Epstein, BAE-İsrail İlişkilerinin Temellerini Atmış

Jeffrey Epstein, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) elitlerini eğitmek ve İsrail ile BAE arasındaki ilişkiyi kurmak konusunda rol oynadı.

Drop Site, Epstein’in on yıldan fazla bir süredir sürdürdüğü özel yazışmalara dayanarak, Dubai Ports World finans imparatorluğunun güçlü başkanı ve BAE’nin yönetici aileleriyle yakın bağlantıları olan Sultan Sulayem ile olan samimi ilişkisini yazdı.

Siteye göre bu hikaye, Einstein’in ölümünden bir yıl sonra imzalanan İbrahim Anlaşmalarının gizli arka planını ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor.

DP World, BAE ve İsrail dış politikasında da önemli bir rol oynuyor. 26 Aralık 2025’te İsrail, Somaliland Cumhuriyetini bağımsız bir devlet olarak tanıyan ilk ülke oldu. Bu sürpriz diplomatik açıklama, Somaliland’ın en önemli yabancı yatırımcılarından biri olan Dubai’nin DP World şirketinin aylarca süren kamuoyu kampanyasının ardından geldi.

Şirketin başkanı, ekim ayında düzenlenen bir konferansta, şirketin Berbera limanına yatırılan yüz milyonlarca doları öne sürerek, Somaliland’ın tanınması gerektiğini savunmuştu.

Somaliland’ın resmi olarak tanınması, BAE’nin Berbera’daki lojistik merkezini güçlendiriyor. İsrail, Kızıldeniz’deki denizcilik çıkarlarını Yemen direnişinin insansız hava araçları ve füze saldırılarından korumak için bu bölgede bir askeri üs inşa ediyor.

Somaliland’daki stratejik hamle, Tel Aviv ve Abu Dabi arasındaki derinleşen ilişkilerin yeni bir bölümünü işaret ediyor. Amerikan finansçı Jeffrey Epstein, hayatının son yirmi yılında, DP World’ün başkanı ve Dubai hükümdarının yakın arkadaşı olan Sultan Ahmed bin Sulayem aracılığıyla İsrail ve Emirlikler arasında gayri resmi bir diplomatik köprü görevi gördü.

Epstein, Fars Körfezinden geçen ticaret için önemli bir lojistik merkezi olan Dubai’deki Jebel Ali Serbest Bölgesini (JAFZA) kontrol eden, dünyanın en büyük konteyner terminali operatörlerinden biri olan DP World’e büyük ilgi gösterdi.

JAFZA, ABD Donanmasının en sık ziyaret ettiği yabancı liman ve ABD, BAE limanlarında, ABD dışındaki diğer limanlardan daha fazla gemiye sahip.

2009 yılında çocuk fuhuşu suçundan ilk kez hapis cezasını çektikten sonra, Epstein “kaçakçıların cenneti olan Afrika Boynuzundaki Cibuti derin su limanının sahibi” ile olan ilişkisini övünerek anlattı. Cibuti Limanı, o dönemde DP World’ün Afrika’daki en büyük konteyner terminaliydi. Epstein, Sulayem ile ilişkilerinin o kadar yakın olduğunu iddia etti ki, limanın “temel olarak sorumlusu” olduğunu söyledi.

Epstein’in liman hakkındaki yorumları abartılı bir övünme gibi geliyordu. Fakat Sulayem ile yakın bir dostluğu olduğu iddiası, şimdi Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin yayınladığı e-postalar, bir ABD federal mahkeme davası ve eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın hacklenen e-posta kutusu tarafından doğrulandı.

Konuşmalar, Epstein’in en azından 2006’dan 2019’daki ölümüne kadar Sulayem ile olağanüstü yakın bir bağı olduğunu ortaya koyuyor. Bu tarih aralığı, sızdırılan Yahoo! hesabından elde edilen e-postaların tarih aralığıyla örtüşüyor.

Epstein, Sulayem’in güvenilir bir arkadaşı ve danışmanıydı, fakat ağının Birleşik Arap Emirlikleri’nin yönetici kesimlerinin tüm katmanlarına yayılmış olduğu görülüyor. 2013 yılında Epstein’i ziyaret eden bir gazeteci, New York’taki malikanesinin antresinde sergilenen bir fotoğrafta Epstein’in Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayid ile birlikte plaj kıyafeti ve şnorkel ekipmanı giyerken görüldüğünü belirtti.

2006 yılının başlarında, ABD’li politikacılar DP World’ün altı büyük ABD limanını satın almasını engelleyerek bu teklifi büyük bir ulusal güvenlik skandalına dönüştürdüğünde, BAE yönetimi “küçük düşürülmüş” hissediyordu.

Şirket geri çekilmek zorunda kaldıktan sonra, o dönem Abu Dabi Veliaht Prensi olan Şeyh Muhammed bin Zayid en-Nahyan, ülkenin Washington’da bir daha asla hazırlıksız yakalanmayacağına söz verdi.

Skandalın ardından, DP World ABD’deki faaliyetlerinden çekilirken, Sultan Ahmed bin Sulayem, Jeffrey Epstein’e e-posta göndererek Kasım 2006’da New York’ta bir toplantı ayarlamasını istedi. Epstein, Sulayem’e “daha erken gel” diye baskı yaparak toplantıyı sabırsızlıkla bekliyordu. Ertesi yıl, Sulayem, şirketin uluslararası genişlemesini sürdürmesi ve Washington ile ilişkilerini istikrara kavuşturması için DP World’ün başkanlığına atandı.

Epstein ve Sulayem, iş ilişkilerinin ötesinde yakın bir kişisel ilişkiye sahiplerdi. 2007 yılının kasım ayında, Florida’da cinsel istismar suçlamasıyla yargılandığı davadan birkaç ay sonra, Epstein Sulayem’e, ikisinin de tanıdığı bir kadından “komik bir hikaye” duyduğunu söyledi; Sulayem ise, “Evet, birkaç ay boyunca birkaç denemeden sonra New York’ta buluşmayı başardık. Bir yanlış anlaşılma var, o İŞ istiyordu! Ben ise sadece KADIN İSTİYORDUM!” diye cevap verdi. Epstein, “Allaha şükür, hâlâ senin gibi insanlar var,” diye karşılık verdi.

2007 yılının başlarında, DP World’ün beklenen halka arzı hakkında tavsiyelerde bulunurken, Epstein, Sulayem tarafından kendisine iletilen, Dubai’nin hükümdarı Muhammed bin Raşid el-Maktoum tarafından yazılan bir kitabın yayınlanmamış İngilizce çevirilerini inceledi ve kitabın yurtdışında daha iyi karşılanması için çeviriye ilişkin geri bildirimde bulundu.

İkili düzenli olarak iletişim halinde kaldı, iş stratejilerini tartıştı, üst düzey iş ve siyaset liderleriyle toplantılar düzenledi ve Epstein’in özel adası Little St. James’te tatiller ayarladı.

Epstein, Mart 2007’de birlikte geçirdikleri keyifli bir gezinin ardından Sulayem’e şöyle yazmış:

“Umarım eğlenmişsindir, seni arkadaşım olarak görmekten mutluluk duyuyorum, tanıştığım tek kişi sensin, benim kadar çılgın olan tek kişi.”

Epstein’in ölümünden sonra Miami Herald, komşu ada Great St. James’in 2016 yılında Sulayem’in adına satın alındığını keşfetti. Sulayem’in bir yardımcısı gazeteye, Epstein’e mülk tapusunda adını kullanma izni vermediğini söyledi. Ada daha sonra özel bir yatırım şirketine satıldı.

Epstein’in 2010 yılında kamu hayatına geri dönmesinden sonra, Ehud Barak’ın hacklenen gelen kutusundan alınan ikinci bir e-posta grubu, Epstein’in İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki elitler arasındaki bağları güçlendirmek için ortak bir çaba başlatmasıyla Epstein ve Sulayem’in ilişkilerinin gelişmeye devam ettiğini gösteriyor.

2010’ların ortalarında Epstein, Barak ve Sulayem arasında birkaç kez görüşme ayarladı ve bunları Barak’ın Dubai hükümdarına yakınlaşması ve İsrail’in diplomatik ve güvenlik çıkarlarını yurtdışında tanıtması için bir fırsat olarak sundu. Epstein, 18 Haziran 2013’te Barak’a, “Bence tanışmalısınız. O, Maktoum’un sağ kolu,” diye yazdı.

Epstein’ın aracılık ettiği ilişki gelişmeye devam etti. 5 Ağustos 2018’de Sulayem, Epstein’e, Epstein’in fon sağladığı ve Barak’ın başkanlığını yaptığı, acil durum görevlileri ve güvenlik hizmetlerinin telefonlardan kesin konum verilerini ve canlı video/ses akışını almasını sağlayan İsrailli siber güvenlik şirketi Carbyne hakkında bir e-posta gönderdi.

Epstein ve Barak’a gönderdiği mesajda Sulayem, finansçıya şirkete yatırım yapmayı planladığını ve Carbyne’nin kurucusu Amir Elichai ile bu teknolojinin “Dubai 911” ve DP World tarafından işletilen limanlarda personel güvenliği için nasıl kullanılabileceğini tartıştığını bildirdi.

Epstein, İsrail’in 8200 numaralı sinyal istihbarat biriminin kıdemli üyesi Elichai’den, Sulayem’in o yıl Carbyne’nin B Serisi fon toplama turuna katılımını öneren bir e-postayı iletti. Epstein ve Barak ile görüştükten sonra Peter Thiel de bu turda yatırım yaptı.

Epstein, Barak’ın Moğolistan’daki üst düzey güvenlik yetkilileriyle ilişkiler kurmasına yardımcı olurken, Barak ve Elichai’yi Thiel’in risk sermayesi fonlarından birine tanıttı. Bu görüşmeler, 2017 yılında İsrail ve Moğolistan arasında resmi bir güvenlik anlaşmasına dönüştü ve bu anlaşma, Carbyne’nin Moğolistan acil servislerine entegre edilmesini de içeriyordu.

Drop Site, Carbyne’nin nihayetinde Dubai’de mi yoksa DP World bağlantılı liman operasyonlarında mı kullanıldığını doğrulayamadı. Fakat daha sonra kamuoyuna açıklanan raporlar, BAE’li yatırımcıların 2020’deki İbrahim Anlaşmaları’nın normalleşmesinden sonra Carbyne’ye hızla dahil olduklarını gösteriyor.

2009 yılında Epstein, Sulayem ile o dönem JPMorgan CEO’su olan arkadaşı Jes Staley’i bir araya getirdi. Amacı, kraliyet ailesinin uzun süredir İsviçre bankalarını tercih ettiği Basra Körfezinde JPMorgan’ın konumunu güçlendirmekti/harici

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın