Yemen Silahlı Kuvvetleri: Stratejik “El-Makatira” Bölgesi de Özgürleştirildi

Betul

Yemen Silahlı Kuvvetleri, stratejik El-Makatira yükseklerini özgürleştirerek Aden’e 80 kilometre mesafeye ulaştı ve eş zamanlı olarak Dammam Havalimanı ile Cizan’daki askeri hedeflere yönelik hassas İHA saldırılarıyla saha denklemini değiştirdi. Buna karşın Al-Suud rejimi, sivil bölgelere günde 100’den fazla hava saldırısı düzenleyerek, tıpkı siyonist müttefikleri gibi intikamını sivillerden almaktadır.

Genellikle devletler sadece hırs yüzünden değil, varlıklarını korumak ve güvenliklerini sağlamak için kaçınılmaz olarak savunma tepkisi vermek zorunda kalırlar. Varlığa yönelik bir tehdit hissedildiğinde ve olağan caydırıcı mekanizmalar yetersiz kaldığında, yerel aktörler yerel kapasitelere güvenerek ve karşılıklı maliyetler yaratarak dengeyi yeniden tanımlamak zorunda kalırlar. Güvenlik arayışına dayanan bu mantık, daha zayıf tarafın uzun süreli baskı ve kuşatma benzeri durumlar karşısında neden karşı eylemlere ve hassas coğrafi noktaların kontrolüne yöneldiğini açıklamaktadır. Amaç, karşı taraf için saldırının maliyetini artırmak ve pazarlık alanını kendi lehine açmaktır.

Arap Yarımadası’nda yaşanmakta olan süreç, Yemenlilerin bu tür karşı eylemlerdeki gücünü ortaya koymakta; Al-Suud’u ve küçük büyük tüm destekçilerini kurtulamayacakları bir duruma sokmaktadır. Şu ana kadar Yemen’in savunma yaklaşımı, Suudi’nin saldırgan yaklaşımına kıyasla çok daha başarılı olmuştur. Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz kıyıları gibi hassas noktaların kontrolü, Riyad’ın havalimanlarına ve Aramco tesislerine yönelik hassas füze ve İHA saldırılarıyla birleştiğinde, çatışmanın devam etmesinin güvenlik ve ekonomik maliyetini Riyad için milyarlarca dolarlık askeri bütçeye rağmen kolay bir çıkış yolu bırakmayacak bir seviyeye yükseltmiştir. Asimetrik caydırıcılık üretme yönündeki bu yerel kapasite, yalnızca yerel dengeyi değiştirmekle kalmamış, Suudi Arabistan’ı herhangi bir askeri tırmanışın kendi topraklarının derinliklerine güvensizlik yayma riskini artıracağı bir konuma yerleştirmiştir. Sonuç olarak, bir zamanlar Suudi’lerin saldırgan üstünlüğü olarak düşünülen şey, bugün müzakereyi zayıf bir pozisyondan kaçınılmaz kılan stratejik bir çıkmaza dönüşmüştür.

Aden’e 80 Kilometre Mesafede İlerleme

Askeri kaynaklar, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin ilerleyişini ve Aden şehrine yaklaştıklarını bildirdiler. Reuters’ın haberine göre bu güçler, 2015 yılından bu yana en yakın mesafe olan Aden’e yaklaşık 80 kilometre mesafeye ulaştılar. Yemen güçleri yaklaşık üç gün önce dağlık El-Makatira bölgesindeki düşman mevzilerine saldırı başlattı ve bu stratejik yükseklerin kontrolünü ele geçirdi. Düşman unsurları geri çekilmenin ardından Tur el-Baha yönüne doğru hareket etti.

El-Makatira bölgesi Taiz-Aden ana karayoluna hakim olup, kontrol altındaki bölgeleri Taiz şehriyle bağlayan önemli bir güzergahtır. Bu ilerleme, Yemen güçlerine Babülmendep Boğazı’na hakim sıradağlar boyunca düşman unsurlarını iki taraftan baskı altında tutma imkanı vermektedir. Söz konusu yükseklikler kara yollarının kontrolü ve askeri pozisyonlar açısından yüksek öneme sahip olup, bunlara hakim olunması saha denklemini Sana’nın lehine değiştirmektedir.

Ayrıca Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri, Pazartesi gecesi yaptığı açıklamada, son 48 saat içinde Suudi Arabistan’ın doğusundaki Dammam Havalimanı ile ülkenin güneyindeki Cizan’daki askeri hedeflerin vurulduğunu duyurdu. Dammam Havalimanı’na saldırı iki aşamada ve iki İHA ile gerçekleştirilmiş olup, bu havalimanındaki hava trafiğinin aksamasına ve durmasına yol açmıştır. Ayrıca Cizan Havalimanı’ndaki bir askeri kargo uçağı ve bu bölgenin erken uyarı radarı da hedef alınmıştır.

Saha Yenilgisinin Ardından Gerçeklerin Çarpıtılması

Yahya Seri, Yemen Silahlı Kuvvetleri’nin Suudi Arabistan’ın derinliklerinde veya Mekke-i Mükerreme yönünde herhangi bir operasyon gerçekleştirmediğini vurguladı. Seri şunları söyledi: “Suudi düşman sahnede ne zaman sille yese iftiraya başvurmakta ve Mekke’nin hedef alındığını iddia etmektedir.” Bu tekrarlanan iddialar, ağır saha darbelerinden sonra ortaya atılmakta ve Riyad’ın şaşkınlığını göstermektedir. Seri, bu yenilgilerin Suudi düşmanı Yemen halkıyla başa çıkmak için rejiminden yardım istemeye ittiğini ekledi.

Suudilerin Günlük Suçları

Suudi Hava Kuvvetleri 24 saat içinde Yemen’e 109 kez saldırı düzenledi. Haşis Musayt ve Taif üslerinden kalkan F-15 ve Typhoon savaş uçakları; Saada, Taiz, Lahic, El-Cevf ve Hudeyde vilayetlerindeki sivil altyapıyı hedef aldı. Suudi Arabistan’ın hava ve füze saldırılarının sayısı yeni dönemin başından bu yana 3 bin 939’a ulaştı. Bu saldırılar ağırlıklı olarak konutları, mahalleleri ve pazarları hedef almaktadır.

Yemen Sağlık Bakanlığı, Suudi Arabistan’ın son 24 saatteki saldırılarında çoğu çocuk 17 sivilin şehit olduğunu, 59 kişinin ise yaralandığını açıkladı. Suudi savaş uçakları Saada vilayetinin Es-Safra ilçesindeki Akvan bölgesinde bir konutu bombaladı ve üç çocuk yaralandı. Suudi topçuları da sınırdaki Şada ilçesinin bazı bölgelerini top ateşine tuttu. Bakanlık bu eylemleri uluslararası yasaların açık bir ihlali ve sivil kayıpları artırmaya yönelik hedefli bir çaba olarak nitelendirdi.

Sana’nın Tepkisi

Yemen Hükümet Sözcüsü Ömer El-Buhayti, Suudi suçlarının Yemen halkının iradesini zayıflatmadığını, aksine savunma seçeneklerini artırdığını vurguladı. El-Buhayti, Taiz vilayetinin El-Mesrah ilçesindeki El-Mahaf pazarına düzenlenen ve 10 sivilin şehit olmasına, 16 kişinin yaralanmasına yol açan bombalamayı tam anlamıyla bir savaş suçu olarak nitelendirdi ve Suudi rejiminin yırtıcı doğasını kınadı. El-Buhayti, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin bu suçlar karşısındaki sessizliğini de kınayarak tek yolun Suudi Arabistan’ın Yemen’den çıkması olduğunu vurguladı.

Yemen’in Bölgesel Denklemlerdeki Konumu

Yemen Savunma Bakanlığı Danışmanı Tuğgeneral Abad Muhammed Es-Sevr, İran ile Suudi Arabistan arasındaki herhangi bir anlaşmanın ancak Sana’nın talepleri yerine getirildiği takdirde Yemen’in lehine olacağını vurguladı. Es-Sevr şunları söyledi: “Suudi Arabistan’ın kuşatmasına son vermek, Yemen halkının meşru taleplerini kabul etme yolundan geçer.” Bununla birlikte İran’ın bu halkın haklarını desteklediğini vurgulayan Es-Sevr, “Yemen’in İran’dan daha iyi bir garantör ve destekçi bulamayacağını” ifade etti; Yemen’in siyasi, askeri ve tüm boyutlarda İran’ın yanında durmasının iki ülkenin ilişkilerinin derinliğini gösterdiğini ekledi. Es-Sevr, güçlü bir Yemen istemeyen Amerika ve İsrail ile ittifak kurması nedeniyle Suudi Arabistan’ın zaman kazandığını, Yemen’in Gazze’ye verdiği desteğin bunu açıkça ortaya koyduğunu belirtti.

Hatırlatmak gerekir ki Suudi Arabistan, 2015 yılındaki askeri saldırının ardından Yemen’e kara, hava ve deniz ablukası uygulamış, Amerika ise Ekim 2016’da buna katılmıştır. Sana, Temmuz 2026’da bu ablukayı kırmaya karar vermiş ve Riyad’ın Sana Havalimanı’nı bombalamasının ardından silâhlı kuvvetlerin kararlı yanıtıyla karşılaşmıştır. Yemen güçleri, Suudi destekli milisleri geri püskürterek liman kenti El-Moha’nın, stratejik Cebub bölgesinin ve bir dizi adanın kontrolünü ele geçirmiş, Babülmendep Boğazı üzerindeki hakimiyetini artırmıştır. Yemen Silahlı Kuvvetleri, saldırılar durdurulup abluka sona erene kadar “Kuşatmaya karşı kuşatma” denklemini sürdüreceklerini defalarca vurgulamıştır.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın