Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında ABD ile yapılacak müzakerelerde İran’ın karşısında sadece ABD’nin olmadığını İsrail ve bölge ülkelerinin de olduğunu ve bunların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Amerika, Siyonist rejim ve bazı Arap ülkeleri, her ne kadar ayrı ayrı isimler ve unvanlarla tanınıyor olsalar da, farklı adlarına rağmen tek ve ortak bir kimliğe sahiptirler. Aralarındaki tek fark, bu —kuşkusuz kirli— bütün içinde kendilerine verilen payın miktarıdır. Bu nedenle, hesaplama sistemimizde İsrail’i Amerika’dan ya da bazı Arap ülkelerinin işbirlikçi yöneticilerini Amerika ve İsrail’den ayrı varsayarak her biri için ayrı hesap açarsak, hiç şüphesiz açık bir hatanın girdabına düşmüş oluruz.
2- Söz konusu hata, ülkemizin Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Amerika’ya sunduğu on maddelik öneri paketinde meydana gelmiştir. Açıklamak gerekirse, öneri paketinde yalnızca Amerika’nın İran’ın on maddelik şartlarını kabul etmesi zorunlu tutulmuştur; oysa bilinmeliydi ki Siyonist rejim ve bölgede Amerika’ya bağlı Arap hükümetleri de Amerika’nın ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle, öneri paketinde bu unsurlar on maddelik şartlara tabi tutulmadıkları için, Amerika’nın kolları olarak İran’a karşı mücadeleye girebilirler. Başka bir ifadeyle, bu durumda Amerika ülkemize karşı düşmanca eylemlerden vazgeçmemekte, aksine diğer kolları aracılığıyla İslam Cumhuriyeti İran’a yönelik askeri saldırılarını sürdürmektedir. Nitekim bunu yapmış; kendi adını anmadan, İsrail ve örneğin Birleşik Arap Emirlikleri adı altında ülkemize yönelik askeri saldırılarına devam etmiş ve aynı zamanda anlaşmayı ihlal etmediğini iddia etmiştir.
3- Amerika, Siyonist rejim ve bazı Arap hükümetlerinden oluşan üç eksenin, farklı isimlere rağmen tek bir yapı olduğu gerçeği dikkate alındığında, önerilen on maddelik şartlar paketine şu maddenin de eklenmesi beklenirdi: Amerika’nın söz konusu kolları tarafından İran’a ve Lübnan, Yemen ve Irak’taki direniş güçlerine yönelik her türlü askeri saldırıyı Amerika’ya mal ederiz ve bunları Amerika’nın İran’a saldırısı olarak kabul ederiz. Bu nedenle, onların saldırılarına verilecek karşılıkların yanı sıra Amerika’nın üsleri ve çıkarlarına yönelik saldırıları da yeniden başlatırız.
4- Sayın yetkililerin, söz konusu şartı İran’ın Amerika’ya sunduğu öneri paketine dahil etmemesi, bu paketin dengesini Amerika lehine ağırlaştırmıştır. Eğer bu madde eklenmezse, ortaya çıkacak sonucun İran İslam Cumhuriyeti’nin çıkarlarını sağlamak yerine, düşmanın karşılanmamış taleplerini karşılaması ihtimali vardır. Neden mi? Okuyun:
Varsayalım ki Amerika, öneri paketimizdeki on şartın tamamını kabul etsin —ki bu oldukça uzak ve neredeyse imkânsız görünmektedir— bu durumda askeri saldırılarını İran’a karşı durdurması beklenmektedir. Bu durumda biz de Amerika’nın bölgedeki veya başka herhangi bir yerdeki çıkarlarına saldırmamayı taahhüt etmiş oluruz. Başka bir ifadeyle, Amerika’nın üslerini ve çıkarlarını meşru hedeflerimiz listesinden çıkarmış oluruz. Bu, Amerika için büyük bir kazanımdır. Peki bizim bu verdiğimiz imtiyaz karşılığında elde edeceğimiz nedir? Saldırılarını durdurması! Bu, ne yazık ki on maddelik bildiriyi hazırlayanların gözünden kaçan boş bir varsayımdır. Çünkü Amerika saldırılarını İsrail üzerinden sürdürmeye devam edebilir ve edecektir; nitekim etmiştir de. Örneğin, ülkemizin Lavan Adası, İsfahan, Kirman, Hark Adası gibi bölgelerindeki altyapılara yönelik son saldırıların İsrail tarafından mı yoksa Amerika tarafından mı yapıldığı nasıl kesin olarak belirlenebilir? Daha da ilginci, Lavan Adası’na saldıranlardan biri olarak Birleşik Arap Emirlikleri’nin de adı anılmaktadır!
5- Beklenti şudur ki, on maddelik paketi hazırlayanlar bu eksikliği gidermeli ve Siyonist rejimin İran’a yönelik saldırılarını da Amerika’nın saldırılarının bir parçası olarak değerlendirmelidir. Açıkça belirtmek gerekir ki biz Siyonist rejimi sahte kabul ediyor ve tanımıyoruz; ancak bu kuduz köpeğin tasması Amerika’nın elindedir (tüm köpeklerden özür dileyerek) ve onun saldırıları sahibinin hanesine yazılmalıdır. Aksi takdirde, öneri paketinin sonuçlarından biri, Amerika’nın cezadan kaçması için bir çıkış yolu açmak ve İsrail kılıfı altında saldırılarını sürdürmesine izin vermek olacaktır.
