Yandaş Yazar İran Safını ‘İçimizdeki Kılıç Artıkları’ Diyerek Açıkladı

ABD emperyalizminin ve İsrail saldırganlığının hedefindeki İran’a dair bir yazı kaleme alan Yeni Şafak yazarı Ömer Lekesiz, içerideki “kılıç artıklarının” bölgesel iddiaları anlayamadığını söyledi, Selçuklu örnekleriyle süslediği yazısında, “kolektif şuur ve millîlik esasında halkıyla, kültürel değerleriyle İran’da olan her şey ‘bizim’dir” ifadesini kullandı.

İran uzun süredir İsrail ve ABD saldırganlığının hedefinde.

Bu saldırganlık bir süredir tehdit boyutundan fiili askeri kuşatmaya evrilirken, Yeni Şafak yazarı Ömer Lekesiz, AKP’nin içten içe büyüttüğü gerici ve fetihçi hezeyanları köşesine taşıdı.

Yazısına İran’a yönelik kuşatmaya atıfla başlayan Lekesiz, “Bu nedenle son 47 yıldır İslam tanımlı bir cumhuriyetle yönetilen İran’ın hata-sevap cetvelini çıkaracak bir günde değiliz. Hadi daha açık söyleyelim hem kendi halkında hem de kendi haricindeki Müslümanlara verdiği zarar nedeniyle söz konusu işlem cetvelinde sevap hanesini hiç açmayan İran’ı, sömürgeci Batı’nın kıskacında görmeye tahammülümüz de yoktur” deyip, İran’ı nasıl görmek istediğini ince ince aktardı.

Türkiye’de gericilerin Alevileri işaret ederek sıklıkla dile getirdiği “kılıç artığı” ifadesini tam da İran gündeminde “incelikli” şekilde kullanan Lekesiz, yazısına şöyle devam etti:

“Bu tutumumuz, içimizdeki kılıç artıklarının Libya, Somali ve Sudan başta gelmek üzere Türkiye’nin sorunlu beldelerde -hem tarihi hem de stratejik nedenlerle- bulunma zorunluluğuyla muhatap olduğu “Orada ne işimiz var?” sorusuna tabi olmayacak kadar kolektif şuurumuza dahildir. Bu sebeple söz konusu tutumumuz dışsal değil içsel, halk(lar)dan tek halk ve aynı inancın bağlısı olmak anlamında millîdir. Bu bağlamda “İran’da neyimiz var” sorusu da zaittir. Zira zikrettiğim kolektif şuur ve millîlik esasında halkıyla, kültürel değerleriyle İran’da olan her şey “bizim”dir.”

Lekesiz bu açık sözlülülüğünün ardından uzun uzun “bizim” dediği İran’ın başkenti Tahran’ın daha önce Selçuklu başkenti olduğunu bir kitaptan alıntılara yaparak anlattı.

Yazısının sonunda Selçuklu Devleti’nin kurucusu Tuğrul Bey’in mezarının Tahran’da olduğunu söyleyen Lekesiz, ardından İslam Ansiklopedisi atfıyla İran yazısını şöyle noktaladı:

“Rey’de onun adına “nisbetle Râzî nisbesiyle anılan birçok âlim yetişmiştir. Ebû Bekir er-Râzî, Ahmed b. Muhammed er-Râzî, Ebü’l-Fazl er-Râzî, Fahreddin er-Râzî, Muhammed b. Ebû Bekir er-Râzî, Kutbüddin er-Râzî bunlar arasında sayılabilir. Hasan Sabbâh da Reyli olup bazı kaynaklarda Râzî nisbesiyle anılır.”

Yandaş ikiyüzlülüğü

Yazıya İran’a yönelik emperyalist saldırganlığı kısmen de olsa hatırlatarak başlayan, İsrail saldırganlığını ise ağzına dahi alamayan Lekesiz, devam eden cümlelerinden anlaşılıyor ki, İran’a yönelik İsrail ve ABD saldırısı sonrası “ganimet” arayışına çoktan girmiş durumda.

İran’ın bölgedeki yıkımından AKP iktidarının ve Türkiye sermaye sınıfının karlı çıkacağı görüşünde olan birçok yandaş isim var, onlar yazılarında İran’a yönelik ABD saldırganlığına mesafelenme görüntüsü verse de, olası bir saldırganlığın kendilerine yeni kapılar açacaklarından emin gibi görünüyorlar. Ülkemizi ateşe attıklarından farkında olarak…

 

sol

 

Bu Haberi Paylaş
2 Değerlendirmeler