Trump Ara Seçim Krizinde; Anketler Ne Söylüyor?

Adem Namlı

Trump, ABD ara seçimleri arifesinde seçim mitingleri düzenleyip İran savaşının kazanımlarını tekrarlayarak Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğu korumaya çalışıyor; ancak anketler ekonomik performanstan ve savaştan duyulan geniş çaplı memnuniyetsizliği gösteriyor. Cumhuriyetçilerin yenilgisi, Trump’ın başkanlığının son iki yılını Kongre ile yıpratıcı bir çatışma dönemine dönüştürebilir.

 3 Kasım ara seçimlerine bir haftadan az bir süre kala Trump, İran’a karşı savaşı kendi hükümetinin bir başarısı olarak sunmaya çalışıyor. Bununla birlikte anketler, bu anlatının seçmenlerin büyük bir kısmının zihinsel gerçekliğiyle örtüşmediğini gösteriyor.

26 Ekim tarihli Reuters/Ipsos anketine göre Trump’ın halk desteği (popülaritesi) %32’ye gerilemiş durumda ve Demokrat adaylar muhtemel seçmenler arasında Cumhuriyetçilerin 9 puan önünde yer alıyor. Washington Post, ABC News ve Ipsos’un ortak anketinde ise katılanların %66’sı Trump’ın performansından memnuniyetsizliğini dile getirdi.

Seçimsel Zayıf Noktaya Dönüşen Savaş

Trump’ın en önemli sorunlarından biri, seçim vaatleri ile hükümetinin icraatları arasındaki mesafedir. ABD Başkanı daha önce ülkeyi maliyetli dış savaşlardan uzak tutma sözü vermişti; ancak İran ile yaşanan çatışma artık uzun ve maliyetli bir savaşa dönüşmüş durumda.

Pew Araştırma Merkezi’nin Ekim ayı anketine göre Amerikalıların %65’i Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonu yönetme biçiminden memnun değil ve sadece %33’ü onun performansını destekliyor. Ayrıca yanıt verenlerin %73’ü benzin ve akaryakıt fiyatlarındaki artıştan endişe duyduğunu, %71’i ise Amerikan askerlerinin ölmesi veya yaralanmasından korktuğunu belirtti.

Savaşın maliyeti de hükümet üzerinde bir baskı unsuruna dönüşmüş durumda. Associated Press, 28 Ekim tarihli raporunda Pentagon’un 16 Ekim’e kadarki savaş maliyeti tahmininin 47,1 milyar dolara ulaştığını yazdı; bu rakam mühimmat değişimi, teçhizat hasarı ve askeri operasyon masraflarını kapsıyor olup ABD üslerine verilen zararları içermiyor.

Birçok Amerikalının artan yaşam maliyetleriyle mücadele ettiği bir ortamda, Trump’ın savaşı sürdürmeyi savunması kamuoyunu ikna ettiği anlamına gelmiyor. Associated Press daha önce Trump’ın benzin fiyatlarındaki artışı savaş için “kabul edilebilir bir bedel” olarak tanımladığını bildirmişti; bu tutum, doğrudan yakıt maliyetiyle yüzleşen seçmenler için pahalıya patlayabilir.

Demokratlar Kongre’yi Ele Geçirirse Ne Olur?

3 Kasım seçimlerinde Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun 35 sandalyesi oylamaya sunuluyor. Cumhuriyetçiler şu anda her iki mecliste de çoğunluğa sahip, ancak anketler Temsilciler Meclisi’nin kaybedilme olasılığının yüksek olduğunu gösteriyor.

Washington Post, ABC News ve Ipsos anketine göre Amerikalıların %59’u, Trump’a karşı denetleyici ve caydırıcı bir rol oynaması için Temsilciler Meclisi denetiminin Demokratların eline geçmesini tercih ediyor; buna karşılık %35’i başkanın programlarını desteklemek üzere Cumhuriyetçi çoğunluğu istiyor.

Demokratların Temsilciler Meclisi’ndeki zaferi, Trump’ın başkanlığının son iki yılının siyasi rotasını zorlaştırabilir. Meclis komiteleri hükümetin kararları, savaş harcamaları ve askeri operasyonların yönetilme biçimi hakkında daha geniş çaplı soruşturmalar yürütebilecektir. Ayrıca Beyaz Saray tarafından desteklenen bütçe programlarının ve tasarıların onaylanması daha fazla engelle karşılaşacaktır.

Elbette meclis çoğunluğunun değişmesi, Trump’ın başkanlığının sona ermesi veya askeri operasyonların otomatik olarak durması anlamına gelmiyor. Başkan hâlâ yürütme yetkilerini koruyor ve vetosunun aşılması için her iki mecliste de üçte iki çoğunluk gerekiyor. Yine de Temsilciler Meclisi’nin kontrolü, Demokratlara hükümet kararlarının siyasi bedelini artırma ve performansını mercek altına alma imkanı tanıyacaktır.

Senato: Cumhuriyetçilerin Daha Zorlu Meydanı

Senato’daki durum daha karmaşık. Cumhuriyetçiler, Demokratlar ve müttefiklerinin 47 sandalyesine karşı 53 sandalye ile çoğunluğu elinde bulunduruyor. Demokratların etkili bir 51 sandalye çoğunluğuna ulaşabilmesi için net 4 sandalye kazanması gerekiyor.

CNN’in 29 Ekim tarihli raporuna göre Demokratlar, Michigan ve Texas’taki Senato yarışlarında umut verici bir konumda; ancak Maine ve Kansas eyaletlerindeki yarış hâlâ baş başa ve belirsizliğini koruyor. Dolayısıyla Temsilciler Meclisi’ni ele geçirmek Demokratlar için daha ulaşılabilir görünse de, Senato’da eş zamanlı bir zafer henüz kesin değil.

Her iki meclisin de ele geçirilmesi durumunda Trump hükümeti üzerindeki baskı artacak ve siyasi, ekonomik ile askeri programlarını ilerletmek daha da zorlaşacaktır. Cumhuriyetçiler Senato’yu korusa bile, Temsilciler Meclisi’nin kaybedilmesi Beyaz Saray’ı iki yıl boyunca soruşturmalar, bütçe tartışmaları ve siyasi çekişmelerle dolu gergin bir dönemle karşı karşıya bırakabilir.

Trump’ın Kendi Tabanını Bile Endişelendiren Savaş

Trump’ın sorunu sadece Demokratların muhalefeti değil. Pew Araştırma Merkezi’nin anketi, Cumhuriyetçilerin İran’a karşı savaşın yönetilme biçimine verdikleri desteğin de düştüğünü gösteriyor; onun bu alandaki performansını onaylayanların oranı Mart ayındaki %69 seviyesinden Ekim ayında %63’e geriledi.

Bu düşüş tek başına Cumhuriyetçi desteğinin çöktüğü anlamına gelmiyor, ancak savaşın Trump’ın kendi siyasi tabanında bile bedelsiz kalmadığını gösteriyor. Associated Press ayrıca bazı Cumhuriyetçilerin İran ile çatışmanın “Önce Amerika” seçim vaadi ve dış savaşlardan kaçınma ilkesiyle çelişmesinden endişe duyduğunu bildirdi.

Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer, Trump hükümetini net bir plan ve çıkış stratejisi olmadan savaşa girmekle suçladı. Eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi de çatışmayı sonlandırmak için belirli hedeflerin ve net bir planın bulunmamasını eleştirdi. Bu açıklamalar Trump’ın siyasi rakiplerinin tutumudur; ancak bu tür eleştirilerin yayılması ve tekrarlanması, savaşın seçim çekişmelerinin ana eksenlerinden biri haline geldiğini göstermektedir.

Bu baskıların yanı sıra ekonomik durum da Cumhuriyetçilerin aleyhine işliyor. Washington Post, ABC News ve Ipsos anketinde Amerikalıların %75’i ekonomik durumu olumsuz değerlendirdi ve %48’i finansal koşullarının Trump’ın başkanlığının başlangıcına kıyasla daha da kötüleştiğini söyledi. Böyle bir atmosferde, maliyetli bir savaşı defalarca savunmak, seçmenleri günlük sorunlarından zorunlu olarak uzaklaştırmıyor.

Güç Gösterisinden Prestij Krizine

Trump’ın İran’a karşı savaşı bir başarı olarak sunma konusundaki ısrarı, Beyaz Saray’ın bunun siyasi sonuçlarının önemini kavradığını gösteriyor. Bununla birlikte, zafer iddialarının tekrarlanması ancak seçmenlerin bunu kendi günlük deneyimleriyle uyumlu bulması halinde etkili olur; bu deneyim ise birçok Amerikalı için yakıt fiyatları, savaş maliyeti ve askerlerin güvenliği konusundaki endişelerle şekillenmektedir.

Ara seçimler tek başına savaşa ilişkin bir referandum değildir ve sonucu ekonomiden yerel adayların durumuna kadar diğer faktörlere bağlıdır. Yine de anketler, savaşın Trump hükümetinin en hassas zayıf noktalarından birine dönüştüğünü gösteriyor; bu durum Demokratların önce seçim yarışlarında, ardından Kongre’de yararlanabileceği bir konudur.

Trump, Amerika’yı maliyetli savaşlardan uzak tutma vaadiyle iktidara geldi, ancak şimdi mali ve siyasi bedeli giderek artan bir savaşı savunmak zorunda. Eğer Cumhuriyetçiler önümüzdeki seçimlerde yenilgiye uğrarsa, bu yenilginin tek nedeni İran savaşı olmayacak; ancak Trump’ın siyasi konumunu zayıflatan ve seçim vaatlerinin inandırıcılığını zedeleyen en önemli etkenlerden biri olabilir.

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın