Dışişleri Bakanlığı: Bölge Ülkeleri Savaş Ateşinin Yayılmasını Önlemeli

Dışişleri Bakanlığı bugün yayımladığı bildiride, ABD’nin İran’a yönelik askeri tecavüzünü kınarken, bölge ülkelerinden mütecaviz ABD güçlerinin kendi topraklarını ve imkanlarını İran’a karşı saldırı düzenlemek amacıyla kullanmasına izin vermemelerini ve savaş ateşinin bölgeye yayılmasına engel olmalarını istedi.

Dışişleri Bakanlığı bugün ABD’nin askeri tecavüzü ve İran’ın meşru müdafaa kapsamındaki yanıtına ilişkin resmi bir bildiri yayımladı.

Bildiride şu ifadelere yer verildi: “Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Salı akşamı aziz vatanımıza yönelik gerçekleştirdiği saldırgan eylemleri en şiddetli şekilde kınamakta; İran İslam Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını, milli egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla savunma iradesini bir kez daha vurgulamaktadır.”

“Vahşice İşlenen Savaş Suçları ve Uluslararası Hukukun Açık İhlali”

Bildiri şöyle devam etmektedir: “İran halkının vatan savunmasındaki çelikten iradesi karşısında çaresizliğe düşen ABD rejimi, 2 Eylül 2026 Salı akşamı İran’ın milli egemenliğini ve toprak bütünlüğünü bir kez daha ihlal ederek Huzistan, Sistan ve Beluçistan, Hürmüzgan ve Kerman eyaletlerindeki sivil yerleşim alanları ile haberleşme kuleleri ve tesislerinin de aralarında bulunduğu kamu hizmeti altyapılarını hedef almıştır. Saldırılar sonucunda vatandaşlarımızdan şehit ve yaralılar bulunmakta, kamu ve özel mülkiyette maddi hasar meydana gelmiş durumdadır.”

Söz konusu bildiride ayrıca, “Amerikalı düşmanın Hürmüzgan eyaletinin Sirik ilçesine bağlı Kuhestak bölgesinde bir düğün merasimine düzenlediği saldırıda, çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 70’ten fazla vatandaşımız şehit olmuş ve yaralanmıştır” denildi.

Dışişleri Bakanlığı açıklamasında şu hususu hatırlattı: “Uluslararası hukukun temel ilkelerinin ağır bir ihlali niteliğindeki bu vahşi savaş suçları, Amerikan-Siyonist ittifakının son bir buçuk yılda Minab ve Lamerd başta olmak üzere işlediği önceki cinayetleri bir kez daha hafızalarda canlandırmıştır.”

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Baghaei de bugün X (eski adıyla Twitter) hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü yasadışı savaşın gerçek yüzü dün gece Sirik’te gözler önüne serilmiştir; burada bir düğün merasimi, ABD’nin uğradığı yenilgi ve başarısızlığı gizlemeye yönelik umutsuz çabalarının bir parçası olarak bombalanmıştır”.

Bölge Ülkelerine Çağrı

Bildirinin devamında şu vurgular yer aldı: “ABD tecavüzüne yanıt olarak İran İslam Cumhuriyeti Silahlı Kuvvetleri, doğal meşru müdafaa hakkı uyarınca, ABD’nin ülkemize yönelik askeri tecavüzünün çıkış noktası ve lojistik destek merkezi olan Amerikan askeri üslerini vurarak ezici ve savunma odaklı darbeler indirmiştir.”

Açıklama şöyle sürdürüldü: “İran İslam Cumhuriyeti, bölge ülkelerine kararlılıkla çağrıda bulunarak; mütecaviz Amerikalıların İran’a yönelik saldırı operasyonlarını hazırlamak ve yürütmek için kendi imkanlarını ve topraklarını kullanmalarına engel olmalarını, bölgedeki savaş ateşinin tırmanmasını ve yayılmasını önlemelerini, Amerikan-Siyonist ittifakının bölgeye kalıcı güvensizlik dayatma yönündeki meşum komplosuna izin vermemelerini talep etmektedir.”

Faillerin ve Emir Verenlerin Yargılanması Hususunda Tüm Devletlerin Sorumluluğu

Dışişleri Bakanlığı bildiride, şehit düşen vatandaşlar için taziyelerini sunarken, uluslararası insani hukukun ağır ihlallerini gerçekleştiren faillerin, azmettiricilerin ve emir verenlerin takib edilmesi, yargılanması ve cezalandırılması hususunda tüm devletlerin hukuki sorumluluğu bulunduğunu hatırlattı.

Açıklama şu ifadelerle tamamlandı: “Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler’in, özellikle de BM Güvenlik Konseyi ve Genel Sekreteri’nin BM Şartı kapsamındaki görevlerini yerine getirme sorumluluğunu bir kez daha bildirmektedir. BM Güvenlik Konsiginin daimi bir üyesi tarafından BM Şartı’nın temel ilke ve kurallarının —özellikle 2. Maddenin 4. Fıkrasının— sürekli ihlal edilmesine karşı BM organlarının sessiz ve eylemsiz kalması, örgütün itibarını daha da zedeleyecek, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehditleri artıracaktır.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın