Sıffin Savaşına Doğru Hareket (H. 36)

rasthaber

Rasthaber –  Savaşın Başlaması

“Allah birçok yerde ve Huneyn günü size yardım etmiştir. Hani çokluğunuz sizi gururlandırmış, ancak bu size hiçbir yarar sağlamamıştı ve tüm genişliğine rağmen yeryüzü size dar gelmişti. Sonra geriye dönüp kaçmıştınız.”
—Tevbe Suresi 25. ayet
Allah Resulü (s.a.a) savaş elbisesini kuşanmış bir şekilde ordusunun saf düzenini denetledi; onları savaşa ve sabırlı olmaya davet ederek, zafer müjdesi verdi. Ardından sabahın alaca karanlığında askerleri ile birlikte Huneyn vadisine indi.[17]
Huneyn vadisinin çevresinde gizlenerek pusu kuran Havazin ve Sakif müşrikleri aniden Müslümanlara saldırdılar. Önce Süleym oğulları kabilesinin atlı birlikleri ve ardından da Mekkeliler ve diğerleri dağılarak, artlarına bakmadan kaçışmaya başladılar.[18]
Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) askerlerine “Bana doğru gelin, ben Allah’ın resulü Muhammed b. Abdullah’ım” diyordu. Ancak askerler dağılmış ve Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında çok az kişi kalmıştı.[19]
Hz. Peygamber’i (s.a.a) Savunanlar ve Savaştan Kaçanlar
Huneyn Gazvesi Haritası
Kaynaklar, Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında sabit kalanların sayısı hakkında farklı görüşler nakletmiştir. Bazı nakillerde sadece dört kişiden söz edilmiştir: İmam Ali (a.s), Abbas b. Abdulmuttalib, Ebu Süfyan b. Haris b. Abdulmuttalib (Ben-i Haşim’den) ve İbn-i Mes’ud.[20] Başka bir rivayette de İmam Ali (a.s), Abbas b. Abdulmuttalib, Ebu Süfyan b. Haris b. Abdulmuttalib gibi Haşim oğullarından dokuz veya on kişinin bulunduğu ve Haşim oğulları dışında da Eymen b. Ümmü Eymen’in Hz. Peygamber’in (s.a.a) yanında kaldığı belirtilmiştir.[21]
Savaştan kaçanların sayısını ise, 100 ila 300 kişi olarak yazmışlardır.[22] Ebu Süfyan b. Harb ve Keledete b. Hanbel gibi kaçan Mekke halkından bazıları (Tuleka) İslam ve Müslümanlara olan kinlerini aşikar etmişlerdir. Hatta babası Uhud savaşında öldürülen Şeybe b. Osman b. Ebi Talha, Allah Resulü’nün (s.a.a) canına kastederek, suikast düzenlemek girişiminde bulunmuş ve bunda başarısız olmuştur.[23]
Allah Resulü’nün (s.a.a) Kaçanları Geri Döndürme Stratejisi
Hz. Fahr-i Kâinat efendimiz (s.a.a) bu durum üzerine, atının dizginlerini tutan ve gür bir sese sahip olan Abbas b. Abdulmuttalib’e “Ey Ensar! Ey Semure (Semure ağacı altında biat eden sahabeler) Ashabı! Ey Bakara Suresi Ashabı!” diye bağırmasını buyurdu. Abbas b. Abdulmuttalib’in bu nidası işitilir işitilmez, kaçanlar dört bir koldan Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına dönmeye başladılar[24]; öyle ki bir anda yüz kişi Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında bitiverdi. Daha sonra Hz. Resulullah (s.a.a) onlarla birlikte kahramanca müşriklerle savaştı.[25] Diğerleri de “lebbeyk” nidalarıyla dört bir taraftan hızla geri döndüler.[26]
Hz. Ali’nin (a.s) Cesareti
İslam’ın ilk dönemlerindeki savaşlarda olduğu gibi, bu savaşta da Hz. Ali (a.s) diğerlerinden daha güçlü ve daha cesur bir şekilde savaştı.[27] İmam Ali (a.s) düşman ordusunun sancaktarına saldırarak, onu öldürdü ve bu durumu gören müşrikler kaçışarak, dağılmaya başladılar.[28] Bir rivayete göre muttakilerin önderi Hz. Ali (a.s) bu gazvede düşman ordusundan kırk kişiyi helak etmiştir.[29]
Huneyn Gazvesindeki Gaybi Yardımlar
Rivayetlere göre Allah Resulü (s.a.a) bir avuç toprak aldı ve “yardım görmesinler” ve başka bir nakle göre “yüzleri kara” olsun diyerek, düşman askerlerine doğru attı ve bu onların yenilip kaçmasına neden olmuştur.[30] Ayrıca Kur’an-ı Kerim’in[31] ve rivayetlerin[32] tasrihine göre Huneyn günü melekler Müslümanlara yardım etmek için yeryüzüne inerek Müslümanlarla birlikte düşmana karşı savaşmışlardır.
Öldürülenler ve Esir Alınanlar
Müşrikler kaçmaya başlayınca Sakif kabilesinin Malik oğulları taifesinden 70 kişi öldürüldü.[33] Bazı rivayetlerde Havazin savaşında öldürülenlerle Bedir savaşında öldürülen müşriklerin sayısının aynı olduğu; yani yetmiş kişi olduğu belirtilmiştir.[34] Ancak Mes’udi bu sayının yaklaşık 150 kişi olduğunu yazmıştır.[35] Müslümanlar Huneyn gazvesinde kadın ve çocuklar dahil altı bin müşriki esir aldılar. Bunun yanı sıra 24000 deve, 40 binden fazla koyun ve dört bin ukiyye (eski bir ağırlık ölçüsü birimi) gümüş ganimet aldılar.[36]
Gazve Sonrası Hadisleri
Müşrikler Malik b. Avf ile birlikte Taif’e gittiler. Onlardan bazıları Evtas bölgesinde karargâh kurdu ve diğerleri; yani Sakif kabilesinden Enize oğulları da Nahle bölgesine yöneldi.[37] Allah Resulü (s.a.a) bir grubu Nahle bölgesine giden müşriklerin peşi sıra ve Ebu Amir Eş’ari’yi de Evtas bölgesine giden müşriklerin üzerine gönderdi. Ebu Amir onlarla girdiği savaşta öldürüldü ve yerine geçen amcasının oğlu Ebu Musa Eş’ari savaşarak onları yenilgiye uğrattı.[38]
Bu savaşta Haris b. Abduluzza’nın kızı ve Allah Resulü’nün (s.a.a) sütkardeşi olan Şeyma, Müslümanların eline düştü. Şeyma Hz. Resulullah’ın (s.a.a) huzuruna getirilince, Hz. Fahr-i Alem (s.a.a) ona saygı gösterdi ve kendi isteği üzerine onu kavminin yanına geri gönderdi.[39] Şeyma’nın Allah Resulü (s.a.a) ile konuşması ve Havazin esirleri hakkındaki ara buluculuğu, Havazin esirlerinin azat edilmesinin delillerinden biri olduğu rivayet edilmiştir.[40]
Müslümanların Huneyn Savaşı Sonrası Girişimleri
Huneyn savaşının sona ermesinin ardından Allah Resulü (s.a.a) her Müslümanın, öldürdüğü müşrikin savaş elbisesini kendisi için almasına izin verdi.[41] Daha sonra esir ve ganimetleri Hz. Resulullah’ın (s.a.a) yanında bir araya topladılar. İslam Peygamberi (s.a.a) esir ve ganimetlerin Huneyn vadisinin kuzeybatısındaki Ci’rane bölgesine götürülerek, orada muhafaza edilmesini emretti.[42] Savaştan sonra Allah Resulü (s.a.a) de Hicretin sekizinci yılı Zilkade ayının beşi Perşembe akşamı Ci’rane’ye gitti.[43]
Esirlerin Azat Edilmesi
Havazin kabilesinden bir heyet Ci’rane’de Allah Resulü’nün (s.a.a) yanına gelerek, esirlerin Hz. Peygamber (s.a.a) ile olan sütkardeşliğini ileri sürerek esirlerin serbest bırakılmalarını istediler. Allah Resulü (s.a.a) kendisi ve Abdulmuttalib oğullarının payına düşen esirleri onlara bağışlayınca, Muhacir ve Ensar da kendi paylarından vazgeçerek, onları Hz. Peygamber’e (s.a.a) havale ettiler. Esirleri azat etmeyi kabul etmeyen bazıları da, daha sonra kendi esirlerini serbest bıraktılar.[44]
Ganimetlerin Dağıtılması
Hz. Resul-ü Kibriya (s.a.a) ganimetlerin taksiminde, ilk olarak onların ve kavimlerinin kalplerini İslam’a ısındırmak için, Kureyş ve Arap kabilelerinin ileri gelenlerine pay verdi. Daha sonra Ebu Süfyan b. Harb gibi bazılarına 100 deve ve diğerlerine de 50 veya 40 deve verdi. Bunlardan sonra halkın ve ganimetlerin sayılmasını emretti ve her birine birer pay dağıttı. Allah Resulü’nün (s.a.a) Arap ve Kureyş’in ileri gelenlerine çok fazla pay vermesi üzerine, Ensar’dan bir grup iğneleyici sözlerle itiraz etmeye başladılar. Bunun üzerine Resul-ü Ekrem (s.a.a) Ensar arasında bir konuşma yaptı ve bu konuşmayla önce onları utandırdı ve daha sonra onları hoşnut ederek, haklarında dua etti.[45]
Medine’ye Doğru Hareket
Hz. Fahr-i Kainat efendimiz Ci’rane’de on üç gece kaldıktan sonra Zilkade ayının 18’i Çarşamba akşamı Umre yaptı ve Perşembe günü de Medine’ye doğru yola çıktı.[46]
wikishia.net
Bu Haberi Paylaş