İran’ın BM Daimi Temsilcisi İravani, Ukrayna’nın bölgeye İran’a karşı hareket etmek üzere ‘yüzlerce uzman’ gönderdiğini kabul etmesinin saldırganlığa destek olduğunu, bunun egemen bir devlete karşı yasadışı güç kullanımına doğrudan katılım anlamına geldiğini belirtti.
İran’ın BM Daimi Temsilcisi Said İravani, BM Genel Sekreteri’ne ve Güvenlik Konseyi’ne mektubunda Ukrayna’nın bölgeye İran’a karşı hareket etmek üzere ‘yüzlerce uzman’ gönderdiğini kabul etmesinin, ABD ve İsrail önderliğindeki askeri saldırganlığa maddi ve operasyonel destek teşkil ettiğini, bunun egemen bir devlete karşı yasadışı güç kullanımına doğrudan katılım anlamına geldiğini belirtti.
“İran, Ukrayna’nın BM Büyükelçisi tarafından yapılan asılsız suçlamaları kesin bir dille reddediyor” diyen İravani, İran tarafına göre söz konusu açıklamaların hiçbir kanıtla desteklenmediğini ve ABD ile İsrail’in İran’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine karşı yürüttüğü saldırgan savaştan dikkatleri dağıtmayı amaçladığını vurguladı.
Bazı Körfez ülkelerine İran’la mücadelede yardımcı olmak amacıyla bölgeye ‘yüzlerce uzman’ gönderilmesinin, 28 Şubat 2026’da başlatılan yasadışı askeri harekata doğrudan maddi ve teknik destek anlamına geldiğine dikkat çeken İravani, “Bu müdahale bir tesadüf olmayıp, egemen bir devlete karşı hukuka aykırı güç kullanımına kasıtlı katılım anlamına gelir. Bu durum uluslararası hukuk, özellikle de uluslararası hukuka aykırı fiillerin işlenmesine iştirak veya yardım yasağı açısından ciddi soruları gündeme getirir” ifadelerini kullandı.
İranlı diplomat, Ukrayna’nın İran’a karşı güç kullanımını ve saldırgan eylemleri doğrudan kolaylaştıran operasyonel ve teknik yardım sağlayarak, uluslararası hukuk normlarına göre hukuka aykırı bir eylemin işlenmesine iştirakten sorumlu olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
İran tarafına göre Ukrayna’nın eylemleri saldırganlık eylemine katılımdır ve BM Şartı’nın 2(4) maddesinde yer alan güç kullanımına ilişkin temel yasağı ihlal etmektedir. Ayrıca, Ukrayna’nın kritik sivil altyapıya yönelik saldırıları haklı gösterme girişimleri son derece endişe verici olup uluslararası insancıl hukukun temel ilkelerine aykırıdır
