AB ve G7’den İran’a Çifte Standart: İnsan Hakları Söylemiyle Siyasi Baskı

G7 ülkeleri ile Avrupa Birliği (AB), İran’daki protestoları gerekçe göstererek yeni yaptırımlar uygulamaya hazır olduklarını açıkladı. Yapılan ortak açıklama, Batı’nın İran’a yönelik müdahaleci ve tek taraflı yaklaşımını bir kez daha gündeme getirdi.

G7 ülkeleri dışişleri bakanları ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas imzasıyla yayımlanan açıklamada, İran’daki gösterilere ilişkin “derin endişe” duyulduğu ifade edildi. Açıklamada, İran yönetiminin protestolara yönelik tutumunun uluslararası hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, baskının devam etmesi halinde “kısıtlayıcı ek tedbirler” alınabileceği belirtildi.

G7 ülkeleri ve Avrupa Birliği’nin İran’daki protestoları gerekçe göstererek yaptıkları ortak açıklama, Batı’nın uzun süredir sürdürdüğü çifte standartlı ve siyasallaştırılmış “insan hakları” yaklaşımını bir kez daha gözler önüne serdi. İran’ın iç meselelerine yönelik bu açıklamalar, uluslararası hukukun temel ilkelerinden biri olan egemenliğe saygı ilkesini açıkça görmezden geliyor.

AB ve G7, kendi ülkelerinde ve müttefik coğrafyalarda yaşanan polis şiddeti, kitlesel hak ihlalleri ve protestolara yönelik sert müdahaleler karşısında sessiz kalırken, İran söz konusu olduğunda yaptırım tehdidini bir dış politika aracı olarak kullanmayı tercih ediyor. Bu tutum, insan haklarından ziyade siyasi baskı ve jeopolitik çıkarların ön planda olduğunu gösteriyor.

İran yönetimi, yaşanan olayların ülkenin iç hukuk sistemi ve güvenlik dengeleri çerçevesinde ele alındığını vurgularken, dış müdahaleci açıklamaların tansiyonu düşürmek yerine artırdığına dikkat çekiyor. Tahran, diyalog ve karşılıklı saygı temelinde uluslararası ilişkileri savunduğunu, ancak tehdit ve yaptırım dilinin kabul edilemez olduğunu defalarca dile getirdi.

AB’nin ve G7’nin “kısıtlayıcı ek tedbirler” söylemi ise, yıllardır İran halkını doğrudan etkileyen yaptırımların insani sonuçlarını görmezden gelen bir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. Enerji krizi, göç ve sosyal eşitsizliklerle boğuşan Avrupa’nın, kendi iç sorunlarına çözüm üretmek yerine İran’a yönelik baskıyı artırma yolunu seçmesi, ahlaki tutarlılık açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Uzmanlara göre, Batı’nın İran’a yönelik bu tür açıklamaları gerçek bir çözüm sunmaktan uzak, bölgesel istikrarı zedeleyen ve kutuplaşmayı derinleştiren bir çizgiyi temsil ediyor. Kalıcı istikrar ve barışın yolu ise tehditlerden değil, eşitler arası diyalog ve karşılıklı saygıdan geçiyor.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın