Rai al-Youm Başyazarı, İran’ın düşmana anında karşılık verme denklemine dikkat çekerek Hürmüz Boğazı’nın ABD için mezarlığa dönüşeceğini belirtti.
Rai al-Youm gazetesinin Başyazarı ve tanınmış Filistinli analizci Abdel Bari Atvan, elektronik gazetenin yeni başyazısını ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarına ve Tehran’ın verdiği ezici karşılığa ayırdı. Atvan yazısında, ABD Başkanı Donald Trump’ın gerek Hürmüz Boğazı’nda gerekse İran topraklarının derinliklerinde bulunan İran hedeflerini bombalama yönündeki askeri tehditlerine yeniden başvurduğunu belirtti.
İran Cliché “Uygun Zaman ve Mekan” Denklemini Takip Etmiyor
Abdel Bari Atvan değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Trump, İran’ın ABD’ye ait üç hava üssüne —sekiz füze ile vurulan Ürdün’deki iki üs (Kral Hüseyin ve Azrak’taki Muvaffak el-Salti) ile BAE’deki üçüncü üs— düzenlediği füze saldırılarının ardından Pazartesi günü yaptığı açıklamada, ‘İran’ın bu saldırısına çok sert bir karşılık vereceğiz’ ifadelerini kullandı.”
Analist Atvan şu kritik noktaya vurgu yaptı: “Burada dikkat çekici olan husus, İran’ın ABD’nin Hürmüz Boğazı yakınlarındaki Larak Adası’na yönelik tecavüzüne verdiği hassas füze ve İHA karşılığının son derece hızlı gerçekleşmiş olmasıdır. Bu durum, İran’ın bölgede Araplar tarafından sıklıkla kullanılan ‘Uygun zaman ve mekanda karşılık vereceğiz’ şeklindeki basmakalıp denklemi takip etmediğini göstermektedir.”
“Trump Yalan Söyleme Dalında Nobel Ödülü’nü Hak Ediyor!”
Makalenin devamında şu ifadelere yer verildi: “Trump yalan söyleme konusunda Nobel Ödülü almayı hak etmektedir. Küstahça ve gülünç iddialarla ‘Amerikan Boğazı’ ve ‘ABD toprağının bir parçası’ ilan ettiğini öne sürdüğü Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sağladığını defalarca iddia etmiştir. Trump ayrıca İran’ı haritadan silmekle de defalarca tehditler savurmuştur.”
Rai al-Youm Başyazarı sözlerini şöyle sürdürdü: “Trump’ın defalarca tekrarladığı ve ‘İran yenilmiş ve ölü bir ülkedir; ne donanması, ne hava kuvvetleri, ne de askerlerinin maaşını ödeyecek dövizi vardır’ şeklindeki komik beyanlarını da burada hatırlatmak gerekir.”
İran’ın Ezici Saldırıları Trump’ın Yalanlarını İfşa Etti
Önde gelen Filistinli analist şu hususların altını çizdi: “6 aydan uzun süren bir savaşa göğüs geren, Trump ve müttefiki cani Siyonist rejim Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun hedeflerinden hiçbirine ulaşmasına izin vermeyen bir ülkenin nasıl ‘yenilmiş ve ölü’ sayılabileceğini anlamakta güçlük çekiyoruz.”
Atvan yazısında, “Gerçekten yenilmiş bir ülke, ABD tecavüzüne bu kadar hızlı yanıt verip Ürdün ve BAE’deki Amerikan üslerini birkaç saat içinde darmadağın edebilir mi? Herkes gördü ki Devrim Muhafızları Ordusu, Trump’ın tehditlerine derhal yanıt vermiş, yalanlarını tek tek çürütmüş ve ABD’nin her türlü tecavüzüne on kat daha büyük bir karşılık verileceğini vurgulamıştır” ifadelerini kullandı.
Makaleye göre, İran Merkez Bankası da ülkenin yeterli döviz rezervine sahip olduğunu, kaynak girişinin kesintisiz sürdüğünü ve piyasalara derhal 2 milyar dolar döviz enjekte etmeye hazır olduğunu duyurmuştur.
ABD Saldırılardaki Kayıplarını Yine Gizliyor
Yazının devamında Atvan, Trump’ın askeri tehditlere hızla geri dönmesinin ve Ürdün’deki iki Amerikan hava üssünün bombalanmasına intikam sözü vermesinin, bu saldırının Amerikalılara ağır hasar verdiğini ve çok sayıda ABD askerinin öldüğü veya yaralandığını kesin olarak gösterdiğini belirtti. Nitekim İran’ın bu üsse düzenlediği önceki saldırıda ABD askeri komuta kademesi 3 askerin öldüğünü ve onlarcasının yaralandığını itiraf etmek zorunda kalmıştı.
Makalede şu değerlendirme yapıldı: “Geçmiş tecrübeler bize gösterdi ki ABD ve işgalci Siyonist rejim daima ağır bir askeri sansür altında hareket etmekte; insani ve maddi kayıplarına ilişkin hiçbir zaman kesin bilgi vermemektedir. 12 Gün Savaşı sırasında İran füzeleri Büyük Tel Aviv bölgesi, Hayfa ve Dimona’daki birçok şehri yıkıma uğratmış, ancak Siyonist yetkililer bu bölgelerden görüntü alınmasını engelleyerek hasara dair kesin bilgilerin yayılmasını önlemiştir.”
Yazara göre Amerikalı yetkililer de İran’ın üslerine yönelik saldırıları karşısında aynı yaklaşımı sergilemektedir. Nitekim yakın zamanda İran füzeleriyle hedef alınan Kuveyt, BAE, Katar’daki El-Udeyd ve Bahreyn’deki (5. Filo) Amerikan üslerindeki büyük yıkıma ait tek bir kare dahi yayımlanmamıştır.
Hürmüz Boğazı Süveyş Kanalı Gibi Mütecavizlerin Mezarlığı Olacak
Abdel Bari Atvan değerlendirmesini şöyle tamamladı: “Trump, ABD’nin bir süper güç olarak itibarını ve prestijini yerle bir etmiştir. Bugün sadece sokaklardaki Amerikan vatandaşlarının öfkesiyle karşı karşıya kalıp halk desteği yüzde 28’in altına düşmekle kalmamış, aynı zamanda ABD askeri bürokrasisinin de şiddetli öfke ve nefretini toplamıştır.”
Makalede ayrıca Bloomberg haber ajansının yakın zamanda yayımladığı bir habere atıfta bulunularak; ABD Kara Kuvvetleri Sekreteri Dan Driscoll’un istifasının ardından çok sayıda üst düzey ABD’li askeri komutanın istifa ettiği ve birçoğunun da istifayı düşündüğü aktarıldı. Bunun temel nedeni, ABD askeri yapısını saran geniş çaplı kaos ve çöküştür.
Yazar değerlendirmesini şu sözlerle noktaladı: “Süveyş Kanalı nasıl ki İngiliz ve Fransız imparatorluklarının mezarlığı olduysa, Hürmüz Boğazı da bir süper güç olarak ABD’nin mezarlığı olacaktır; zaman her şeyi net bir şekilde gösterecektir.”
