İran Dışişleri Bakanı Siyasi Yardımcısı Mecid Tahte Ravançi, BBC’ye verdiği özel röportajda; İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakerelerin bir sonraki turunun büyük olasılıkla Salı günü Cenevre’de yapılacağını duyurdu. “Topun Amerika’nın sahasında” olduğunu vurgulayan Tahte Ravançi, anlaşma yolunun ancak Washington’ın sorunları çözme konusundaki samimiyetini ve iradesini kanıtlaması durumunda açılabileceğini belirtti.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı, müzakerelerin gündemi hakkında; görüşmelerin sadece “nükleer meseleler” ve “yaptırımların kaldırılması” ekseninde odaklandığını açıkladı. “Sıfır zenginleştirme” konusunu kesin bir dille reddederek, İran’ın zenginleştirme konusundaki doğal hakkına ısrar ettiğini ve karşı tarafın da bu talebi aşmış göründüğünü vurguladı.
Tahte Ravançi ayrıca Tahran’ın kırmızı çizgilerini net bir şekilde çizdi ve İran’ın savunma ve füze yeteneklerinin ulusal güvenliğin bir parçası olduğunu, hiçbir şekilde müzakere veya pazarlık konusu yapılamayacağını ekledi.
Trump’ın Çelişkili Sinyalleri ve Yapay Mühletler
Tesnim haber ajansının haberine göre, konuşmasının bir diğer bölümünde Trump yönetiminin çelişkili sinyallerine değinen Tahte Ravançi; ABD Başkanı’nın anlaşma arzusundan bahsederken, aynı zamanda askeri tehditler ve “rejim değişikliği” söylemlerinin de duyulduğunu, bu yaklaşımların diplomasiyle bağdaşmadığını söyledi.
Ayrıca ABD tarafından dayatılan her türlü “yapay mühlet”i (deadline) reddederek, İran’ın belirlenen zaman dilimlerine esir olmayacağını, ancak karşı taraf ciddiyse kısa sürede bir anlaşmaya varmanın mümkün olduğunu hatırlattı.
Müzakere Yeri ve Umman’ın Rolü
Toplantının detaylarına ilişkin olarak; İran’ın müzakere yeri konusunda (Cenevre, Maskat veya Roma) esnek olduğunu belirten Tahte Ravançi, “Umman”ın arabuluculuk rolünün her koşulda korunması gerektiğini ve toplantıların muhtemelen bu ülkenin diplomatik mekanlarında yapılacağını vurguladı. Ona göre, görüşmelerin şekli “dolaylı” kalmaya devam edecek, ancak oturum aralarında kısa diplomatik karşılaşmalar yaşanabilir.

❤️MALCOLM-XX❤️
DÜZELTİLMİŞ SON VURGULU PAYLAŞIMIMIZDIR !!!
İRAN-İSRAİL KALICI BARIŞI NASIL OLMALIDIR ?
İran, Abd alçağıyla asla ticaret anlaşması yapmak ve bu konuda yatırım işbirliğine gitmek ya da Abd ile barışacağım diye tavizkar tutumlarla Abd’nin çok pahalı uçaklarını vs almak zarunluluğunda asla hissetmemelidir kendisini, çünkü bu tutum, tam bağımsız bir ülke olmanın gereğidir herşeyden önce !
Abd’den kesinlikle her zaman uzak ve mesafeli durulmalıdır ki bu tutum şerefli İran milleti’nin en büyük kazancı olacaktır hiç şüphesiz !
Abd’ye bir kere elini veren asla kolunu kurtaramaz ki buna en açık örnek Atatürk sonrası dönemde iktidara gelen ve Abd mandacısı olan İnönü ve ondan sonrasında da yine Abd siyaset müdahaleleriyle iktidara getirilen tüm sağlı-sollu işbirlikçi mandacı iktidarlar aracılığıyla ülkenin elini Abd’ye kaptırılmasıyla aradan yüz sene geçmesine rağmen ülkemiz, güzelim Türkiye’miz halen daha Abd’nin bu can yakıcı katmerli sömürüsünden ve damgalı Nato köleliğinden, ulusal onurunu halen bile kurtarabilmiş değildir geçmişten günümüze değin köleleştirilmiş olan yüce Türk Milleti’miz maalesef !!!
İran’ın bu anlaşmada yapması gereken tek anlaşma, Abd ve İsrail her koşulda İran’a karşı mesafeli duracak, iç işlerine ve ülke yönetimine müdahale etmeyecek, düşmanca davranışlar sergilemeyecek ve yaptırımları da derhal kaldıracak olup, İran’ın Ortadoğu’da ya da Batı Asya’daki bölgesel etkinlik alanlarına ve bölgesel müttefik ve kardeş ülke ilişkileriyle, bu onurlu dost ülkelere İran’ın sunduğu desteklerine ve ülkesel çıkarlarına, kesinlikle İsrail’le herhangi bir tehdit oluşturmamak üzere Abd, İsrail ve Batılı ülkeler tarafı, koşulsuz şekilde saygılı olacaklar ve dediğimiz gibi İsrail, İran’ın bölgesel çıkarlarına ve ilişkilerine saygılı olup da, ekonomik engeller çıkarmamaları karşılığında, İran tarafı da, İsrail’in bölgesel çıkarlarına ve müttefikleri olan İslamsı ülkeler arasındaki sömürü ve işgal ilişkilerine asla müdahil olmayacak , İsrail’in bu bölgesel dansözleri olan Arap ülkelerini işgallerine asla karışmayacak olup, evet israil’in bu “alan razı veren razı ” ilişkilerinde İran tarafı asla tehditkar davranmayacak ve İran İsrail’le karşı her daim ateşkes halinde olma durumunu koruyacak olup, İsrail’e karşı mesafeli duracak ve evet birbirleriyle hiç bir daim barışık olmayacaklar ama asla karşılıklı düşman da olmayacaklardır tıpkı Peygamber Efendimizin kendi zamanında Yahudilerle yapmış olduğu o değerli ve adil ‘Medine Sözleşmesi’ nde yapmış olduğu anlaşma misali gibi !!!
İsrail’in buradaki en büyük kazancı da, kendi ülkesel varoluşuna en büyük bölgesel tehdit gücü oluşturan bu bölgedeki tek Onurlu İslam Ülkesi olan İran ile karşılıklı saldırmazlık anlaşmasına razı etmek ve İran’la karşılıklı saldırmazlık ve savaşsızlık halini kazanmak ve korumak olacaktır hiç şüphesiz !!!
Evet en büyük ve en sağlam güvence budur İsrail için, “karşılıklı kalıcı saldırmazlık güvencesi”dir bu !
İran’ın kendi ulusal güvenlk güvencesi olan füze gücünü sınırlamaya kalkmak, ve barışçı nükleer hakkını engellemeye çalışmak ise, karşı tarafı tamamen ve hiç olmayacak şekilde ve getirisiz anlamda savunmasız bırakmak gibi hiç olmayacak bir anlaşamama aptallığından başka bir şey değildir doğrusu, bu anlamsız ve getirisiz zorlayıcı tutum terkedilmelidir, çünkü bu aptalca istekler kabul görmesi gereken akılcı ve getirili istekler asla değildir açıkçası !!!…
Son söz : Onurlu İran tarafı artık bundan sonrasında bencilliği bırakıp, saygıdeğer ve fedakar milletinin ulusal ve bölgesel tüm enerjisini, kendisinin ve bölgesel Onurlu müslüman ülke ve yönetim dostlarının ekonomik kalkınmaları ve güçlenmeleri için kullanıp, zalim İsrail’le onurlu şekilde İslami mücadele verme ve eğer varsa, ulusal onurlarını korumaları konusunda onlara, İsrail’le yeterli mücadele edebilmeleri için alan açmalı ve onurlu fırsat eşitliği imkanı ve ortamı bırakmalıdır ki kendi olusal ve yönetimsel onurlarını eğer varsa, İsrail’e ve Abd’ye karsı ispat edebilsinler ; yüce Allah’ın bu konudaki yüce istek ve iradesi budur hiç şüphesiz !!!
Evet çok değerli ve şerefli kardeşlerim, bu arada bölgesel barışı savunurken istemeden de olsa, eğer sürçü lisan ettiysek lütfen affola !
Her iki ülke halklarına ve kamuoylarına sonsuz saygılarımla.
Iran kendi yolunu seçmistir, o yol BRICS dir ve bu açik olarak 12 gunluk savaslarinda ve halihazirda amerikanin zalimce baskisinda (Rusya &Çin) yapilan fakat pek gorulmeyen anlasmalar ve stratejik isbirliklerinde gorulmektedir.
Iran’in ABD’yle dengeli, kazana olarak bir takim gerekli olan anlasmalari yapabilir bu hem iran hem bolge için gereklidir. Iranin dikkat etmesi gereken Amerikanin kendisi degil Iranin kendi içindeki iç dinamikleridir. çunku insan nefsi herzaman kotuyu ister dolaysiyla iran halkinin refah zaafiyla kendi benliginden uzaklasmasi olur ki Amerikanin planda budur. Halk ruhun, luks, zevk ve rahatlik virusuyle çurtmekle olur. Turkiye ornegi gibi. Insanin asil dusmani nefsin kendini ilahlastirmasidir ki bu her turlu kapiyi açmaktadir.