Arap dünyasının önde gelen analistlerinden biri, İran’ın kendini savunma amacıyla Arap ülkelerindeki ABD mevzilerine saldırma hakkına sahip olduğunu vurguladı.
Filistinli analist ve bölgesel yayın yapan Rai al-Youm gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Abdul Bari Atwan, gazetenin son başyazısını İran’ın bölgedeki Arap ülkelerinde bulunan Amerikan üslerine yönelik “misilleme saldırılarına” ayırdı.
Atvan yazısında, birçok Arap hükümetinin İran’ın Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Bahreyn’deki çeşitli Amerikan üslerine yönelik füze saldırılarını kınadığını ve bunları kendi egemenliklerine saldırı olarak nitelendirdiğini; buna karşılık ABD ve Siyonist rejimin İran’a yönelik “kanlı ve vahşi saldırganlığını” kınamadıklarını belirtti.
Abdul Bari Atvan, şu noktaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti:
- Arap ülkelerindeki tüm Amerikan üslerinde ABD bayrağı dalgalanmakta ve Washington’daki Amerikan yetkililer bu üsler üzerinde tam egemenliğe sahiptir. Ev sahibi ülkeler ise bu üslerdeki hareketlilikten ya da buradan füze ve insansız hava aracı fırlatılmasından haberdar değildir.
Örnek olarak, Katar’ın eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Hamad bin Casim Al Sani’nin, Katar’ın Al Udeid Hava Üssü’nde neler olup bittiğini bilmediğini ve bilme hakkına da sahip olmadığını söylediğini aktardı. Atvan, onun bu değerlendirmesinin doğru olduğunu ifade etti.
- Bu Amerikan üsleri, İran’a yönelik saldırılarda kullanılmış; füzeler ve insansız hava araçları bu topraklardan İran’daki askeri ve sivil hedeflere doğru fırlatılmıştır.
- Orta Doğu bölgesindeki hedeflere yönelik tüm saldırı ve bombardıman planları, özellikle Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü başta olmak üzere bu üslerdeki ABD askeri komutanlığı tarafından hazırlanmakta; dolayısıyla İran’ın bu üslere yönelik herhangi bir saldırısı, meşru müdafaa ve saldırıya karşılık olarak değerlendirilmektedir.
- İran, defalarca hedefinin Amerikan askeri üsleri olduğunu, ev sahibi Arap ülkelerinin kendileri olmadığını açıklamıştır. Atvan’a göre bu doğrudur; zira söz konusu saldırılarda hiçbir Arap vatandaşı ya da göçmen zarar görmemiş, İran yalnızca Amerikan askeri personelini hedef almıştır.
- İran, hiçbir savaşı başlatmamış bir Müslüman ülkedir; İran’a saldıran taraf ABD ve İsrail’dir. Meşru müdafaa hakkı, tüm ilahi ve dini hukukta güvence altına alınmış bir haktır. Atvan’a göre, Amerikan ve Siyonist güçlerin Arap ve İslam topraklarını işgal ettiği ve Gazze Şeridi’nde eşi benzeri görülmemiş bir “soykırım savaşı” yürüttüğü bir ortamda, tüm Arap ve İslam ülkelerinin İran’ın yanında yer alması gerekmektedir.
- İran’ın Amerikan üslerine yönelik saldırıları yalnızca Arap ülkeleriyle, özellikle Körfez ülkeleriyle sınırlı kalmamış; Kıbrıs gibi Arap olmayan ülkelerdeki üsleri de hedef almıştır.
Abdul Bari Atvan, İran’ın ABD ve Siyonist rejimin “vahşi saldırganlığına” maruz kaldığını; bunun nedeninin tehditlere boyun eğmemesi, her zaman direniş cephesinde yer alması ve bu yolda çok sayıda şehit vermesine rağmen tutumundan geri adım atmaması olduğunu belirtti.
Makalenin sonunda ise şu ifadeler yer aldı:
“Meşru müdafaa hakkı yasaldır; egemenlik ve onur, saldırganlar hariç herkesin meşru hakkıdır. Bazıları —özellikle Arap rejimlerinin utanç verici durumu göz önünde bulundurulduğunda— bize karşı çıksa da, kalbimizden geçenleri söylemek ve inançlarımızı ifade etmek bizim hakkımızdır.”

