Chicago Üniversitesinden siyaset bilimci Prof. John Mearsheimer, Norveçli akademisyen Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği mülakatta, ABD’nin İran’a yönelik askeri stratejisinin çöktüğünü ve Tahran’ın sahadan zaferle ayrıldığını belirtti.
Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. John Mearsheimer, Norveçli siyaset bilimci Prof. Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği kapsamlı mülakatta, ABD’nin Ortadoğu stratejisinin ve İran’a karşı yürütülen savaşın mevcut durumuna dair analizlerde bulundu.
Mearsheimer, Washington yönetiminin askeri açıdan bir çıkmaza girdiğini ve İran’ın bu süreçten galip çıktığını dile getirdi.
Başkan Donald Trump’ın İran savaşında çok zor bir durumda olduğunu ve bir çıkış yolu aradığını belirten Mearsheimer, bu durumun temelinde yatan askeri ve ekonomik gerçeklikleri şu sözlerle ifade etti:
“Trump’ın bir çıkış stratejisine ihtiyacı var. Bu savaşı er ya da geç sona erdirmek zorunda çünkü elinde savaşı kazanmasını sağlayacak hiçbir askeri seçenek kalmadı. Tırmanma merdiveninde yukarı çıkıldığında hakimiyet kuran taraf Amerikalılar değil, İranlılar oluyor.”
“İran savaşı tüm cephelerde kazandı”
Mearsheimer, savaşın başlangıcındaki hedefler ile bugünkü sonuçlar arasındaki uçurumu değerlendirirken ABD ve İsrail’in başarısızlığını şu maddelerle ortaya koydu:
“Rejim değişikliği, İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesinin yok edilmesi, uzun menzilli füzelerin tasfiyesi ve Hamas, Hizbullah ile Husilere verilen desteğin kesilmesi hedeflenmişti. Tüm bu başlıklarda başarısız olundu. Dahası, 28 Şubat öncesinde Hürmüz Boğazı’nı kontrol etmeyen ve burada bir vergi dairesi bulunmayan İran, artık boğazın mutlak hakimi konumunda. İsrail açısından bu felaket bir durumdur; zira İran’ı varoluşsal bir tehdit olarak görüyorlar.”
İsrail ve ABD’deki İsrail lobisinin diplomatik bir çözümü engellemek için Başkan Trump üzerinde yoğun bir baskı kurduğunu kaydeden Mearsheimer, “İsrail ve lobinin görüşü, İran’ı boyun eğene kadar dövmek, eğer boyun eğmezlerse de Gazze’de yapılanı İran’a yaparak ülkeyi bütünüyle yok etmektir. Bu durum, gerçekçi bir barış anlaşmasına varılmasını neredeyse imkansız hale getiriyor” dedi.
“Hava gücü iflas etti, kara harekatı seçenek değil”
Askeri enstrümanların yetersizliğine değinen Mearsheimer; hava, kara ve deniz güçlerinin durumunu tek tek analiz etti. 28 Şubat’ta başlayan hava harekatının İran’ı dize getirmeye yetmediğini ve tarihsel tecrübenin de buna işaret ettiğini belirten profesör, kara gücü seçeneğinin ise masada olmadığını vurguladı:
“İran’ı işgal etmek ciddi bir argüman değil. Bölgede 50 bin civarında askerimiz olduğu söyleniyor ancak bunların çok azı muharip sınıfta. Amerikalılar, İran savaşı için yüksek bir acı eşiğine sahip değil. Bir pilotumuz vurulduğunda bile hayatı için derin endişe duyuyoruz; ceset torbalarının geri geldiği kitlesel bir kara savaşına ne Trump ne de Amerikan halkı tahammül edebilir. Dolayısıyla hava gücü başarısız oldu, kara gücü ise imkansız.”
ABD’nin son çare olarak deniz ablukasına yöneldiğini ancak bunun da bir “zafer silahı” olmadığını söyleyen Mearsheimer, Amerikan donanmasının uzun süreli bir ablukayı sürdürecek gemi sayısına ve yıpranma payına sahip olmadığını dile getirdi. İran’ın bu duruma “kısasa kısas” yöntemiyle yanıt verdiğini ve iki Amerikan gemisini ele geçirerek ablukayı anlamsızlaştırdığını belirtti.
“Dünya ekonomisi uçurumun kenarında”
Savaşın uzamasının küresel ekonomi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken Mearsheimer, Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz’in tamamen kapanması durumunda yaşanacakları şöyle tarif etti:
“Eğer tırmanma merdiveninde yukarı çıkılırsa, bu dünya ekonomisine indirilen bir balyoz darbesi olur. Sadece petrol ve gazdan bahsetmiyorum; gübre, alüminyum ve helyum gibi kritik emtiaların akışı durur. 1930’lardaki Büyük Buhran’dan daha ağır bir ekonomik çöküş yaşanabilir. Bu durumun ABD içinde Trump için, dünya genelinde ise tüm toplumlar için devasa siyasi ve sosyal sonuçları olacaktır.”
İran’ın stratejik yaklaşımını “Herkesi beraberimizde aşağı çekeriz” mantığıyla açıkladığını belirten Mearsheimer, Tahran’ın bölgedeki tüm Körfez ülkelerini ve dünya ekonomisini felç etme kapasitesine sahip olduğunu, bu nedenle ABD’nin elindeki kartların İran’ınkiler kadar güçlü olmadığını kaydetti.
“Washington Avrupa’dan boşanıyor”
Mülakatın ilerleyen bölümlerinde Ukrayna savaşına ve Pentagon’un yeni yönelimine de değinildi. Savunma Politikalarından Sorumlu Müsteşar Elbridge Colby’nin Avrupa’daki açıklamalarını değerlendiren Mearsheimer, ABD’nin Avrupa ile “askeri bir boşanma” sürecinde olduğunu dile getirdi:
“Colby’nin konuşması, Ukrayna’daki savaşı çözmekle ilgili değil, sorumluluğu tamamen Avrupalıların omuzlarına yıkmakla ilgiliydi. ABD, İran savaşı nedeniyle mühimmat stoklarını, özellikle Patriot ve Tomahawk füzelerini hızla tüketiyor. Envanter boşalmış durumda. Washington artık Avrupa’ya silah veremeyeceğini, bu yükün Avrupalılar tarafından taşınması gerektiğini söylüyor. Bu, ABD’nin asli önceliği olan Doğu Asya’ya ve Çin’i çevreleme stratejisine odaklanma çabasıdır.”
Ukrayna’nın nihai olarak yenilgiye uğrayacağını ve Trump’ın bu başarısızlık için “bize yardım etmeyen zavallı Avrupalıları” suçlayacağını öngören Mearsheimer, ittifak bağlarının kopma noktasına geldiğini ifade etti.
“Kalıcı bir düşmanlık dönemi başladı”
Mearsheimer, hem Avrupa’da hem de Ortadoğu’da güvenliğin zehirli bir hal aldığını ve tarafların birbirini varoluşsal tehdit olarak kodladığı bir döneme girildiğini belirtti.
“Rusya ve Ukrayna birbirini yok oluş nedeni olarak görüyor; aynı şekilde İsrail ve İran da öyle. Bu kadar derin bir güvensizlik ortamında anlamlı bir ateşkes tesis etmek çok zordur” diyen Mearsheimer, mülakatını şu karamsar ama gerçekçi tabloyla tamamladı:
“Çok kutuplu bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünya çok tehlikeli. Rusya, Çin ve İran arasındaki iş birliği artarken, ABD’nin bu üç bölgede (Doğu Asya, Avrupa, Basra Körfezi) aynı anda baskın olması mümkün görünmüyor. Gelecekte daha barışçıl bir dünya kurma umudu zayıf. Büyük bir şansa, akıllı politikalara ve üst düzey diplomasiye ihtiyacımız var; ancak mevcut liderliklerle bu sonuca ulaşmak zor görünüyor.”
harici
