Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Lübnan’daki saha ve siyasi duruma ilişkin açıklamalarda bulunarak ABD ve İsrail’in politikalarını sert sözlerle eleştirdi. Lübnan hükümetine de mevcut durum karşısında daha etkili bir tutum alma çağrısı yaptı.
Kasım, Lübnan ile İsrail arasında Kasım 2024’te sağlanan dolaylı anlaşmayı hatırlatarak, bu anlaşmanın saldırıların tamamen durdurulması, esirlerin serbest bırakılması ve yeniden inşa sürecinin başlatılmasını öngördüğünü belirtti. Ancak İsrail’in 15 ay boyunca bu maddelerin hiçbirini uygulamadığını, aksine ABD desteğiyle saldırılarını sürdürdüğünü ifade etti.
Lübnan’a yönelik geniş kapsamlı bir saldırı planı bulunduğunu ifade eden Kasım, bu planın büyük ölçüde engellendiğini söyledi. İsrail’in hedefinin yalnızca güney bölgeler değil, tüm Lübnan olduğunu savunan Kasım, mevcut durumu “ülkeyi zayıflatmaya ve yok etmeye yönelik kapsamlı bir saldırı” olarak nitelendirdi.
Hükümetin performansını da eleştiren Kasım, saldırılar karşısında ordunun ve güvenlik güçlerinin seferber edilmesi gerektiğini vurguladı. Hükümetin zayıf kalmasının anlaşılabilir olduğunu ancak ülke içindeki kararlarla Lübnan cephesini zayıflatmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti. ABD ve İsrail’in, Lübnan ordusunu direniş güçlerine karşı kullanmak istediğini iddia eden Kasım, bunun mümkün olmadığını söyledi.
Kasım, Lübnan’ın varlığı ve bağımsızlığının hedef alındığını belirterek direnişin süreceğini vurguladı. İsrail ile yürütülen müzakerelerin sonuçsuz olduğunu ifade eden Kasım, bu sürecin Lübnan’ı taviz vermeye zorladığını savundu. Ateşkes çağrılarına değinen Kasım, saldırılar sürerken bu çağrıların karşılık bulmadığını dile getirdi.
Çözüm için öncelikle saldırıların tamamen durdurulması gerektiğini belirten Kasım, İsrail’in tüm Lübnan topraklarından çekilmesi, esirlerin serbest bırakılması ve yerinden edilen sivillerin evlerine dönmesi gerektiğini söyledi. Yeniden inşa sürecinin ise uluslararası destekle ve resmi kararlarla yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Bu şartlar sağlandıktan sonra Lübnan’ın geleceğine ilişkin kararların alınabileceğini belirtti.
Saldırıların devam etmesi halinde iki seçenek bulunduğunu dile getiren Kasım, bunların teslimiyet ya da direniş olduğunu, teslimiyetin ise kesinlikle söz konusu olmadığını vurguladı. Yetkililerin tüm imkânları kullanarak saldırılara karşı koyması gerektiğini ifade etti.
Kasım, Lübnan’ın İsrail ve ABD’ye karşı bir mücadele içinde olduğunu savunarak, ülke topraklarının hedef alındığını ve sivillerin zarar gördüğünü belirtti. Direnişin amacının ülkenin onurunu korumak ve topraklarını savunmak olduğunu ifade etti.
Yerleşim yerlerinin yıkılması ve tampon bölgeler oluşturulmasını “büyük bir suç” olarak nitelendiren Kasım, yeniden inşa ve sivillerin geri dönüşü sağlanmadan saldırıların sona ermiş sayılmayacağını dile getirdi.
Lübnan ordusunun Litani Nehri’nin güneyine konuşlanmasının hükümet ile direniş arasındaki iş birliği sonucu gerçekleştiğini belirten Kasım, bu süreçte herhangi bir gerginlik yaşanmadığını ifade etti.
Bölgesel gelişmelere de değinen Kasım, İran’ın baskılara rağmen güçlü kaldığını ve direniş kapasitesini koruduğunu söyledi. İran ile iş birliğinin sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
ABD’nin İran’a yönelik deniz ablukası söylemini değerlendiren Kasım, bunun yeni bir strateji olmadığını ve geçmişte de gündeme geldiğini belirtti. Bu tür adımların sahadaki gerçekler nedeniyle uygulanamadığını savundu. Söz konusu söylemin daha çok müzakere sürecinde baskı oluşturmayı amaçlayan psikolojik bir araç olduğunu ifade etti.
Kasım ayrıca, ABD’nin İran’a yönelik “top Tahran’da” söylemini de eleştirerek, Washington’un aslında müzakereye ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
