanılmasını ifade etsede ysndaslar ve olayın farkında olamayacak kadar bilgisiz halk nazarinde tamamen doğru ve meşru olarak görülür.
Klasik darbelerde muhalifler askeri mahkemelerde yargılanırdı; bu modelde ise mevcut ceza kanunları, “terör”, “cumhurbaşkanına hakaret” veya “dezenformasyon” gibi ucu açık maddelerle esnetilerek sivil mahkemeler eliyle bir baskı unsuru oluşturulur.
2017 referandumuyla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve sonrasındaki uygulamalar Anayasal Darbe” veya Rejim Değişikliği Darbesi
kapsama girer ve bu şekilde adlandırılması da mümkündür.. Güçler ayrılığının (yasama, yürütme, yargı) kağıt üzerinde kalıp, tüm yetkilerin tek bir merkezde/kişide toplanması sürecidir. Sistem, sandıktan çıkan çoğunluğun her şeyi yapmaya yetkili olduğu bir “çoğunlukçuluk” (majoritarianism) illüzyonuna dayandırılır.
Aslında her olay ve icraat gün geçtikçe yasal kanuni ve hukuki olarak lanse edilip savunularak aşama aşama Gizli / Sinsi Otokratikleşme (Stealth Authoritarianism) sağlayan bir program izlenerek darbe zamana yayılır ve evrelere bölünür. Önce modern devletlerdeki yönetim sistemleri mesela Başkanlık sisteminin gereklikigi vurgulanarak siyaset elemanları ve hdlk buna yönlendirilip özendirilir. Süreç ilerledikçe ve bu gerçekleşmeye başladıkca aşama aşama bu da yönetimin hedeflerine ve toplumun suruklendirilmek istendiği noktaya yönelik degişiklikler çaktırmadan eklenir ve insanlar birşeylerin farkına varmaya başladıgında buna “Türk usulü başkanlık” sistemi adı verilerek yerellik millilik sosu ile boyanarak carpıklıgı gizlenerek durum kotarılır. Daha sonra yavaş yavaş kuvvetler ayrılıgı yıkılırak hukukun denetim sistemi yok edilir. Bunun yanında ilgili kurumlar yandaşlar ile doldurulup darbe bahanesi ile KHK ler ile yeniden düzenlenerek uygun hale getirilir.
Demokrasinin bir gecede değil, geniş bir zamana yayılarak, parça parça ve halkın büyük çoğunluğunun tam olarak neyi kaybettiğini fark edemeyeceği bir hızda elinden alınıverir..
Seçimler yapılmaya devam eder, görünürde meclis açıktır, televizyonlar yayın yapar; ancak medyanın %90’ı kontrol altındadır, seçim adil değildir ve muhalefetin hareket alanı daraltılmıştır. Buna literatürde “Rekabetçi Otoriterlik” de denir.
Yani özetle eğer bu süreci halkın anlayacağı ve durumun vehametini özetleyecek bir şekilde izah etmek gerekirse şu kavramlardan faydalanabiliriz.
“Bürokratik-Yargısal Darbe” tankla değil, cübbeyle ve kalemle yapılan müdahaledir.
“Kurumsal Tasfiye Darbesi” ile devletin liyakat ve denetim mekanizmaları felç edilir.
“Kademeli (Sinsi) Darbe” yöntemi ile toplumun reflekslerini ölçerek, zamana yayılan ve hissettirilmeden rejim dönüşümü aşama aşama uygulanır.
Bugün Türkiye’deki mevcut yapı, gücü elinde tutanın hukuku kendi ihtiyaçlarına göre eğip büktüğü, sandığı meşruiyet aracı olarak kullanırken devletin tüm aygıtlarını muhalefeti ezmek için seferber ettiği “Yargısal-Otokratik bir Yönetim Modeli” olarak adlandırılabilir.
Biraz da işin içine mizah, ironi ve Türk usulü kinaye katarsak ; durumun trajikomikliğini, hukukun eğilip bükülmesini ve sistemin absürtlüğünü özetleyen bazı “alternatif” isimler şunlar olabilir.
“Sürpriz Yumurta Darbesi” (veya Kinder-Pingui Darbesi)
Eskiden darbelerin ne zaman geleceği, bildirisi, saati belliydi. Şimdikiler ise Resmi Gazete’nin gece yarısı güncellemeleriyle geliyor. Sabah bir uyanıyorsunuz, içinden ne çıkacağı belli olmayan yeni bir kararname veya sabaha karşı operasyonu çıkıyor. “Bakalım bu gece paketinden ne çıkacak?” heyecanı (!) yaşattığı için tam bir sürpriz yumurta gibi bir darbe ile muhatab oluyoruz. Matruşka darbesi de diyebilirdik ama bu çok daha filozofik bir tanımlama olup ayrıca yerel bir kültüre de dayanmazdı.
“PDF Formatlı Darbe” desek Tank paleti sesi bekleyen eski nesli ters köşe yapan, sadece .pdf uzantılı bir dosyanın internete yüklenmesiyle gerçekleşen darbe çeşidi olduğu güzel ifade edilmiş olurdu sanırım Ne sokağa çıkma yasağı var, ne TRT’de bildiri… Sadece bir tık ve “Yürürlükten kaldırılmıştır” ibaresi. En fazla veri tasarrufu sağlayan, çevre dostu darbe modeli! Kagıt israfı dahi yok tamamen dijital.. Hımmm.. Aslında dijital darbe ismi de fena olmazmış.
“Guguk Devleti Darbesi” (Hukuktan Guguğa) Eskiden “ Gırgır” gibi mizah dergilerinde bu ifade çok kullanılırdı.
Hukukun üstünlüğünden, “üstünlerin hukukuna” geçişi tiye alan bir adlandırma. Adliyeler var, cübbeler var, devasa adalet sarayları var ama içindeki hukuk bildiğimiz hukuk değil, adeta bir “guguk kuşu” gibi sürekli aynı tonda iktidarın şarkısını söylüyor.
“Duble Yol Darbesi” (veya Altyapı Darbesi)
“Adamlar çalışıyor, darbeyi bile duble yoldan, hissettirmeden, sarsmadan yapıyorlar” kinayesi. Klasik darbeler ülkeyi ekonomik olarak geriletirdi; bu modelde ise bir yandan köprü açılıp bir yandan muhalefetin üzerinden silindirle geçildiği için, halkın konforu bozulmadan yapılan “estetik” peyzaj darbesi de diyebiliriz.
“Bluetooth’lu (Kablosuz) Darbe”
Eski darbelerde kablolar, tanklar, fiziki askerler şarttı. Şimdikinde ise hiçbir fiziksel temas yok. İktidar merkezi ile yargı/bürokrasi arasında görünmez bir bağ var. Yukarıdan bir düşünce geçiyor, Bluetooth vasıtasıyla adliyedeki bilgisayara anında bağlanıyor ve karar otomatik olarak senkronize oluyor.
“Teflon” Darbesi”
Üzerine hiçbir suçlama, hiçbir anti-demokratik eleştiri yapışmayan darbe türü. Dünyanın en büyük baskısını kursalar bile çıkıp “Biz dünyanın en demokratik sistemiyiz, sandık namustur” diyebildikleri ve her şeyi üzerlerinden kaydırıp muhalefete yapıştırabildikleri için tam bir teflon tava esnekliği. Yirmidört yıldır iktidarda olup ülkrnin basins gelen her felaketten CHP ve diğer muhelifleri sorumlu gösterebilecek hatta seksen yıl öncesinin iktidarlarına suç atabilecek bir rahatlık ve yüzsüzlük ancak teflon gibi yüzünüzünüz ar yapışmaz bir katman ile kaplı olmasıyla mümkündür.
“İleri Demokrasi v1.0 PRO” darbesi..
Hani telefonunuza güncelleme gelir ama telefon daha çok kasılmaya, bataryası daha hızlı bitmeye başlar ya… Bu sisteme de “Yerli ve Milli İleri Demokrasi Yaması” nı. Özgürlükleri optimize edeceğiz diye yüklediler; virüslü çıktı, şimdi bütün hafızayı muhalifleri silmek için kullanıyorlar!
Kim ne derse desin yasadığımız şu dönem sinsi ve sistematik bir AKP DARBESİ’nin uygulandığı günlerdir. 15 Temmuz darbesi ise klasik darbelerin son kez hatırlatılarak lanetlendiği ve yeni modern darbeleri kamufle edilmeye çalışıldığı bir hazırlıktan başka bir şey değildi.
Bu konuda siz ne diyorsunuz? Sizin de bu modern AKP darbesine vereceğiniz isimler var mı?
Fatih Bilgin
