Kasım Süleymani’nin Bosna Savaşında Ne İşi Vardı?

İran ve Hizbullah’ın ÜMMET ve VAHDET Anlayışı  

1992-1995 yılları arasında süren Bosna Savaşı, yalnızca bir ülkenin bağımsızlık mücadelesi değil, aynı zamanda insanlığın ve özellikle İslam ümmetinin dayanışma anlayışının açık bir sınavıydı. Binlerce masum insan Srebrenitsa başta olmak üzere çeşitli bölgelerde katledilirken, dünya seyirci kaldı. İslam dünyası ise büyük ölçüde sessizdi. Ancak bu sessizliğe rağmen, mezhep ayrımı gözetmeden Boşnak kardeşlerine el uzatan bir güç vardı: İran İslam Cumhuriyeti ve Hizbullah.

 İran’ın Bosna Politikası: Savaşın en kritik dönemlerinde İran, uluslararası ambargoları göze alarak Bosna’ya askeri ve lojistik yardımda bulundu. İran sadece diplomatik açıklamalarla yetinmedi, doğrudan askeri ekipman, mühimmat ve askeri eğitmenler gönderdi. Boşnak ordusunun savaşın başında neredeyse silahsız durumda olduğu göz önüne alındığında, bu destek hayati öneme sahipti (1993, 1994). İran, ayrıca savaş boyunca Bosna’ya insani yardım konvoyları gönderdi. Tahran’da düzenlenen uluslararası konferanslarla Bosna’daki soykırımı gündemde tutmaya çalıştı. Bu dönemde Tahran yönetimi, Batı’nın ikiyüzlü politikalarını eleştirirken, İslam ümmetine Bosna için ortak hareket çağrısında bulundu (1993).

‘‘İslam ülkeleri bu çağrının kıymetini kavrayamasa da aslında İran İslam cumhuriyeti bu çağrıyı her mazlum Müslüman halklar için sürekli yapacaktı!’’

Hizbullah’ın Bosna’daki Sessiz ama güçlü Varlığı: Hizbullah’ın desteği ise daha az bilinse de oldukça anlamlıdır. Lübnan merkezli bu direniş hareketi, savaş boyunca nitelikli savaşçılar Bosna’ya göndererek Boşnaklara askeri danışmanlık ve saha eğitimi verdi (1994). Bazı Hizbullah mensupları bu topraklarda şehit düştü. Bu, Hizbullah’ın yalnızca kendi topraklarını değil, ümmetin her köşesini savunma iddiasının bir göstergesiydi. Hizbullah lideri Hasan Nasrullah, o yıllarda yaptığı konuşmalarda Bosna’daki Boşnak halkın mücadelesini “İslam ümmetinin birliğini savunma cephesi” olarak tanımlamış ve “Bosna’daki her direnişçi, Lübnan’daki bir mücahidin kardeşidir” demiştir (1995).

Mezhep Değil, VAHDET Kardeşliği: İran ve Hizbullah’ın bu tutumu, mezhebi farklılıklara rağmen sergilenen VAHDET temelli bir kardeşlik örneğidir. Sünni Müslümanların yaşadığı Bosna’da, Şii olan İran ve Hizbullah’ın destek vermesi; ümmetin sadece mezhep kimliğine değil, zulme karşı VAHDET’İ duruşuna göre tanımlanabileceğini gösterdi.

Türkiye’den Bosna cihadına katılan İsmail Gacal’in Hatıralarından  

O günlerde Kosova sorumlusu olan Kasım Süleymani’den emirler alınıyordu. İletişim sistemi ise çok özeldi, Havanın berrak ve bulutsuz olduğu anlarda, yüksek tepelere yerleştirilen araç arkasındaki özel telekomünikasyon cihazları sayesinde Kosova ve Tahran bağlantısı sağlanıyordu. Seyyit Ali Hamaney, Ayetullah Cenneti, Kasım Süleymani, General Resul ve General Hamit; bu beş kişi ve yardımcıları Bosna’nın özgürlük mücadelesinin mihenk taşlarıydı.

Romanya’nın dağılma sürecinde bir gemi dolusu silah alındı ve Bosna’nın denize açılan 20 kilometrelik kapısı olan Neum’a ulaştırılması hedeflendi. Gemi Romanya’dan yola çıkıp Türkiye ve Akdeniz üzerinden Neum’a varacaktı ancak maalesef Marmaris’te yakalanarak limana çekildi. Turgut Özal o dönem “Biz, NATO’nun emrindeyiz!” dedi; konuyu anlamışsınızdır.

Daha sonra Tahran’dan kalkan, içi silah dolu bir kargo uçağı yakıt ikmali için Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye indi. Macaristan silahlara el koymak isteyince diplomatik kriz çıktı ve uçak yüküyle birlikte Tahran’a dönmek zorunda kaldı, Bunun üzerine Hırvatistan’dan, Zagreb yakınlarında askeri uçakların inebileceği bir hava alanı kiralandı. O esnada General Resul ve arkadaşları Visoko’da hem askeri eğitim veriyor hem de lojistikiçin düz bir alanda askeri pist yapmaya çalışıyorlardı; greyder ve kepçelerle ellerinden geleni yaptılar.

Hırvatlarla 500 milyon dolar nakit para ve Hırvatistan’ın 5 yıllık mazot ihtiyacının hibe edilmesi karşılığında bir anlaşma yapıldı. Bu hibe sayesinde Split-Bosna yolunun açık kalması ve kargo uçaklarının Visoko’ya inmesine göz yumulması sağlandı. Açlıktan ölümlerin yaşandığı o günlerde bu yolun önemini bugün en iyi Gazzeli kardeşlerimiz anlar. Toplamda 12 kargo uçağı, adeta “şehadet inişi” yaparak Visoko’ya ağır silahlar indirdi ve savaşın seyri değişti.

Saraybosna kuşatması ve İran’ın Enerji hediyesi Saraybosna abluka altındaydı ve dağlar Sırp Çetniklerle çevriliydi. Keskin nişancıların (sniper) verdiği acılar anlatılamaz. Yakacak sıkıntısı hat safhadaydı; dağlar ağaç doluydu ama Sırp kontrolünde olduğu için ulaşmak imkansızdı. Parklardaki banklar, ağaçlar ve hatta tahta köprüler yakıldı; soğuktan ölümler başladı. O dönem Bosna’ya doğalgaz ve elektrik Rusya üzerinden geliyordu. İran İslam Cumhuriyeti, mazlum Sünni Saraybosna halkı için 1992’den geriye dönük 5 yıllık (1987-1992 arası) tüm doğalgaz ve elektrik borcunu Rusya’ya peşin ödedi. Böylece savaşın ortasında elektrik ve doğalgaz Saraybosna halkına hediye edildi. Hayatımda ilk doğalgazı Saraybosna’da gördüm. Bu, Şii İran’ın Sünni kardeşlerine bir hediyesiydi ve ben buna bizzat şahidim.

Bosna’daki birçok Boşnak komutan ve sivil, savaş sonrası verdikleri demeçlerde İran ve Hizbullah’ın yardımlarını açıkça ifade etti. Bosna Cumhurbaşkanı Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç de savaş sonrası Tahran’a gerçekleştirdiği ziyarette “İran’ın yardımları olmasaydı bu savaşı kazanamazdık” diyerek bu desteği bizzat teyit etti (1996).

Kardeşliğin Gerçek Bedeli: Bugün geriye dönüp bakıldığında İran ve Hizbullah’ın Bosna’daki rolü, sadece lojistik değil; manevi bir duruştur. Zor zamanlarda kimsenin yardım etmediği bir dönemde, tüm riskleri göze alarak Bosna halkının yanında durmak, sadece bir dış politika değil, kardeşlik ahlakının fiili yansımasıdır. Bu destekler medya önünde parlatılmadı, şov yapılmadı. İranlı yetkililer ve Hizbullah kadroları, reklam yapmaksızın bu yardımları gerçekleştirdi. Bu da gösteriyor ki, gerçek kardeşlik sessiz yapılır ama iz bırakır.

Vahdet İçin Bir Hafıza                                                                                                                                                                                      Bugün Neyi Hatırlamalıyız!

Bugün ümmetin birçok noktasında bölünmüşlük, mezhebi ayrışmalar ve siyasi kutuplaşmalar parlatılırken, Bosna örneği bize önemli bir ders sunmaktadır! Gerçek kardeşlik, zor günlerde ortaya çıkar. İran İslam İnkılabı ve Hizbullah; günün Kerbela’sı gibi yalnız bırakılan Bosnalılara, gerçek din Kardeşliği örnekliğini gösterdi! Bu örneklik; yalnız kalan kardeşlerini, tüm dünyanın, hatta İslam ülkelerinin gözlerini kapadığı bir dönemde her türlü desteği vererek gösterilmesidir. Bu gerçek, bugün hâlâ bazı çevreler tarafından görmezden gelinse de tarih buna tanıklık yapmaktadır. İran ve Hizbullah, Bosna’da ümmet bilinciyle hareket etti. Savaşın sonunda Bosna topraklarında şehit düşen İranlı ve Hizbullah gönüllüleri, bu kardeşliğin ebedi tanıkları olarak o topraklarda yatıyor.

Bosna Savaş, sadece bir coğrafi mücadele değil! İslam dünyasının ortak vicdanı için verilen bir sınavdı. Bu sınavda yardım edenle etmeyeni ayıran çizgi, kardeşlik hukukuna verilen değeri gösterdi. İran ve Hizbullah, bu çizginin doğru tarafında durdu.

Onlar; sessiz, reklamsızve gösterişsizliği seçtiler! Veama ÜMMET’İN VAHDET kardeşliği için üzerlerine düşeni yerine getirmenin haklı gururunu, tarihe kaydedilirken, şehadetle tanıklık yaptılar. Bugün bize düşen görev, İslam Ümmet’inin VAHDET bilincini adaletle ölçmek ve zor günlerin vefasını geleceğin birliğine taşımaktır. Çünkü VAHDET aynı düşünmek değil, aynı safta durmaktır.

İran ve Hizbullah, Bosna’da bu safın Çatısıydı.

‘‘Bosna’da İranlı ve Hizbullah’ı Şehitlerimizi anarken, yurdum insanının vicdanı adına Bosna’da şehit düşen Selami YURDAN’ı ve tüm şehitlerimizi Rahmet ve Minnetle anıyoruz’’

KAYNAKLAR:

  1. Aliya İzzetbegoviç’in İran’a Teşekkür Ziyareti ve Yardımlar Hakkındaki Sözleri

Kaynak: Resmî Bosna arşiv kayıtları ve bölgesel haber ajansları (1996)

Detay: Aliya İzzetbegoviç, 1996 yılında Tahran’ı ziyaret etmiş, dönemin Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani ile görüşmüş ve İran’a savaş sırasındaki yardımlarından dolayı açıkça teşekkür etmiştir.

Açıklama: Bu ziyaret sırasında “İran yardımları olmasaydı bu savaşı kazanamazdık” ifadelerini kullanmıştır. Bu beyan hem diplomatik toplantı notlarında hem de dönemin İran basınında yer almıştır.

  1. İran’ın Bosna’ya Askerî ve Lojistik Yardımı

https://hurseda.net/gundem/273645-iran-bosna-cihadina-hangi-yardimlari-yapti.html

Kaynak: CIA Intelligence Report, 1995; New York Times (1996); Reuters (1994)

Detay: ABD istihbarat raporları ve Batı basınında, İran’ın Bosna’ya 1993-1995 yılları arasında silah, askeri danışman ve eğitim desteği sağladığı bilgisi yer almıştır. Bu destek çoğu zaman uluslararası ambargoların dışına çıkılarak yapılmıştır.

Tarihsel Arka Plan:

Bosna’ya uygulanan silah ambargosu nedeniyle İran’ın sağladığı bu destek, Boşnakların savaşta ayakta kalmasını doğrudan etkilemiştir.

  1. Hizbullah’ın Bosna’ya Gönüllü Savaşçı ve Danışman Göndermesi

Kaynak: Al Jazeera Documentary on Hezbollah (2009); Middle East Eye (2017); Arap kaynakları

Detay: Hizbullah’ın kendi savaşçılarını Bosna’ya gönderdiği, bunların bir kısmının danışmanlık yaparken bir kısmında savaşarak şehit düştükleri belirtilmiştir.

Not: Bu bilgi farklı çevreler tarafından inkâredilse de Hizbullah’ın “ümmetin her bölgesindeki Direniş” ilkesi kapsamında Bosna’da faaliyet yürüttüğü çeşitli kaynaklar tarafından Doğrulanmıştır.

  1. Hasan Nasrallah’ın Bosna Hakkındaki Açıklamaları

Kaynak: El-Menar TV arşivleri (1994–1996); Hizbullah yıllık raporları

Detay: Nasrallah, Bosna’daki Boşnak halkı için yaptığı konuşmalarda “direniş cephesi” ve “ümmetin onur savaşı” ifadelerini kullanmıştır. Bu söylemler Hizbullah’ın sadece Lübnan’la sınırlı olmayan bir “ümmet savunusu” çizgisinde hareket ettiğini göstermektedir.

  1. Batılı Akademik Kaynaklar ve Analizler

Kaynaklar: John Schindler, UnholyTerror: Bosnia, al-Qa’ida, andthe Rise of Global Jihad, ZenithPress, 2007

CeesWiebes, IntelligenceandtheWar in Bosnia 1992–1995, LitVerlag, 2003

FlorenceHartmann, PeaceandPunishment: TheSecretWars of Politicsand International Justice, 2007

Bu kaynaklarda da İran’ın ve bazı İslami örgütlerin Bosna’daki rolü diplomatik, askerî ve lojistik yönleriyle yer almaktadır.

  1. Boşnak Yetkililerin Tanıklıkları ve Basın Açıklamaları

Kaynak: Bosna Hükümeti’nin 1996 sonrası açıklamaları; yerel gazeteler (Oslobodjenje, Dnevni Avaz)

Detay: Bazı Bosnalı komutanlar ve siyasi figürler, ‘’İran’dan gelen yardımların savaşın kaderini değiştirdiğini belirtmişlerdir. Bu yardımlar genellikle “sessiz ama etkili” olarak tanımlanmıştır.

Araştırmacı: Atakan ÇELİK

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın