ABD Başkanı Joe Biden döneminin dışişleri bakanı Antony Blinken, Donald Trump’ın İran’a karşı yürütülen savaşla ilgili son açıklamalarını reddederek, ABD başkanının yalan söylediğine dikkat çekti.
ABD’nin eski üst düzey diplomatı, X platformunda yaptığı paylaşımlarda, son konuşmasının videosunu yayımlayarak şöyle yazdı:
“Donald Trump beni, İran’a yönelik saldırısını destekleyen biri olarak gösterdi ve Biden yönetimi döneminde bu işi (İran’la savaşmayı) neden yapmadığımızdan dolayı pişmanlık duyduğumu söyledi. Oysa ben böyle bir şey söylemedim.
Kısaca söylemek gerekirse, Başkan Trump 2017 yılında İran’la yapılan nükleer anlaşmayı yırtıp atma ve yerine hiçbir şey koymama yönünde korkunç bir karar aldı. Obama yönetimi İran’ın nükleer programını sınırlamıştı, Başkan Trump ise bu programın serbest kalmasına izin verdi.
Eğer Başkan Trump sadece Nükleer Anlaşmayı korusaydı ne olurdu? Çoğu silah kontrol anlaşmasında olduğu gibi, anlaşma süresi dolduğunda bunu uzatılabilir veya yeniden müzakere edilebilirdi. Eğer İran bunu reddetseydi, ABD yine de İran’ın programı hakkında çok daha fazla bilgiye sahip olarak (şimdiye kadarki en kapsamlı denetimler sayesinde) askeri seçeneği elinde tutardı.”

Bu Amerikalı siyasetçi, ülkesinin İran’a karşı yürüttüğü savaşta askerleri, kendi halkını ve İran halkını savunuyormuş gibi bir tutum sergilemeye çalıştı ve İslam İnkılabı Rehberine yönelik suikastı destekleyerek şöyle yazdı:
Şu anda aynı anda birden fazla fikri aklımızda tutabilmeliyiz. Silahlı kuvvetlerimiz çatışmaya girdiğinde, hepimiz onların güvenliği ve başarısı için çabalamalıyız. İran halkına bu kadar acı çektiren (ve dünya genelinde, Amerikalılar da dahil olmak üzere, bu kadar şiddete yol açan) bir Ayetullah’ın gitmiş olması, İran’ın füze cephaneliğinin azalması ve nükleer programının yeniden yok edilmiş olması (çünkü görünüşe göre Haziran ayında yok edilmemişti) iyi mi? Evet, bunların hepsi iyi. Ama ne amaçla, ne bedelle ve ne kadar süre için?
Şimdi 86 yaşındaki Ayetullah Hamanei’yi 56 yaşındaki bir Ayetullah Hamanei ile değiştirmiş olduk, muhafazakarları güçlendirdik ve reformcuları olanları (İran’da) kenara ittik. Bu rejim beş gün içinde de, beş yıl içinde de çökebilir ama yerine ne gelecek?”
Görünüşe göre İran, en az %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumdan 5 ila 10 bomba yapabilecek kapasiteye ve muhtemelen bunu silah seviyesine çıkarabilecek yüzlerce santrifüje sahip. Bu ülke zamanla füzelerini, daha hızlı şekilde de insansız hava araçlarını yeniden inşa edebilir.”

Blinken, dünya ekonomisinin mevcut durumuna değinerek şöyle yazdı: “İran’ın Hürmüz Boğazı’nı silahlandırma ihtimalini öngörememek ve buna hazırlıksız yakalanmak bizi kelimenin tam anlamıyla dibe vurdurdu. Piyasalar (petrol, sıvılaştırılmış doğalgaz, hisse senetleri, tahviller, gübre) ve mühimmat (saldırı ve savunma) Başkan Trump’ın ne zaman zafer ilan edip savaştan çıkmak zorunda kalacağını belirleyecek, üstelik de boğaz İran’ın kontrolündeyken. Belki müzakere bu sorunu çözebilir, ama İran’a hangi tavizler verilerek? Ya da çok yüksek risklerle saldırıları tırmandırabiliriz.
13 Amerikan askeri hayatını kaybetti ve yüzlercesi yaralandı. İran halkı hâlâ son derece baskıcı bir rejimin altında yaşıyor. İran ve Rusya büyük petrol gelirleri elde ediyor. ABD, en yakın müttefikleri ve ortakları nezdinde her zamankinden daha fazla yalnızlaşmış durumda. Amerikan vergi mükelleflerinin milyarlarca doları Orta Doğu’daki başka bir savaşa harcanıyor ve bu savaşın finansmanı için Pentagon’dan 200 milyar dolar ek bütçe talep edildi. Ayrıca Trump yönetimi, bu savaşın neden gerekli olduğunu, Amerikan halkının çıkarına olup olmadığını veya Amerikalıların hayatını riske atmaya değip değmediğini halka açıklayamamıştır.”
Blinken, Trump’ın son yalanlarına da değinerek şöyle dedi:
“Kamuoyunu bilgilendirmek adına söylüyorum ki ben böyle bir şeyi (İran’la savaşı desteklemek veya Biden döneminde bunu yapmadığımız için pişman olmak) ne söyledim ne de savundum.”
