İran Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile yaptığı telefon görüşmesinde; güvenlik güçleri ve sivillere yönelik işlenen vahşi suçların, çocuk ve kadınların öldürülmesinin, insanların yakılmasının, hastaneler ve sağlık merkezlerine saldırıların, çok sayıda ambulans ve itfaiye aracının ateşe verilmesinin, cami ve kültürel merkezlerin tahrip edilmesinin DEAŞ tipi terörizmin bir kopyası olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler’in bu suçları açıkça kınamasını talep etti.
Irakçi, ABD’nin İran’daki iç gelişmeleri bahane ederek Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi toplantısı düzenlemesini “ileri kaçış” olarak nitelendirdi.
ABD hükümetinin, İran halkına karşı uyguladığı zalim yaptırımlar ve Siyonist rejimle birlikte İran’a yönelik askeri saldırılardaki işbirliği nedeniyle binlerce İranlı vatandaşın öldürülmesinden sorumlu olduğunu vurgulayan Irakçi, son olaylar sırasında da silahlı teröristler tarafından yüzlerce İranlının katledilmesinde ABD’nin payı bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle ABD’nin Güvenlik Konseyi toplantısı düzenleyerek kendi suçlarını örtbas edemeyeceğini söyledi.
Kendileri uzun bir süredir sistematik insan hakları ihlalleri geçmişine sahip olan ve Filistinlilere yönelik soykırımda Siyonist rejimin ortağı konumunda bulunan tarafların, İran halkı adına sözde duyarlılık göstermeye ne bir itibarı ne de bir meşruiyeti bulunduğu belirtildi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ise tüm devletlerin temel insan haklarına saygı göstermesinin önemine değinerek, askeri müdahaleler de dâhil olmak üzere diğer ülkelerin iç işlerine her türlü müdahaleyi reddettiğini ifade etti ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın özellikle güç kullanma ve güç kullanma tehdidin yasaklanması ilkesine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
