İsrail ordusu, ABD merkezli silah devi Lockheed Martin tarafından üretilen “F-35i Adir” savaş uçaklarından 3’ünü daha teslim aldığını duyurdu. Uçakların Nevatim Hava Üssü’ne iniş yapması, bölgede tırmanan askeri gerilimin daha da derinleşeceğine dair endişeleri artırdı.
Ordudan yapılan açıklamaya göre yeni teslim edilen uçaklar 116. ve 140. filolarda görevlendirilecek. Açıklamada ayrıca, Ekim 2023’ten bu yana devam eden saldırılarda F-35’lerin aktif şekilde kullanıldığı vurgulandı. Bu durum, söz konusu uçakların doğrudan askeri operasyonlarda ve sivil kayıplarla gündeme gelen bombardımanlarda rol oynadığını bir kez daha gözler önüne serdi.
ABD-İsrail Askeri İş Birliği Tartışmaların Odağında
İsrail yönetimi, ABD ile yürütülen savunma ortaklığını “stratejik” olarak nitelendirirken, insan hakları örgütleri bu iş birliğinin bölgedeki çatışmaları körüklediğini savunuyor. Washington’un İsrail’e sağladığı gelişmiş silah sistemleri, barış çabaları yerine askeri çözümlerin tercih edildiği eleştirilerini güçlendiriyor.
Siyonist İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, ABD’den her yıl yaklaşık 3,8 milyar dolarlık askeri yardım alındığını kabul etmesi, İsrail’in savaş kapasitesinin büyük ölçüde Amerikan desteğine dayandığını bir kez daha ortaya koydu.
“Adir” Filosu Büyüyor, Bölgesel Gerilim Tırmanıyor
İsrail Hava Kuvvetleri’nin envanterinde halihazırda 40’ın üzerinde F-35i “Adir” bulunurken, bu sayının 75’e çıkarılması planlanıyor. Uzmanlara göre bu genişleme savunma amaçlı olmaktan çok, İsrail’in saldırı kapasitesini artırmaya yönelik bir hamle niteliği taşıyor.
F-35’in İsrail versiyonu olan “Adir”, artırılmış mühimmat kapasitesi ve saldırı kabiliyetleriyle dikkat çekiyor. Bu özellikler, uçakların bölgedeki askeri üstünlük arayışında kritik bir araç olarak kullanıldığını gösteriyor.
Silahlanma Yarışı Barışın Önünde Engel
Ortadoğu’da kalıcı barış çağrıları sürerken, ABD’nin İsrail’e yönelik silah sevkiyatlarını hız kesmeden sürdürmesi, “barış yerine silah ticareti” eleştirilerini beraberinde getiriyor. Yeni teslimatlar, sivillerin yaşadığı insani krizlerin derinleşebileceği yönündeki kaygıları da artırıyor.
