Sadrülhüseyin: Teslimiyetçi Eğilim ABD’yi Daha Da Cesaretlendirir

Adem Namlı

Uluslararası ilişkiler uzmanı, Devrim Lideri’nin mesajının düşmanla yüzleşme çizgisini netleştirdiğini söyledi: Teslimiyetçi eğilim ABD’yi daha da cesaretlendirir ve tecavüzün tekrarlanması da İran’ın çok daha geniş kapsamlı tepkisine yol açacaktır.

“En ufak bir teslimiyetçi eğilim”in sonuçları hakkındaki uyarı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki yönetiminin “ilkli cihad” (cihad-ı ibtidai) olarak vurgulanması, Yüce Lider’in 13 Aban mesajının iki önemli ekseniydi; tecavüzün tekrarlanması halinde İran’ın vereceği yanıtın çok daha geniş boyutları olacağına dair uyarı ile birlikte İslam Cumhuriyeti’nin düşmanla yüzleşme yolunu çizen iki eksen.

Bu mesaj, hem düşman karşısındaki tutum ve siyasi mevzilere bakmakta hem de milli çıkarların ve ülkenin stratejik kapasitelerinin nasıl savunulacağını ele almaktadır. Teslimiyetçi eğilim ABD’nin hesaplamalarını nasıl etkiler ve Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ile İran’ın yanıtının boyutlarının genişletilmesine yapılan vurgu düşmana nasıl bir mesaj vermektedir? Uluslararası ilişkiler uzmanı Seyyid Rıza Sadrülhüseyin, Fars Haber Ajansı siyaset muhabirine verdiği mülakatta bu iki ekseni değerlendirdi.

Düşman, Teslimiyetçi Sözü Geri Adım Olarak Görür

Yüce Lider’in “En ufak bir teslimiyetçi eğilim, müstebit düşmanı daha da küstahlaştıracaktır” şeklindeki vurgusuna değinen Sadrülhüseyin, şunları belirtti: “Müstebitlerle yüzleşmenin tarihi tecrübesinin çok iyi gösterdiği bir gerçektir bu. Müstebitler karşısında, özellikle ABD karşısında ve bilhassa topyekün bir savaşta bulunduğumuz koşullarda barışçıl her türlü söylem, davranış ve değerlendirme, onlar tarafından geri adım atma, yenilgi ve direnişte yetersizlik olarak yorumlanır.”

Sözlerine şöyle devam etti: “Müstebitler fıtratları gereği, eğer biri onların karşısında mütevazı, çaresizce veya daha doğru bir tabirle teslimiyetçi bir şekilde konuşursa veya bir harekette bulunursa, bundan azami derecede suistimal çıkaracaklardır. Bu nedenle Yüce Lider, İstikbarla Mücadele Günü’nde bugünün ve geleceğin yolunu çok net bir şekilde aydınlatmıştır.”

Uluslararası ilişkiler uzmanı şöyle devam etti: “İşbu 13 Aban mesajının tamamı; tamamen sağlam, direnişçi ve taarruzi bir hareketi göstermektedir. Bu mesaj; siyasi değerlendirmelerde, analizlerde veya diğer her türlü adımda bile, düşman karşısında barışçıl ve teslimiyetçi bir eğilimin en ufak bir işaretini taşıyan şeyin, onun vahşi davranışını şiddetlendireceğini ve ilerlemesine yol açacağını vurgulamaktadır.”

Sadrülhüseyin şunları kaydetti: “Yüce Lider; İslam Devrimi’ne, aziz İran’a ve ülkenin bağımsızlığına inanan tüm siyasilerin ve analistlerin izleyeceği çizgiyi şeffaflıkla beyan etmiştir. Bu konu yalnızca pratik adımlarla sınırlı değildir; konuşma biçimi ve sunulan analiz de düşmanın algısı ve davranışı üzerinde etkili olabilir.”

ABD’deki Partilerin ve Başkanların Değişmesi İyimserlik Nedeni Değildir

Sadrülhüseyin sözlerinin devamında, Yüce Lider’in mesajının düşmanın daha da küstahlaşması hakkındaki uyarıyla ilgili diğer bir bölümüne değinerek şunları söyledi: “Kendileri şu konuya dikkat çektiler ki; eğer bir kimse ABD’deki partilerin veya başkanların değişmesiyle bu ülkenin davranışına dair iyimser bir zeminin oluşacağını sanıyorsa büyük bir yanılgı içindedir.”

Uluslararası ilişkiler uzmanı şunları ekledi: “Tarihi tecrübe ve ABD’nin eylemleri göstermiştir ki, bu rejim karşısındaki barışçıl davranış, onların bakış açısıyla o sözün veya analizin sahibinin teslimiyetçiliği olarak yorumlanmaktadır. Böyle bir durumda zalim düşman daha da küstahlaşacak ve daha fazla insanlık dışı eylemde bulunacaktır.”

Sadrülhüseyin şu hususu vurguladı: “Dolayısıyla Yüce Lider’in teslimiyetçi eğilim hakkındaki uyarısı; düşmanda böyle bir algı oluşturabilecek söz, analiz, davranış ve adıma yöneliktir. Kendilerinin mesajı, duruşlardaki sağlamlığın ve ABD’deki siyasi değişimlere dair iyimserlikten kaçınmanın zaruretini netleştirmiştir.”

Hürmüz Boğazı’nın Akıllıca Yönetimi, İran’ın Jeopolitik Sermayelerini Savunmaktır

Yüce Lider’in mesajının ikinci ekseni olan İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetiminin “ilkli cihad” olduğu ve düşman tecavüzlerinin tekrarlanması halinde İran’ın tepkisinin çok daha geniş boyutlar kazanacağı yönündeki husus hakkında ise Sadrülhüseyin şunları söyledi: “Yüce Lider, İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı’nı akıllıca yönetme konusundaki müktesep hakkına işaret etmiş ve bu tabiri kullanarak konunun boyutlarına dikkat çekmiştir. Hürmüz Boğazı’nın savaş öncesi ve sonrası yönetimi farklıdır.”

Uluslararası ilişkiler uzmanı şöyle devam etti: “İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetimi için ‘ilkli cihad’ tabirinin kullanılması, düşmanın her türlü tecavüzü ve saldırısı durumunda diğer cihadların da zeminini açık ve şeffaf hale getirmektedir. Mesajın bu kısmı, yeniden tecavüze karşı İran’ın yanıtının boyutlarının genişletilmesine dair açık uyarıyla bağlantılıdır.”

Sadrülhüseyin şunları ekledi: “Yüce Lider, Hürmüz Boğazı’nın korunması ve akıllıca yönetilmesi konusuna fıkhi bir bakışla yaklaşarak ve ‘ilkli cihad’ kelimesini kullanarak; toprak bütünlüğümüzü ve jeopolitik sermayelerimizi savunmak için cihad anlayışıyla faaliyet göstereceğimizi ve bunları korumak için ülkenin tüm maddi ve manevi imkanlarından yararlanacağımızı beyan etmiştir.”

Daha Geniş Yanıt Uyarısı, Caydırıcılığın Güçlendirilmesi Vurgusunun Devamıdır

Bu mesajın Yüce Lider’in önceki vurgularıyla olan bağlantısına değinen Sadrülhüseyin şunları söyledi: “Misilleme alanının genişletilmesi, savaşın bölgesel düzeyden bölge ötesine yayılması, İran milletinin eylemlerinin şaşırtıcılığı, Amerikalıların bölgeden çıkarılması ve düşmanın mevzileri üzerinde tam ve akıllıca istihbarat hakimiyeti kurulması; kendilerinin önceki beyanlarında dikkat çekilen konulardandır ve bu mesajda da aynı yolun devam ettirilmesi vurgulanmıştır.”

Uluslararası ilişkiler uzmanı sözlerine şunları ekledi: “Ayrıca Silahlı Kuvvetler’in, düşmanın İslam Cumhuriyeti’ne saldırma iradesinin kesinleşmesi halinde böyle bir eyleme izin vermemesi yönünde uyarılması, Silahlı Kuvvetlerin maddi ve manevi kabiliyetlerinin artırılması ve düşmanın maddi ve maddi olmayan varlıklarına darbe indirilmesi de bu çerçevede değerlendirilebilir.”

Sadrülhüseyin son olarak şunları kaydetti: “Yüce Lider’in güç aşılayan mesajının bu kısmı, cani düşmanın her türlü tecavüzü karşısında İslam Cumhuriyeti’nin bugününü ve geleceğini aydınlatmıştır. İran’ın yanıtının çok daha geniş boyutlarda olacağının hatırlatılması, İslam Cumhuriyeti’nin caydırıcılığı doğrultusunda ve düşmanın yeniden tecavüz etmesinin sonuçlarına dikkat çekme amacını taşımaktadır.”

Sadrülhüseyin sözlerini şöyle tamamladı: “Yüce Lider’in şeffaf mesajı, hem millete, Silahlı Kuvvetlere ve milli çıkarları ile güvenliği sağlayan organlara hitaptı hem de bu milletin düşmanlarına ciddi bir uyarıydı; yeniden tecavüz etmeyi ve ülkenin kamuoyunu karıştırmayı zihinlerinde geçirebilecek düşmanlara. Onlara, tecavüzün tekrarlanmasının çok daha geniş boyutlarda bir yanıtı beraberinde getireceği açıkça ihtar edildi.”

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın