Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari kaleme aldığı yazısında Amerika, Siyonist rejim ve bazı Arap ülkeleri isim ve görünüş olarak farklı olsalar da, farklı adlar taşımalarına rağmen gerçekte tek ve ortak bir kimliğe sahiptirler vurgusunda bulundu.
Şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Daha önce de işaret ettiğimiz gibi; Amerika, Siyonist rejim ve bazı Arap ülkeleri isim ve görünüş olarak farklı olsalar da, farklı adlar taşımalarına rağmen gerçekte tek ve ortak bir kimliğe sahiptirler. Aralarındaki tek fark, bu ortak yapıda kendilerine ayrılan payın miktarıdır. Bu nedenle hesaplarımızda İsrail’i Amerika’dan ya da bazı Arap ülkelerinin Amerika yanlısı yöneticilerini Amerika ve İsrail’den ayrı değerlendirir ve her biri için ayrı bir hesap açarsak, hiç kuşkusuz ciddi bir yanılgıya düşmüş oluruz.
Şunu da belirtmek gerekir ki; İran İslam Cumhuriyeti, Hizbullah, Yemen, Irak ve Filistin direniş cepheleri de kendi aralarında ortak ve bütünleşik bir kimliğe sahiptir.
2- Amerika ve müttefikleri, Ramazan Savaşı sırasında İran ile direniş cephesinin bu “ortak kimlik” formülünü fiilen uygulamış, İran’ın diğer kollarını, özellikle Lübnan Hizbullahı’nı, Filistin ve Irak direnişini ateşkes mekanizmasının dışında değerlendirmiş ve onlara saldırmak için hiçbir fırsatı kaçırmamıştır. Bugün dünyanın tanık olduğu gibi, Siyonist rejim Lübnan Hizbullahı’na yönelik en vahşi saldırılarını sürdürmektedir.
Ancak ne yazık ki karşı tarafta bu formülün beklenildiği ölçüde uygulanmadığı görülmektedir. Siyonist rejim (dünyadaki bütün köpeklerden özür dileyerek söylüyoruz), tasması Amerika’nın elinde olan kuduz bir köpektir. Amerika ile birlikte İran’a yönelik saldırılarda yer alan bazı Arap ülkeleri ise Amerika’nın ücretsiz hizmetkârlarıdır. Bu nedenle onların İran’a, Hizbullah’a ve diğer direniş güçlerine karşı işledikleri suçlar Amerika’nın talimatlarından bağımsız değerlendirilemez.
3- Neyse ki Hatemü’l-Enbiya Komutanı General Abdullahi, işgal altındaki topraklarda yaşayanlara hitaben yaptığı açıklamada, Siyonist rejimin Hizbullah’a karşı işlediği suçların ve Dahiye ile Beyrut’a yönelik olası saldırıların cevapsız kalmayacağını belirtti.
Komutan şu uyarıda bulundu:
“İsrail rejiminin ateşkesi defalarca ihlal etmesi ve Dahiye ile Beyrut’u bombalama tehdidini gerçekleştirmesi halinde, işgal altındaki toprakların kuzey bölgelerinde ve askerî yerleşimlerde yaşayanları uyarıyoruz; zarar görmek istemiyorlarsa bölgeyi terk etsinler.”
Lübnan Hizbullahı, merhum İmam’ın yetiştirdiği, şehit imamın mirasını taşıyan, mevcut lider tarafından tavsiye edilen ve İslam Devrimi’nin uzantılarından biri olan bir yapıdır. Bu nedenle ana kaynağından ve köklerinden ayrı düşünülemez.
4- Dün günün son saatlerinde, Hatemü’l-Enbiya Merkez Karargâhı Komutanı’nın bu kararlı uyarısının ardından, İsrail televizyonu rejimden bir kaynağa dayanarak şu haberi verdi:
“İsrail, Beyrut’un güney banliyölerine büyük bir saldırı düzenlemeyi planlıyordu, ancak son anda Amerika’nın müdahalesi nedeniyle bu saldırı ertelendi.”
Siyonist “Kan” televizyonu da şu bilgiyi ekledi:
“Trump ile Netanyahu arasındaki telefon görüşmesinden sonra Beyrut’a yönelik saldırı şimdilik durduruldu.”
Yani İran İslam Cumhuriyeti’nin uyarısından sonra Amerika, kendi kuduz köpeğinin tasmasını çekmiştir.
Bu vesileyle Hatemü’l-Enbiya Merkez Karargâhı’na teşekkür ederken, ülkemizin değerli şairlerinden Ahmed Babaei’nin şu dizelerinin durumu en iyi şekilde anlattığını belirtmek gerekir:
Pirimiz dedi ki: Kerbelâ buradadır.
Kahrolsun kâhya, Allah buradadır.
