Arap dünyasının tanınmış analistlerinden Abdulbari Atvan, İran’ın nükleer müzakerelerde tüm kozları elinde bulundurduğunu belirterek, olası bir savaşın tam kapsamlı bir bölgesel çatışmaya dönüşeceğini savundu. Atvan’a göre İran bu süreçte yalnız kalmayacak, cepheler birleşecek ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kendi şartlarını Tahran’a dayatamayacak.
Atvan, YouTube kanalı “Sawt”a yaptığı açıklamada, Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği son görüşmeye ilişkin güvenilir bilgilerin sınırlı olduğunu, ancak tarafların pozisyonlarına dair net verilerin bulunduğunu ifade etti. İsrail’in ABD’yi savaşa teşvik ettiğini öne süren Atvan, İran’ın ise askeri ve siyasi açıdan üstün konumda olduğunu dile getirdi.
Analiste göre savaş ve bölge yönetimine ilişkin en önemli kozlar, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in elinde bulunuyor. Hamaney’in en güçlü kartının, kapsamlı bir bölgesel savaş tehdidi olduğunu belirten Atvan, İran’ın müzakere sürecinde de avantajlı olduğunu savundu.
İran’ın müzakerelerin başından bu yana iki temel konuda—balistik füze programı ve bölgedeki “direniş” gruplarına verdiği destek—görüşme yapılmayacağını açıkça ilan ettiğini aktaran Atvan, Tahran’ın yalnızca nükleer dosya hakkında müzakereye açık olduğunu söyledi. İran’ın Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen’deki gruplara desteğinin ve füze programının “kırmızı çizgi” olduğunu belirten Atvan, nükleer dosyada ise zenginleştirme oranının düşürülmesi gibi başlıkların konuşulabileceğini, ancak zenginleştirilmiş uranyumun teslim edilmeyeceğini ifade etti. Buna karşılık tüm yaptırımların kaldırılması gerektiğini vurguladı.
Atvan, İran’ın güçlü duruşunun, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani tarafından Umman Sultanı Heysem bin Tarık’a iletildiğini ve bunun Netanyahu–Trump görüşmesi öncesinde “ön alıcı bir hamle” niteliği taşıdığını söyledi. İran’ın, savaş arayışında olduğunu ileri sürdüğü Netanyahu’ya net mesaj verdiğini kaydeden Atvan, Tahran’ın talepleri temelinde müzakere edilmemesi halinde görüşme yapılmayacağını dile getirdi.
İran ve Hizbullah’ın yüksek özgüvene sahip olduğunu belirten Atvan, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın “İran’a karşı 48 savaş uçağımız hazır, tek başımıza savaşa girebiliriz” sözlerine de değindi. Atvan, İsrail’in daha önce yaşanan 12 günlük çatışmada aynı kapasiteye sahip olmasına rağmen ateşkes için arabuluculuk talebinde bulunduğunu ve Tel Aviv’in zarar gördüğünü öne sürdü.
İran füzelerinin, özellikle Hürremşehr füzesinin, kısa sürede Tel Aviv’e ulaşabilecek kapasitede olduğunu iddia eden Atvan, İsrail’in hava savunma sistemlerinin bu füzeleri engelleyemeyeceğini savundu.
Cumhuriyetçi Parti İçindeki Ayrışma
Atvan, ABD’de iç siyasi dengelerin de belirleyici olacağını belirterek, Trump’ın Netanyahu’nun İran’a yönelik şartlarını kabul etmeyeceğini öne sürdü. Cumhuriyetçi Parti içinde ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu savunan Atvan, bazı parti liderlerinin ABD’nin çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı olmayan kapsamlı bir savaşa girilmesine karşı çıktığını söyledi.
Yaklaşan ara seçimlere de dikkat çeken Atvan, kamuoyu yoklamalarının Cumhuriyetçilerin seçimlerde kayıp yaşayabileceğini gösterdiğini iddia etti.
ABD’nin İran’a karşı kaç uçak gemisi göndereceğinin belirleyici olmayacağını söyleyen Atvan, olası bir ABD–İran savaşının ilk anlarında Çin’in Tayvan konusunda adım atabileceğini ve savaşın uzun süreceğini öne sürdü.
“Tüm Cephelerde Koordinasyon” Vurgusu
Atvan, bölgede iki önemli gelişmeye daha dikkat çekti. Bunlardan ilki, Ali Laricani’nin Yemen’deki Ensarullah hareketinin müzakere heyeti başkanı Muhammed Abdusselam ile yaptığı görüşme oldu. Bu görüşmede savaş cepheleri arasında koordinasyonun ele alındığını belirten Atvan, Lübnan, Irak ve Yemen’deki grupların olası bir savaşta birlikte hareket edebileceğini söyledi.
Diğer gelişme ise Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım’ın “halk, ordu ve direnişin birlikteliği” vurgusu oldu. Atvan, bu açıklamanın Lübnan ve Filistin’in savunulmasına yönelik net bir mesaj içerdiğini ifade etti.
Atvan, değerlendirmesinin sonunda olası bir savaşın tam kapsamlı bir bölgesel çatışmaya dönüşeceğini yineleyerek, İran’ın yalnız kalmayacağını ve cephelerin birleşeceğini savundu. Netanyahu’nun İran’a şart dayatamayacağını öne süren Atvan, olası bir anlaşmada yaptırımların kaldırılacağını, İran’da uranyum zenginleştirmenin durdurulmayacağını ve bölgede yeni dengelerin oluşacağını ileri sürdü.
