Şeytanin stratejisi insanın zaafı
Bugün dünyamızda olup bitenleri anlayabilmek için insanlık tarihini ilk yaratılışından itibaren ele almak, yaşadıklarımıza ışık tutacak ve birçok meseleyi daha iyi kavramamızı sağlayacaktır.
İnsanlığın tarihi, Allah’ın Âdem’i yaratma kararıyla başlamıştır. Allah (cc), Âdem’i diğer varlıklardan (melekler ve cinler) üstün kılmış ve meleklere ona secde etmelerini emretmiştir.
Başlangıçta melekler bir çekimserlik göstermiş, ancak Âdem’e öğretilen gizli isimler neticesinde onun üstünlüğünü anlayarak secde etmişlerdir. Buna rağmen şeytan secde etmeyi reddetmiş, kibirlenerek “Ben ondan üstünüm ve daha hayırlıyım” demiştir.
Bunun üzerine şeytan, Allah katından aşağılanarak kovulmuş ve böylece insan için düşmanın kim olduğu açıkça ortaya konmuştur.
Şeytan, Allah’tan izin isteyerek şöyle bir söz vermiştir: “Ben Âdemoğlunun neslini saptıracağım, onları isyana sürükleyeceğim ve çok azı hariç sana itaat edenler olarak bulmayacaksın.”
Nitekim Kur’an’da bu durum şöyle ifade edilir:
“Rabbim! Beni azdırmana karşılık, ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım. Ancak ihlasa erdirilmiş kulların müstesna.” Allah buyurdu ki: “İşte bu bana göre dosdoğru yoldur.” (Hicr 39-41)
Allah (cc) ise, şeytana uyanların cezalandırılacağını, ancak samimi ve salih kulların onun etkisine girmeyeceğini bildirmiştir.
ORTAYA ÇIKAN TEMEL GERÇEKLER
Bu olaylardan çıkan bazı önemli gerçekler şunlardır:
- Bu diyalog, Âdem henüz cennetteyken gerçekleşmiştir.
- Âdem için dünya hayatı hazırlanmıştır; çünkü onun yükselişi dünya hayatındaki imtihanına bağlıdır.
- Şeytanın hedefi, Âdem’i vesvese ile etkileyerek dünyaya yönlendirmek ve verdiği sözü gerçekleştirmektir.
Şeytanın vesvese vermesi için fiziksel olarak yanında bulunması gerekmez. Vesvese, fiziksel değil zihinsel ve ruhsal bir yönlendirmedir.
İNSANIN YARATILIŞI VE ZAAFLARI
Şeytanın Âdemoğluna karşı geliştirdiği strateji, insanın yaratılışındaki bazı özelliklere dayanır. Kur’an’da insanın şu yönleri vurgulanır:
- Zalim ve cahil oluşu
- Aceleci tabiatı
- Nankörlüğü
- Hırslı ve sabırsız oluşu
- Ümitsizliğe düşmeye meyilli olması
- Kıskançlığa yatkınlığı
Bu durum Yusuf Suresi’nde şöyle özetlenir:
“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Çünkü nefis, Rabbimin merhameti dışında daima kötülüğü emreder.” (Yusuf 53)
İnsanın bu zaafları, şeytanın kendisini üstün görmesine neden olmuştur. Çünkü Âdem’in çamurdan yaratılmış olması, şeytan tarafından basit bir madde olarak değerlendirilmiştir.
İNSAN KÖTÜLÜK İÇİN Mİ YARATILDI?
Bu noktada şu soru akla gelebilir:
Allah insanı günah işlesin diye mi yarattı?
Hayır. Aksine Allah insanı övmektedir:
“Biz insanı en güzel biçimde yarattık.” (Tin 4)
Allah yarattığı her şeyi güzel ve hikmetli yaratmıştır. Kötülük, yaratılışın özünde yoktur. Peki kötülük nereden gelmektedir?
İnsana Allah tarafından verilen özellikler (irade, akıl, seçim gücü), onun iyiyi de kötüyü de tercih edebilmesine imkân tanır. İnsan, kendisine verilen bu gücü doğru kullanamadığında kötülük ortaya çıkar.
Bir şeyin özü iyi olabilir; ancak insanın onu algılayışı ve kullanışı o iyiliği kötüye dönüştürebilir. Örneğin bir malın çalınması, o malın değerini değiştirmez; fakat insanın ona yüklediği anlam değişir.
Buradan çıkan sonuç şudur:
Her amelin bir getirisi ve götürüsü vardır ve bu, kişinin anlayışına göre şekillenir. Kötülük çoğu zaman, kaybedilen değerin insanda oluşturduğu duygusal karşılıktır.
İYİ VE KÖTÜ KAVRAMININ DÖNÜŞÜMÜ
İnsanlar, iyi ve kötü kavramlarının yerini değiştirebilir. Yani kötü olanı iyi, iyi olanı kötü olarak tanımlayabilirler. Bu durum, insanların kavrayışına ve tanımlama biçimine bağlıdır.
Şeytanın en büyük stratejisi de budur:
İlahi kavramların içini boşaltmak ve anlamlarını değiştirmek.
Bu nedenle:
- Allah (cc), ilahi kitaplar ve peygamberler göndermiştir. (Referans)
- Şeytan, beşeri sistemler kurarak insanları saptırmaya çalışmaktadır. (Çakma inançlar)
ŞEYTANIN STRATEJİSİ VE SEVIYELERI
Şeytanın sistemi dört katmandan oluşur:
- Halk seviyesi:
Geçim derdinde olan, düşünmeden üst sınıflara tabi olan kitle. - Yönetici seviyesi:
Gücü elinde tutmak isteyen, egosantrik çıkarlarını koruyan ve üst elit tabakaya hizmet eden kesim. - Elit seviyesi:
Dünyaya hâkim, hegemonik güç olmak isteyen ve şeytani güce hizmet eden yapı. - Şeytan seviyesi:
Onun amacı dünya olmayıp; Allah’a verdiği sözü yerine getirerek insanları saptırmaktır.
Bu strateji hegemonik yapıların temelini oluştur. Hegemonik yapıların hedefi dünyaya hakim olmak ve yönetmektir. Her hegemonik yapıda oluşan bir elit tabaka vardır, bu tabak, şeytanın emiri doğrultusunda hareket eder. Tarihimizde importaorluklar, krallıklar, dinastiler hemen hemen hepsi bu şeytanın startesi ile hareket etmiştir. Demokraside şeytanın icat ettigi en modern hegemonik yapıdır. (Çakma, dışı güzelliklerle boyanmış, içi boşaltılmış bir yapi)
GÜÇ VE İLİM İNSANI ÜSTÜN KILMAZ
Şeytanın sahip olduğu bilgi ve güç, onu üstün kılmamış; aksine kibir ve hasede sürükleyerek kaybettirmiştir.
Bu da bize şunu gösterir:
Her ilim ve güç, insanı doğru yola götürmez.
GÜNÜMÜZ DÜNYASINA YANSIMASI
Bugün dünyada görülen sapkınlıklar, zulümler ve adaletsizlikler; şeytanın vesvesesinin farklı katmanlar aracılığıyla yayılmasıdır. Dolaysıyla hegemonik yapıların sorumsuz, aptalca, sapıklıkla yaptıgı hareketlerinin temelinde onlara vesvese veren şeytandan kaynaklanmaktadır. Şeytan, “benim dediğimi yap seni güçlü kılıcağım, dünyayı yöneteceksin” vaatleridir. Yönetici sınıflardan halka kadar yayılan bu etki, toplumların yozlaşmasına ve hakikatten uzaklaşmasına sebep olmaktadır.
Allah herseyi iyi ve güzellik üzerine yaratmıştır. İyiliğin güzelliğin olmadığı bir yerde kötülük kendini var edemez. İyiliği yok etmeye & saptırmaya çalışmak, aslında, kötünün kendini yok etmesi için tuzak kurmasıdır. “Onlar (İsrailoğulları) bir tuzak kurdular ve buna karşılık Allah da bir tuzak kurdu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır” (Al’i Imran/54) “Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.” (Enfal/30).
SONUÇ
Kaybendenler dünyaya köle olarak şeytanın adımlarını takip eden insanlar olacak, dünyanın ne malı ne mülkü nede şöhreti & mevkisi onlara kalmayacaktır
bu mücadelede galip gelecek olanlar:
- Allah’ın ipine sımsıkı sarılanlar
- Tam anlamıyla samim olarak teslim olanlar
- Allah’ın rızasını her şeyin üstünde tutanlardır
Onların sayısı az olabilir; ancak hakikat onların yanındadır ve ebedi kalıcıdır.
Ölüm korkusu, dünyaya bağlı olanlar içindir.
Allah’a teslim olanlar için ölüm bir son değil, ebedi hayat için bir kazançtır.
Mustafa Kemal Taspınar
27 Mart 2026
