Uzmanlar, JD Vance’in Muhsin Rızayi’ye mektup göndermesinin, ABD’nin tehdit ve baskılarının İran’ı geri adıma zorlayamadığı ve Trump’ın da savaşın siyasi ve ekonomik maliyetleri ile seçim kısıtlamalarıyla karşı karşıya kaldığı bir vasatta gerçekleştiği görüşünde.
- Müzakere Talebi, Mektup Gönderilmesi ve Arabulucu Yollanması Tehditlerin Azaldığı Anlamına Gelmez
- Tehditler Sonuç Vermeyince
- Beyaz Saray’ın Çıkmazdan Kurtulma Çabası
- Zorlu Yola İstenmeden Yapılan İtiraf
- İran Diplomatik Baskıya Boyun Eğmeyecek
- ABD Bataklıktan Çıkış Yolu Arıyor
- ABD Seçimleri ve Trump’ın Karar Çıkmazı
- İran’ın 7 Maddelik Şartlarının Uygulanması: Trump’ın Tek Yolu Mu?
Tehditler sonuç vermediğinde, baskılar karşı tarafı geri adıma zorlayamadığında ve diplomatik yollar da krizin düğümünü çözemediğinde; düne kadar tehdit diliyle konuşulan tarafa mektup gönderilmesi farklı bir anlam kazanır. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızayi’ye gönderdiği mektup haberi, ABD’nin İran ile yüzleşmenin sonuçlarıyla hâlâ boğuştuğu bir ortamda gündeme geldi.
Müzakere Talebi, Mektup Gönderilmesi ve Arabulucu Yollanması Tehditlerin Azaldığı Anlamına Gelmez
Tahran Cuma İmamı Vekili Hüccetülislam Hac Ali Ekberi, Cuma namazı hutbelerinde İran-ABD ilişkilerindeki son gelişmelere değinerek diplomatik görünüşlerin aldatıcılığına karşı uyarıda bulundu ve müzakere talebi, mektup gönderilmesi ya da arabulucu yollanmasının mutlaka tehditlerin azaldığı anlamına gelmediğini vurguladı.
ABD’nin İran’a yönelik geçmişteki tutumunu hatırlatan Cuma İmamı Vekili, İran milletinin Washington’ın düşmanca eylemleri konusunda muhtelif tecrübelere sahip olduğunu, bu doğrultuda ülkenin diplomatik hamlelerini basiretle ve pratik tutumları esas alarak değerlendirdiğini belirtti.
Tahran Cuma İmamı Vekili ayrıca, ABD ve Siyonist rejimin İran direnişi karşısındaki çaresizliğine işaret ederek, ABD’nin önceki planlarının başarısızlığa uğramasının ardından doğrudan sahaya inmesini, hedeflerini gerçekleştirmedeki zorluğun bir işareti olarak niteledi.
Bu açıklamalar, ABD Başkan Yardımcısının İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri ile mektuplaşmasının, Washington’ın tehditkar tutumunu sürdürürken neden aynı zamanda yazışma ve mesaj iletme yolunu da takip ettiği sorusunu gündeme getirdiği bir sırada yapılıyor.
Tehditler Sonuç Vermeyince
Siyasi Analist Sepehr Haleci, Amerikalıların şu ana kadar tehditlerinden bekledikleri sonucu alamadıklarına ve arabulucuların kapasitesini kullanmanın da krizin düğümünü çözemediğine inanıyor.
İran’ın başarısız İslamabad müzakerelerini geride bıraktığına işaret eden Haleci, Trump’ın mevcut durumunu çetin olarak tanımlıyor ve ABD Başkanı’nın şu anda daha kötü ile en kötü arasında bir seçimle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Haleci’nin bakış açısına göre, İran’ın bölgesel denklemlerdeki konumu ve dünyanın enerji boğazlarındaki rolü Washington’ın hesaplarını karmaşıklaştırmıştır. Haleci, İran’ın bu yüzleşmenin ardından ABD ve Siyonist rejim karşısında direnebilen bir güç olarak farklı bir konumda yer aldığını ve bu gerçekliği kabullenmenin Washington için kolay olmadığını ifade ediyor.
Beyaz Saray’ın Çıkmazdan Kurtulma Çabası
Siyasi Söylem Uzmanı Mustafa Berzkar da Vance’in Muhsin Rızayi’ye yazdığı mektubu, ABD’nin siyasi ve ekonomik şartları ile İran’la savaşın sonuçları çerçevesinde analiz ediyor.
Berzkar’a göre, İran’la savaş Trump hükümetine ağır siyasi ve ekonomik maliyetler yüklemiştir; akaryakıt ve konut pahalılığına yönelik hoşnutsuzlukların artmasından Amerikan toplumunun bir kesiminin savaşın devamına karşı çıkmasına ve Cumhuriyetçilerin Başkan’ın performansının Kongre ara seçimlerindeki sonuçlarından duyduğu endişeye kadar…
Berzkar, Trump’ın savaşları bitirme ve ekonomik durumu iyileştirme vaadiyle seçim yarışına girdiğini, ancak şimdi kamuoyuna savaşın sonuçları ve vaatlerini gerçekleştirmenin zorluğu hakkında hesap vermek zorunda kaldığını belirtiyor.
Vance’in mektubuna değinen siyasi uzman, bu adımın Beyaz Saray’dan ve Trump’ın hesaplarından bağımsız bir hareket olarak değerlendirilemeyeceğini vurguluyor. Ona göre müzakere konusunun gündeme getirilmesi, ABD hükümetinin krizi çözme imkanı algısı yaratma ve savaşın getirdiği siyasi baskıları azaltma çabasının bir parçası olabilir.
Zorlu Yola İstenmeden Yapılan İtiraf
Uluslararası İlişkiler Uzmanı Kadrî ise Vance’in mektubunun kişisel ve Beyaz Saray politikalarından ayrı bir adım olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor.
Mektubun gönderilme aslının Trump tarafından doğrulanmasına ve ABD Başkanı’nın içeriğe dair farklı anlatısına işaret eden Kadrî, Vance’in yazışmasının Washington’ın siyasi ve medya tasarımının bir parçası olma ihtimalini öne sürüyor.
Kadrî’ye göre ABD, bu yazışmayı kullanarak aynı anda iki mesaj vermek istiyor olabilir: Bir yandan kendisini hâlâ baskı konumunda göstermek, diğer yandan iç kamuoyuna İran meselesinin çözüm sürecinin ilerlediği görüntüsünü sunmak.
İran Diplomatik Baskıya Boyun Eğmeyecek
El-Mayadeen kanalına konuşan İranlı bir kaynak, ABD’li yetkililerin son yazışmalarına değinerek, üst düzey ABD’li yetkililerin mektuplaşmaya yönelmesinin, Washington’ın diğer yollardan hedeflerine ulaşmadaki acziyetini gösterdiğini belirtti.
Kaynak, İran’ın diplomatik hamlelerin baskısı altında 7 maddelik şartlarından geri adım atmayacağını ve bu şartlar yerine getirilmeden yeni bir adım atmayacağını vurguladı. Kaynak ayrıca son yazışmaları müzakerelerin ilerlemesi veya İran’ın geri adımı olarak sunan raporların gerçeği yansıtmadığını kaydetti.
Söz konusu kaynağa göre Tahran, uygun gördüğü zaman Vance’in mesajının detaylarını yayımlayacaktır; mesaj gönderilmiş olması tek başına yeni müzakerelerin başladığı veya İran’ın tutum değiştirdiği anlamına gelmemektedir.
Bu duruş, İran’ın mesaj alışverişi ilkesi ile ABD’nin taleplerini kabul etmek arasında ayrım yapmaya çalıştığını göstermektedir; yani ABD sadece baskı aracını değiştirip diplomatik kanallardan mesaj ileterek İran’ı şartlarından vazgeçmeye zorlayamaz.
ABD Bataklıktan Çıkış Yolu Arıyor
Bu gelişmeler yan yana getirildiğinde ABD’nin içinde bulunduğu şartların zorluğunu gösteren bir tablo ortaya çıkmaktadır: Tehditler ABD’nin beklediği sonuca ulaşmamış, yüzleşmenin devam etmesi Trump hükümeti için ekonomik ve siyasi maliyetler yaratmış, arabuluculuk ve mektuplaşmalar da henüz bir anlaşmayla sonuçlanmamıştır.
Böyle bir ortamda uzmanlar, Vance’in mektubunun ABD’nin krizi yönetmek adına yeni bir yol bulma çabasının bir işareti olabileceğine inanıyor; tehditkar tutumların yanında Washington’ın politikalarını yürütmedeki zorluğuna işaret eden bir çaba…
Elbette mektubun resmi detayları yayımlanmadan ve ABD’nin pratik tutumu değişmeden bu yazışmanın nihai hedefleri hakkında kesin bir yargıda bulunulamaz. Bununla birlikte, uzmanların açıklamalarından ve ilan edilen tutumlardan çıkan ortak sonuç, ABD’nin mevcut maliyetli süreçten sıyrılmak için muhtelif yolları denemekte olduğudur.
Üniversite Öğretim Üyesi Mürteza Yarahmedi’ye göre Vance’in mektubu, ABD’nin hâlâ İran ile yüzleşmenin sonuçlarıyla karşı karşıya olduğu bir ortamda, hedeflerini gerçekleştirme yolunun daha da zorlaştığının bir göstergesi olabilir. Yarahmedi, şu anda asıl sorunun Beyaz Saray’ın bu durumdan çıkmak için pratik tutumunu gözden geçirmeye ve İran’ın 7 maddelik şartlarını uygulamaya hazır olup olmayacağı ya da diplomasi yoluyla da tehdit ve baskıyla elde edemediği hedeflerin peşinden gidip gitmeyeceği olduğunu vurguluyor.
ABD Seçimleri ve Trump’ın Karar Çıkmazı
Siyasi ve Uluslararası İlişkiler Analisti Mustafa Necefî de son gelişmeleri değerlendirirken, ABD hükümeti ve bizzat Trump’ın arabulucular vasıtasıyla Kongre ara seçimlerine kalan günlerde İran ile bir anlaşmaya varmak için yoğun bir çaba sarf ettiğine inanıyor.
Necefî’ye göre ABD seçimlerden önce bir anlaşmaya varmak istemekte, hatta seçim öncesinde nükleer dosyanın bir kısmı üzerinde anlaşmaya varılması konusunda ısrar etmektedir; ancak İran, 7 maddelik şartlarının gerçekleşmesi üzerinde durmakta ve bu şartlardan taviz verilemeyeceğini belirtmektedir.
Zamanın Trump için önemine dikkat çeken Necefî, ABD seçimlerinin 7 gün öncesi ve sonrasındaki zaman penceresinin kritik olduğunu, ABD Başkanı’nın seçim öncesinde olumlu bir siyasi şok yaratmak adına bir anlaşmaya ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
İran’ın 7 Maddelik Şartlarının Uygulanması: Trump’ın Tek Yolu Mu?
Vance’in mektuplaşmasından arabuluculuk çabalarına, Trump’ın seçim endişelerinden yüzleşmeyi sürdürmenin zorluğuna kadar tüm bu gelişmeler, ABD’nin krizi yönetme konusunda kolay seçeneklerle karşı karşıya olmadığını göstermektedir. Tehdit ve baskı İran’ı ABD’nin taleplerini kabule zorlayamamış, diplomatik yazışmalar da şu ana kadar Tahran’ın tutum değiştirdiği anlamına gelmemiştir.
Bu şartlar altında, ABD’nin bu kilitlenmeden çıkması için tek gerçekçi yolun İran İslam Cumhuriyeti’nin 7 maddelik şartlarını kabul etmesi ve Tahran’ın uygulanmasını vurguladığı taahhütler çerçevesinde hareket etmesi gibi görünmektedir. Washington’ın pratik yaklaşımında bir değişim olmadan mektup gönderilmesi, arabulucu yollanması ve müzakerelerin yeniden gündeme getirilmesi kalıcı bir anlaşmaya yol açamaz.
Şimdi asıl soru şudur: Beyaz Saray mevcut çıkmazdan kurtulmak için taleplerini dikte etme politikasından vazgeçip İran’ın şartlarını kabul etmeye hazır olacak mıdır? Tahran’ın tutumundan şu ana kadar anlaşılan şey nettir: Yazışma ve müzakere, şartların uygulanmasının yerini almayacak ve bir sonraki adıma dair karar, karşı tarafın taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olacaktır.
not: bu analiz farsnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir
