Eski CIA yetkilisi Philip Giraldi, Yargıç Andrew Napolitano’ya verdiği mülakatta ABD’nin İran politikasını, İsrail’in hedefleriyle uyumlu bir çizgi olarak tanımladı. Giraldi, kara harekatının ağır kayıplar doğuracağını ve siyasi sonuç üretme ihtimalinin düşük olduğunu belirtti.
Eski CIA yetkilisi Philip Giraldi, Yargıç Andrew Napolitano’nun programına verdiği mülakatta, İran’a yönelik olası bir savaşın taraflar açısından farklı hedeflere dayandığını söyledi. Giraldi, İsrail’in hedefini açık biçimde tanımlayarak, “İsrail’in hedefi İran’ı Batı Asya’da rekabet eden bir ülke olmaktan tamamen çıkarmak” ifadelerini kullandı.
Giraldi, ABD’nin hedeflerinin ise daha karmaşık olduğunu belirtti. ABD’nin doğrudan tanımlanmış bir stratejik hedef yerine İsrail’in talepleriyle uyumlu hareket ettiğini kaydeden Giraldi, “Amerika’nın hedefleri büyük ölçüde İsrail’in istediğine tam uyum gösterme eğiliminde” dedi.
Bununla birlikte Giraldi, Washington’un nihai amacının sahada belirli tavizler elde ederek siyasi zafer ilan etmek olduğunu ifade etti. Bu çerçevede İran’ın nükleer programı, uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve balistik füze kapasitesinin müzakere başlıkları arasında yer aldığını belirtti.
Giraldi, “Amaç, İran’dan belirli tavizler alarak bu süreci bir başarı olarak sunmak ve ardından geri çekilmek” değerlendirmesinde bulundu.
“ABD’nin hedefleri günlük olarak değişiyor”
Programın sunucusu Andrew Napolitano, ABD yönetiminin İran politikasındaki tutarsızlığa dikkat çekerek, Başkan Donald Trump’ın açıklamalarının sık sık değiştiğini söyledi. Napolitano, “Trump aynı gün içinde farklı ve çelişkili açıklamalar yapabiliyor” dedi.
Giraldi bu değerlendirmeye katılarak, ABD politikasının belirgin ve tutarlı bir çerçeveye sahip olmadığını ifade etti. Giraldi, “Ortaya çıkan tabloyu basitleştirirsek, ABD’nin politikası İsrail hükümetinin taleplerine hizmet ediyor” dedi.
Giraldi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ABD üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Netanyahu’nun Washington’a sık ziyaretler gerçekleştirdiğini belirten Giraldi, “Netanyahu konuşur, Donald Trump uygular” ifadelerini kullandı.
Bu ilişkinin niteliğine dair farklı ihtimallerin bulunduğunu belirten Giraldi, “Bu etkinin kaynağı şantaj mı, mali ilişkiler mi ya da başka unsurlar mı, kesin olarak bilinmiyor” dedi.
“İsrail lobisinin etkisi 1990’a kıyasla daha güçlü”
Mülakatta, ABD’li siyasetçi Pat Buchanan’ın 1990 yılında yaptığı açıklamalara da atıf yapıldı. Buchanan, o dönemde ABD Kongresi’ni “İsrail tarafından işgal edilmiş bölge” olarak nitelendirmişti.
Giraldi, bu değerlendirmeyi destekleyerek, “Bu sözler bugün de geçerliliğini koruyor” dedi. Giraldi, İsrail yanlısı lobinin etkisinin geçen yıllarda daha da arttığını belirtti.
Özellikle seçim finansmanı üzerinden yürütülen etkiye dikkat çeken Giraldi, “Son seçimlerde tek bir kongre yarışı için 22 milyon dolar harcandı” bilgisini paylaştı. Giraldi ayrıca bazı bağışçıların yüz milyonlarca dolarlık katkılar sunduğunu belirtti.
Giraldi, “Bu finansal yapı, ABD Kongresi’nden İsrail politikalarına karşı herhangi bir itiraz çıkmasını neredeyse imkansız hale getiriyor” dedi.
Bununla birlikte Giraldi, İran savaşının kamuoyunda sorgulanmaya başlandığını ifade ederek, “Bu savaşın zayıf planlanması ve yanlış gerekçelerle sunulması nedeniyle bazı kesimler bu ilişkiyi yeniden değerlendirmeye başladı” diye konuştu.
“Nükleer gerekçe siyasi hedefleri örtüyor”
Napolitano, İran’ın nükleer programına ilişkin argümanların gerçek bir tehditten ziyade siyasi gerekçeler taşıyıp taşımadığını sordu.
Giraldi, bu soruya net yanıt vererek, “Nükleer silah argümanının bir örtü olduğu yönündeki değerlendirmeye katılıyorum” dedi.
Giraldi, İsrail’in nükleer seçenekleri masada tutabileceğini de belirterek, “Eğer çatışma İsrail açısından olumsuz bir yöne giderse, nükleer silah kullanımının gündeme gelebileceğini göz ardı etmemek gerekir” ifadelerini kullandı.
Ancak bu tür senaryoların nasıl ele alındığına dair kesin bilgi bulunmadığını da ekledi.
“Kara harekatı ağır kayıplar doğurur”
Mülakatta, ABD’nin İran’a yönelik olası kara harekatı da ele alındı. Napolitano, bölgede konuşlandırılması planlanan ABD askerlerinin neyi hedeflediğini sordu.
Giraldi, bu tür bir harekatın doğası gereği kanlı olacağını belirtti. “Bu birlikler kan dökmek için gönderilir” diyen Giraldi, asıl amacın İran yönetimini istikrarsızlaştırmak ve rejim değişikliğine zemin hazırlamak olduğunu söyledi.
Ancak Giraldi, bu planın sahadaki gerçekliklerle örtüşmediğini vurguladı. İran’ın muhtemel çıkarma bölgelerini yıllardır tahkim ettiğini belirten Giraldi, “Kıyıdan yapılacak bir çıkarma ABD güçleri için ağır kayıplar doğurur” dedi.
Giraldi, “Sonuçta çok sayıda Amerikan askeri hayatını kaybeder, ancak siyasi hedeflere ulaşılıp ulaşılamayacağı belirsiz kalır” değerlendirmesinde bulundu.
Ayrıca bu tür bir müdahalenin bölgedeki ABD ve İsrail algısını daha da olumsuz etkileyeceğini ifade etti.
“Trump öngörülemez ve kararları kişisel”
Giraldi, ABD Başkanı Donald Trump’ın karar alma süreçlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Trump’ın dış politika konularında tutarlı bir anlayışa sahip olmadığını belirten Giraldi, “Trump meseleleri diplomatik ya da ulusal çıkar perspektifinden ele almıyor” dedi.
Giraldi, “Kararları büyük ölçüde kişisel değerlendirmelere dayanıyor ve bu durum onu tehlikeli kılıyor” ifadelerini kullandı.
Trump’ın geçmişteki davranışlarına bakıldığında İsrail’in talepleri doğrultusunda hareket etme eğiliminin ağır bastığını belirten Giraldi, bu eğilimin devam etmesini beklediğini söyledi.
“Zafer ilanı gerçeklikle örtüşmüyor”
Programda, Trump’ın İran’a karşı yürütülen savaşın kazanıldığı yönündeki açıklamaları da değerlendirildi.
Giraldi, bu açıklamaları gerçekçi bulmadığını belirterek, “Bu tür değerlendirmeler sahadaki gerçeklerle uyumlu değil” dedi.
Giraldi, savaşın hedeflerinin hava üstünlüğü elde etmekten çok daha geniş olduğunu hatırlatarak, “Rejim değişikliği, nükleer programın durdurulması ve füze kapasitesinin ortadan kaldırılması gibi hedefler söz konusuydu” ifadelerini kullandı.
Bu hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair somut göstergeler bulunmadığını belirten Giraldi, “Zafer ilanı erken ve temelsiz” değerlendirmesinde bulundu.
“Savaşın ekonomik ve siyasi maliyeti artıyor”
Mülakatın son bölümünde, savaşın ABD iç siyasetine etkileri de ele alındı. Napolitano, artan enerji maliyetleri ve enflasyonun Trump üzerindeki baskıyı artırıp artırmadığını sordu.
Giraldi, Trump’ın bu baskının farkında olduğunu belirterek, “Trump geri çekilme yollarını araştırıyor olabilir” dedi.
Ancak bu sürecin kolay olmadığını vurgulayan Giraldi, “Trump hem İsrail’den hem de ABD içindeki siyasi ve ekonomik çevrelerden yoğun baskı altında” ifadelerini kullandı.
Giraldi, bu koşullar altında alınacak kararların yalnızca askeri değil, aynı zamanda ekonomik ve siyasi sonuçlar doğuracağını belirtti/harici
