Trump’ın Geri Adımı ve Yenilgiyi İtirafı: “Savaşı Ben Başlatmadım!”

Betul

İran’a karşı başlatılan savaş ABD ve Avrupa’yı derinden sarsarken; Trump, Macron ve Merz gibi Batı’nın siyasi liderlerine yönelik ağır faturadan dolayı eleştiriler şiddetle artmaktadır. Açık bir geri adım atan Trump, bu savaşı kendisinin başlatmadığını iddia ederek enflasyonun sebebinin Ukrayna savaşı olduğunu öne sürdü. Macron ve Merz ise bu kriz durumunun sebebinin İran’a karşı başlatılan savaş çığırtkanlığı olduğunu ilan ettiler.

Bu hafta salı günü (3 Kasım) yapılacak ABD ara seçimleri, İran’a karşı verilen savaşta Trump’ın uğradığı yenilginin seçimler üzerinde en temel ve belirleyici konulardan biri haline geldiği bir dönemde gerçekleşiyor. Benzin, motorin, gıda fiyatlarındaki artış ve Amerikan haneleri üzerindeki ekonomik baskının şiddetlenmesi; savaşa ve Cumhuriyetçilere duyulan hoşnutsuzluğu tırmandırmış, hatta Cumhuriyetçilerin bir kesimini bile Trump’tan uzaklaşmaya itmiştir. Anketler de halkın yüzde 70’inden fazlasının, İran’a karşı savaşı başlatarak yaşam maliyetlerindeki aşırı artıştan sorumlu olarak Trump’ı gördüğünü ortaya koyuyor. Savaşta ABD’nin uğradığı yenilgi ve bunun iç politikaya yansımaları ile seçimler eşiğinde ülkenin sürüklendiği kargaşa, Trump’ı o kadar dehşete düşürmüş ki; son günlerde önceki tutumlarını değiştirerek savaşı ABD’nin başlatmadığını, aksine ABD’ye karşı savaşı İran’ın başlattığını iddia etmeye başlamıştır! Oysa daha önce savaşın ABD’nin durumu üzerinde büyük bir etkisinin olmayacağını ve savaşın bitmesiyle birlikte ABD’nin zafer kazanmasının ardından akaryakıt fiyatlarının da hızla düşeceğini iddia ediyordu. Ancak küresel petrol fiyatlarının artması ve fiyatları düşürmeye yönelik tüm plan ve projelerinin başarısızlığa uğramasıyla birlikte, şimdi kendisini “kurban” konumuna getirmek ve savaşı başlatmakla İran’ı suçlamak istemekte; bu da aslında İran karşısındaki yenilginin itirafı anlamına gelmektedir.

Cani ABD Başkanı en son açıklamalarında şunları söylemiştir: “İran nükleer silaha sahip olamaz ve bu savaş ne pahasına olursa olsun sona erecektir. İran ile savaşı ben başlatmadım; İran yıllardır saldırgan bir tutum sergilemiş ve çok sayıda Amerikalıyı öldürmüştür… İran’daki savaş yakında sona erecek ve benzin fiyatları da düşecektir.”

Trump daha önce de ABD’deki akaryakıt fiyatlarındaki artışın sebebinin Ukrayna savaşı ve Kiev’in Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları olduğunu iddia etmişti.

Trump’a Yönelik İç Baskıların Artması

Raporlar, ara seçimlere üç gün kala Trump’ın halk, medya ve ülkenin siyasi figürleri tarafından yoğun baskı altında olduğunu gösteriyor. Seçimleri kaybetmekten şiddetle korkuyor ve bunu davranışlarından ve cümlelerinden açıkça anlamak mümkün!

Demokratlar da ABD ara seçimleri eşiğinde Trump’a karşı birçok dosyayı yeniden açtı. Epstein yolsuzluk adası dosyası bu dosyalardan biridir. Geçtiğimiz hafta ABD Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’ndeki Demokratlar, 5 kadının Jeffrey Epstein’ın huzurunda mevcut ABD Başkanını kendilerine tecavüz etmek ve tacizde bulunmakla suçladığını gösteren bir rapor yayımladı. Bu rapor, Trump’ın bu kirli dosyaya müdahalesinin ve katılımının daha önce söylenenden çok daha ötete olduğunu gösteriyor.

Donald Trump’ın ABD ara seçimleri arifesinde Ohio eyaletindeki seçim mitingindeki konuşması da geçmişteki Jeffrey Epstein bağlantısına yönelik iki kişinin protestosuyla kesintiye uğradı. Trump geçen hafta çarşamba günü Ohio eyaletinin Chillicothe şehrindeki seçim mitinginde konuşmasının başlamasından sadece birkaç dakika sonra katılımcıların protestosuyla karşılaştı. Protestoculardan biri “Trump, Jeffrey Epstein’ın uçağına bindi!” diye bağırarak sözünü kesti ve ardından başka bir kişi de itirazda bulundu. Güvenlik güçleri protestocuları miting alanından çıkardı. Trump bu protestolara tepki olarak yıllar önce Epstein’ı kendisine ait Mar-a-Lago kulübünden kovduğunu iddia etti. Ayrıca protestocuları ortalığı karıştırmak için para alan kişiler olarak nitelendirdi ve Epstein’ın siyasi bağlantılarına atıfta bulunarak Demokratları hedef aldı.

Financial Times da Demokrat Partinin seçim stratejisini değiştirerek “idari yolsuzluk, çıkar çatışmaları ve Donald Trump ailesinin mali rantlarını” kampanyaların ana ekseni haline getirdiğini yazdı. Bu habere göre Demokratlar, Beyaz Saray’ın mali dosyalarını geçim sıkıntıları, İran savaşı kaynaklı benzin ve gıda fiyatlarındaki artışla birleştirerek sistematik yolsuzluğun orta sınıfın hayatını pahalılaştıran doğrudan etken olduğunu savunuyorlar. Financial Times’ın yazısına göre anket verileri bu stratejinin etkinliğini doğrulamaktadır. Nitekim Financial Times ve Focaldata anketinde kayıtlı seçmenlerin yaklaşık yüzde 69’u Trump yönetimindeki “yolsuzluk, kişisel anlaşmalar veya çıkar çatışmaları” konusunda “çok” veya “kısmen” endişeli olduklarını belirtmişlerdir. Fox News anketinde ise seçmenlerin yüzde 88’i egemenlik altındaki yolsuzluktan “çok” veya “fevkalade” endişe duyduklarını ifade etmişlerdir; bu endişe düzeyi, enflasyon ve akaryakıt fiyatlarıyla ilgili kaygıların bile üzerine çıkmaktadır.

Haberde, bu gelişmelerin Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinden bu yana 2.2 milyar dolardan fazla kişisel gelir elde ettiğinin ortaya çıkmasından sonra şiddetlendiği belirtiliyor; bu, Amerikan başkanları tarihinde eşine az rastlanır bir servet edinme biçimi olarak değerlendiriliyor.

Obama, Harris ve Kerry’nin Saldırıları

Demokrat Partinin liderleri de yolsuzluk, akılsızlık ve Trump’ın İran’a karşı savaştaki ağır yenilgisini Trump’a yönelik saldırılarının ana ekseni haline getirdiler.

ABD’nin eski Başkanı Barack Obama, Demokratların Georgia eyaletindeki seçim mitinginde Donald Trump’ın İran’a karşı savaşını eleştirerek bu çatışmayı, Washington’ın ilan edilen hedeflerine ulaşmadığı gibi ABD için ağır askeri ve ekonomik maliyetler getiren gereksiz bir girişim olarak nitelendirdi. Obama, enflasyon ve fiyat artışlarının ülkenin mevcut başkanının yanlış kararları, yani uyguladığı tarifeler ve İran’a karşı başlattığı savaş sebebiyle olduğunu söyledi. Ayrıca İran’ın şu anda Hürmüz Boğazı’nda bu stratejik su yolundaki geçişleri etkilemesine imkan tanıyan bir güce sahip olduğunu belirtti. Dünya petrolünün büyük bir kısmının Hürmüz Boğazı’ndan geçtiğini ve bu güzergahtaki her türlü aksarmanın enerji piyasasını baskı altında bırakabileceğini ifade etti. Petrol ve motorin fiyatlarındaki artışın, malların ve hizmetlerin pahalılaşmasının savaşın sonuçları olduğunu vurgulayarak, çatışma devam ettiği sürece Amerikan tüketicilerin bu baskıların hızlı bir şekilde azalmasını beklememesi gerektiğini kaydetti.

Obama ayrıca savaşın maliyetlerini eleştirerek şunları söyledi: “Müttefiklerimiz ve üslerimiz saldırıya uğradı. Amerikalılar öldürüldü. Yüzlerce Amerikalı yaralandı. Füzelerimizin stoklarını tükettik ve bu bizi daha savunmasız hale getirdi. İran artık Hürmüz Boğazı üzerinde veto hakkına sahip.”

Eski ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de CNN’e verdiği röportajda, ülkenin başkanı Donald Trump’ın yanlış varsayımlarla İran’a karşı saldırgan bir askeri eylem başlattığını ve kendisini çok elverişsiz bir konuma soktuğunu söyledi. Kerry, “Bence [ABD ara seçimlerinden] sonra askeri bir saldırı başlatmak büyük bir hata olur. Bu, İranlıları etkileyecek bir şey değildir” dedi.

Biden’ın yardımcısı Kamala Harris de şunları kaydetti: “Trump yönetimi Amerikan tarihindeki en acımasız, en yolsuz ve en liyakatsiz yönetimdir… Geçtiğimiz bir buçuk yıl boyunca birçoğumuz öfke, hayal kırıklığı ve çaresizlik yaşadık; ancak o devir sona erdi ve şimdi öfkeyi pratik bir eyleme dönüştürme zamanıdır.”

ABD’li Senatör Chris Murphy de İran’a karşı savaşı yeniden başlatmanın delilik olduğu ve hedeflerine ulaşamayacağı konusunda uyardı.

Michigan’dan ABD Senatosu’nun Müslüman adayı Abdul el-Sayed, Trump’a saldırarak şunları söyledi: “Trump, Washington’ın sistematik yolsuzluk bataklığının en büyük timsahıdır; 2 milyar 200 milyon doları cebine indirmiş ve halkı temel mallarda yüksek enflasyonla baş başa bırakmıştır.”

Lagarde’ın İstifasından Almanya Şansölyesinin Açıklamalarına

Trump’ın Amerikan savaşındaki yenilgisi sadece ABD’yi sarsmakla kalmadı, aynı zamanda Avrupa da bugünler son derece istikrarsız bir durum yaşıyor. Bunu Almanya Şansölyesinin açıklamalarından, Macron’un ifadelerinden ve ayrıca Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde’ın istifasından açıkça anlamak mümkündür.

Almanya Şansölyesi, İran’a karşı savaşın Avrupa’nın durumu üzerindeki yıkıcı etkisini eleştirerek şunları söyledi: “İran’a karşı savaşın en kısa sürede sona ermesi için çabalıyoruz; bu savaş Avrupa’yı büyük ölçüde etkiledi.”

Mehr ajansının El-Mayadeen’e dayandırdığı habere göre, ülkesi diğer Batılı ülkeler gibi ABD ve Siyonist rejimin İran topraklarına yönelik gayri meşru saldırısından sonra stratejik Hürmüz Boğazı’nın güvensizleşmesinden büyük zarar gören “Friedrich Merz” şu itirafta bulundu: “İran’ın içinde bulunduğu savaş, Avrupa üzerinde geniş çaplı bir etki yarattı.”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da Fransa’daki mevcut kargaşanın sebebinin İran’a karşı yapılan savaş olduğunu belirtti. Perşembe akşamı ünlü Fransız gazeteci “Hugo Decrypt”e verdiği röportajda Macron şunları kaydetti: “Satın alma gücü krizinin temel faktörü İran’a karşı savaş, Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve akaryakıt fiyatlarının artmasıdır. Fransa genelindeki bu tür protesto hareketlerinin bu faktörlerle bağlantılı olduğu açıktır.”

Fransa’daki mevcut protestoları önceki diğer protestolarla karşılaştıran Macron, “Bu bir vergi artışı değildir, bir devlet kararı değildir ve bu sosyal hareketi tetikleyen şey emeklilik sistemi reformları da değildir” dedi.

Eş zamanlı olarak gelen raporlar, İran’a karşı savaş nedeniyle Avrupa’nın karmakarışık ekonomik durumu ortasında Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın istifa edeceğini açıkladığını gösteriyor. IRNA’nın Mehr’e dayandırarak aktardığı habere göre bu karar, Avrupa Merkez Bankası’nın İran’la bağlantılı bir petrol şokundan kaynaklanan enflasyonist risklerle boğuştuğu ve diğer yandan başta Fransa olmak üzere tahvil getirilerindeki keskin artışın ekonomik büyümeyi tehdit ettiği bir dönemde alınıyor. Lagarde, artık daha geniş küresel meseleler karşısında sessiz kalamayacağını vurgulayarak, “Ben gerçeğe önem veriyorum ve gerçeğin çoğunlukla zarar gördüğünü ve sahte anlatılarla ihlal edildiğini görüyorum” dedi.

not: bu analiz kayhan.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın