Güneybatı Asya’da yaşanan savaşa dair kapsamlı ve ciddi bir değerlendirme sunan eski CIA istihbarat analisti ve terörle mücadele uzmanı Larry Johnson, İran’a yönelik ortak ABD-İsrail saldırısını “katastrofik bir stratejik hesap hatası” olarak nitelendirdi.
Stratejik Pusula programında Profesör Hasan Ünal’a konuşan Johnson; Washington ve Batı Kudüs’ün, İran’ın iç istikrarı ile askeri dayanıklılığını temelden yanlış yorumladığını, bunun da Batı’yı uzun süreli bir depresyona sürükleme tehdidi taşıyan küresel bir ekonomik krizi tetiklediğini belirtti.
Johnson’ın “ölümcül bir saldırı” olarak tanımladığı 28 Şubat olaylarının ardından gerçekleşen görüşme, İran liderliğine yönelik suikast ve sonrasında Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına odaklanıyor. Çatışmanın 14. gününe girilirken Johnson, bölgenin jeopolitik mimarisinin geri dönülemez bir şekilde parçalandığı uyarısında bulundu. Johnson ayrıca Türkiye’nin, İsrail’in yıkıcı faaliyetleri için “sıradaki hedef” olarak riskli bir konumda bulunabileceğine dikkat çekti.
“Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail adına tam bir hesap hatası”
Mülakatın açılışında Profesör Ünal, mevcut çatışmaları ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen “apaçık bir saldırganlık” olarak tanımladı ve savaş sahasının, saldırganların orijinal planlarından önemli ölçüde saptığına işaret etti. Johnson bu görüşe katılarak Washington’daki istihbarat camiasının kendi kurguladığı anlatıların kurbanı olduğunu kaydetti.
“İran’ın askeri kabiliyetini hafife aldılar” diyen Johnson, Pentagon ve Mossad’ın “İran liderliğini yok etme kabiliyetlerini ise gözlerinde büyüttüklerini” belirtti. Johnson, Amerikalı planlamacıların; dini liderin ve üst düzey Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) yetkililerinin tasfiye edilmesinin halk ayaklanmasını tetikleyeceği yönündeki “yanlış bir inançla” hareket ettiklerini açıkladı. Johnson’a göre bu varsayım, CIA tarafından Demokrasi için Ulusal Vakıf (NED) ve USAID aracılığıyla finanse edilen kusurlu anket verilerine dayanıyordu.
Johnson, “İnternet üzerinden yapılan bir dizi kamuoyu yoklamasını finanse etmişlerdi; bu anketler İran halkının yüzde 80’inin İslam Cumhuriyeti’ne şiddetle karşı olduğunu iddia ediyordu. Ancak bunun bir yalan olduğu ortaya çıktı” dedi.
Maryland Üniversitesi’nin geleneksel telefon yöntemleriyle yaptığı ve rejimin yaklaşık yüzde 70 oranında desteğe sahip olduğunu gösteren karşı anketleri hatırlatan Johnson, “Yapılanları meşru kılacak hiçbir ifade yok; bu bir ihanet ve barbarlık eylemidir” diye konuştu. Johnson, mevcut ABD-İsrail tutumunu, Nazilerin Nürnberg’de yargılandığı saldırı savaşına benzetti.
“Türkler sıradaki hedefin kendileri olduğunun farkında mı?”
Görüşmenin önemli bir bölümü Ankara üzerindeki etkilere ayrıldı. Profesör Ünal’ın, Türkiye’nin İsrail retoriğine dair algısını tarif etmek için kullandığı “havlayan köpek ısırmaz” atasözüne rağmen Johnson sert bir uyarıda bulundu. Johnson, İsrail’in Tahran’la olan mevcut hesaplaşmasından sağ çıkması halinde, “tehlikeli ve kontrolden çıkmış” devlet aygıtını Türk liderliğine çevireceğini ifade etti.
Johnson, “İsrail dünyadaki en vahşi, en kontrolden çıkmış devlet yapısıdır” ifadelerini kullanarak şunları ekledi: “Başta Lübnan, Suriye, İran ve Yemen’de sivilleri katletmek üzere, başkalarına bu kadar fütursuzca ve düzenli olarak saldıran ve öldüren başka bir ülke yok.”
Türkiye’nin bu kaosun dışında kalabileceği düşüncesini reddeden Johnson, İsrail devletinin Türkiye’yi saygı duyulacak bir ortak olarak değil, alt edilmesi gereken stratejik bir engel olarak gördüğünü belirtti.
ABD’nin Türkiye’yi uzun süredir Ankara’nın uzun vadeli çıkarlarını gözetmeksizin kendi amaçları doğrultusunda kullandığını kaydeden Johnson, Washington’daki hakim görüşü “Türkiye, amaçlarımız için kullanılacak biridir” sözleriyle yansıttı.
Johnson, İran’ın “ezilmesi” konusunda yapılacak herhangi bir Türk işbirliğinin İsrail nezdinde minnetle değil, daha fazla yıkıcı faaliyetle karşılanacağı uyarısında bulundu: “Sizin de altınızı oyacaklar, sizi de mahvedecekler, sizden de kurtulacaklar.” Johnson, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsraillileri idare etme çabalarını ise “akıl dışı” olarak nitelendirdi.
“Donald Trump Siyonistlerin kontrolü altında”
ABD’deki iç siyasi dinamiklere değinen Johnson, Amerikan hükümetinin İsrail lobisinin “işgali altında” olduğu yönündeki tartışmalı görüşünü yineledi.
Binyamin Netanyahu’nun Donald Trump göreve geldiğinden bu yana Washington’a yaptığı yedi ziyareti, yönetim hiyerarşisine “talimat verildiğinin” kanıtı olarak gösterdi.
“Donald Trump da birçok Kongre üyesi gibi Siyonistlerin kontrolü altında” diyen Johnson, ABD ve İsrail’in 46 yıldır İran’ın dünyanın önde gelen terör sponsoru olduğu yönündeki “tamamen asılsız” iddiayı yaydığını kaydetti.
Terörle Mücadele Bürosu’ndaki deneyimlerine; CIA ve Ulusal Terörle Mücadele Merkezi verilerine dayanan Johnson, son çeyrek asırda uluslararası terörizmin ana itici gücünün Tahran değil; genellikle Suudi milyarderlerle bağlantılı olan Tekfirci ve Vahhabi gruplar, yani Sünni cihatçı unsurlar olduğunu vurguladı.
“İran kesinlikle bir numaralı terör sponsoru değil, yanına bile yaklaşamaz” diyen Johnson, İran’ın tarihsel itidaline dikkat çekti. 1980’lerdeki sekiz yıllık Irak savaşında Tahran’ın, ABD tarafından sağlanan gazla hedef alınmasına rağmen kimyasal silahlarla karşılık vermeyi reddettiğini hatırlatan Johnson, bunu, bu tür silahları “Allah’a karşı işlenmiş bir günah” olarak gören liderliğin “manevi rehberliğine” bağladı.
“İran dünya ekonomisini boğazından yakaladı”
Hürmüz Boğazı’nın İran tarafından kapatılması, askeri çatışmayı küresel bir ekonomik kuşatmaya dönüştürdü. Johnson, büyük ölçüde enerji bağımsızlığına sahip olan ABD’de bile psikolojik ve piyasa etkilerinin ağır olduğunu bildirdi.
Florida’daki bir akaryakıt istasyonunda benzin fiyatlarının bir hafta içinde yüzde 54 artmasını, gelecek günlerin habercisi olarak niteledi.
Ancak Johnson, petrolden daha “tehlikeli bir kesinti” tespit etti: Gübre için gereken üre ve azot tedariki. “İnsanlar benzin olmadan yaşayabilir; araba sürmek yerine yürüyebilirsiniz… ama gübre yoksa gıda da yok” diyen Johnson, “Altı yedi ay sonrası için kıtlık ve açlık artık kesin bir ihtimal” uyarısında bulundu. Johnson, talepteki çöküş küresel bir depresyonu tetiklemeden önce petrolün varil fiyatının 200 dolara ulaşabileceğini öngördü.
İran’ın stratejik kozunun artık mutlak olduğunu belirten Johnson, “İran bu darboğazı bırakmayacak. Neden bıraksın ki?” diye sordu. Tahran’ın artık tazminat, yaptırımların tamamen kaldırılması ve bir daha asla ABD veya İsrail tarafından saldırıya uğramayacağına dair sarsılmaz güvenlik garantileri talep edebilecek konumda olduğunu kaydetti.
“İran’ın askeri tesisleri dağların içine inşa edilmiş… Batı füzelerine karşı bağışık sayılırlar”
Taktik sahada ise savaş, hem Batı hem de Doğu teknolojisinin sınırlarını ortaya çıkardı. Johnson, Çin menşeli bir hava savunma radar sisteminin çatışma ortamında başarısız olduğu haberlerine rağmen, İran ordusunun gelişmiş ABD yapımı MQ-9 Reaper ve İsrail yapımı Hermes dron’larını başarıyla düşürdüğünü belirtti.
Johnson, ABD’nin JASSM (Müşterek Havadan Karaya Ayrılma Füzesi) mühimmatının İran altyapısına zarar vermesine rağmen ülkeyi silahsızlandırmayı başaramadığını ifade etti.
“İran, Ukrayna’nın üç katı büyüklüğünde” hatırlatmasında bulunan Johnson; nüfusunun yüzde 55’i sadece iki şehirde (Hayfa ve Tel Aviv) yoğunlaşan İsrail’in aksine, İran’ın uçsuz bucaksız olduğunu ve kritik varlıklarının yerin derinliklerine gömüldüğünü kaydetti.
“İran’ın yüz farklı yeri hedef almasına gerek yok… Sadece iki yer için endişelenmesi yeterli: Hayfa ve Tel Aviv” diyen Johnson, Basra Körfezi’ndeki en az bir ABD üssünün “hava savunma korumasının tamamen tükendiğini” ve personelin savunmasız kaldığını açıkladı: “İran füzeleri buraları dilediği gibi delip geçebilir.”
“Rusya öyle bir konumda ki… Dünya artık onlara umutsuzca muhtaç”
Johnson’a göre bu bölgesel patlamanın asıl kazananı Moskova. Basra Körfezi’nin devre dışı kalmasıyla birlikte Rusya; petrol, sıvılaştırılmış doğalgaz ve gübre arzı bol olan tek küresel güç olarak kaldı. Johnson, “Rusya öyle bir konumda ki dünya artık ona umutsuzca muhtaç; eminim Rusya bu durumdan yararlanacaktır” dedi.
Kapanış konuşmasında Johnson, Ortadoğu’da on yıllardır koruma kisvesi altında Körfez Arap devletlerini “sağmaya” dayalı ABD hegemonyası döneminin sona erdiğini vurguladı. İran füze bombardımanlarını durdurmadaki başarısızlık ve İsrail’in “çok katmanlı” hava savunma sisteminin Hizbullah’ın dört saatlik yoğun saldırılarından korunamaması, ABD’nin yenilmezlik algısını parçaladı.
Johnson sözlerini şöyle tamamladı: “Amerika Birleşik Devletleri, Calut’tur. Ve şimdi İran, tıpkı Davud gibi, taşıyla Amerika Birleşik Devletleri’ni tam iki kaşının ortasından vurdu; Amerika Birleşik Devletleri ise yere yığıldı.”/haarici
