müdahalelerinden birinin yıldönümüdür.
Bu günde Amerika tarihinde bir başka büyük fiyasko ve
yenilgi kayda geçti. Tebes olayı aslında Amerika’nın İran’a askeri saldırı
projesinin başlangıcı ve aynı zamanda sonu oldu. Bu operasyon çok titiz bir
plan çerçevesinde ve İran’ın Tebes çölündeki iklim şartları ve bu bölgede terk
edilmiş bir havaalanının tespit edilmesine dayanarak hazırlanmıştı.
Tebes Çölü Olayı
25 Nisan 1980 tarihinde Amerika’ya ait bir kaç askeri uçak
önceden hazırlanan çok titiz bir plan çerçevesinde gece yarısı İran hava
sahasına girerek ülkenin doğusunda ve Tebes çölünün tam ortasında terk edilmiş
bir havaalanına iniş yaptı. Bu açık tecavüz İranlı inkılapçı ve İmam Humeyni
–ks– çizgisinde hareket eden öğrencileri kendiliğinden gelişen bir hareketle ve
Amerika’nın İran’a yönelik müdahalelerini ve komplolarını protesto etmek
amacıyla 4 Kasım 1979 tarihinde Amerika’nın Tahran’daki casusluk yuvasını veya
büyükelçiliğini fethetmelerine tepki olarak gerçekleşiyordu.
İranlı inkılapçı öğrenciler Amerika’nın casusluk yuvasında
diplomat kılığında casusluk faaliyeti yürüten casuslarını rehine olarak
tutuyordu. Amerika ise bu konudan İran’a askeri müdahale bahanesi olarak
yararlanmak ve böylece İran’a müdahalelerini örtbas etmek istedi.
Amerika Tebes operasyonunu Kartal Pençesi olarak
adlandırmıştı ve amacını sözde Amerikalı rehineleri kurtarma şeklinde açıkladı.
Ancak Kartal Pençesi operasyonu hezimete uğradı ve böylece Amerika’nın İran’a
karşı müdahaleci hedeflerinin bir başka bölgesi olarak İslam inkılabı tarihinde
kayda geçti.
Bu operasyonu gerçekleştirmek için ilkin Amerikalı askerleri
taşıyan üç adet MC-130 kargo uçağı ve üç adet EC-130 yakıt tankeri uçağın Umman
kıyılarında yer alan Miser adasından kalkıp İran hava sahasına girmesi ve Çöl-1
olarak adlandırılan bir bölgede operasyona başlamak üzere inmesi gerekiyordu.
Operasyona, Umman körfezinde bulunan Amerikan uçak gemisinden kalkan 8 askeri
helikopterinin katılması ile tamamlanması gerekiyor. Böylece bu operasyon
Amerika açısından mükemmel bir operasyon olacaktı.
Aslında Amerika bundan önce de İran’a doğrudan müdahalede
bulunmuş ve hatta askeri darbe yaptırmıştı. Şimdi ise Tebes çölü üzerinden tecavüz
planı, tüm detayları iyice düşünülen ve İslam inkılabının zaferinden iki yıl
sonra uygulanan bir plan olacaktı.
Ancak bu operasyon ta başından Amerikan askeri uçaklarının
Tebes çölünde kum fırtınaya yakalanması ile birlikte hezimete uğradı. Aslında bu
operasyon Amerikalı devlet adamları için yeni bir macera değildi, çünkü bu
zümrenin tecavüzcü uygulamaları dosyası oldukça ağır ve karaydı ve Tebes olayı
bu cinayetlerin karşısında pek de büyük sayılmazdı, ama yine bu komplonun
hezimete uğramış olması Amerika için büyük bir rezalet ve fiyasko sayılıyordu.
Tebes olayı Amerika’nın İran’a yönelik müdahale eğiliminin
bir başka yüzünü sergiledi ve geniş boyutlara ulaştı ve tüm dünya neden İran
milleti Amerika’dan, yani bu milletin haklarına el uzatan devletten nefret
ettiğini anlamaya başladı.
Amerika yönetimi Tebes macerasından sonra izlediği tutumu
ise bir kez daha beyaz saray elebaşılarının bu maceradan ders almadığını ve
hatta Amerikalı casuslar serbest bırakıldıktan sonra müdahaleci tutumu daha da
genişlediğini ve her gün bu müdahalelere bir yenisi eklendiğini gösterdi.
Amerika hiç bir zaman İran milletine karşı müdahaleci
tutumundan el çekmedi ve sadece zaman zaman yöntemlerini ve senaryolarını
değiştirdi.
