8 Nisan tarihinde, Amerika tarafından önerilen ateşkes teklifi İran İslam Cumhuriyeti tarafından kabul edildi. O dönemde Trump art arda mühletler (deadline) belirliyor, İran’ın “medeniyetinin silineceği” ve ülkenin “taş devrine” geri döndürüleceği tehdidinde bulunuyordu. Ancak İran halkının tepkisi cesurcaydı; tam da o günlerde nükleer santrallerin çevresinde ve köprülerin üzerinde insan zincirleri oluşturuldu. Trump’ın tehditleri pratikte ters tepti.
Tam o saatlerde Trump, İran’ın sunduğu on maddenin müzakerelerin temeli olabileceğini açıkladı; yani İran’ın önerileri onlara ulaşmıştı ve görüşmeler için bir zemin teşkil edebilirdi. Böylece Trump’ın verdiği sürenin dolmasıyla eş zamanlı olarak, ateşkes konusu İran tarafından kabul edildi.
İran tarafında, ateşkesin kabulü ve müzakere sürecine dair ana anlatı, Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreterliği’nin bildirisinde yer aldı. Bu bildiride, Trump’ın İran’ın şartlarını tamamen kabul ettiği vurgulanmıştı. Genel algı, şartların kabul edildiği ve müzakerelerde sadece detayların belirleneceği yönündeydi.
İslamabad müzakerelerinden birkaç gün sonra, Meclis Başkanı Danışmanı Mehdi Muhammedi, İran tarafının yaklaşımını netleştiren açıklamalarda bulundu. İran, askeri sahadaki üstünlüğü nedeniyle Amerika üzerindeki baskı miktarını ölçebileceğini ve Amerika’dan kayda değer tavizler koparabileceğini hissediyordu.
Zaman geçtikçe, karar alma mekanizmasında etkili olan başka bir bakış açısının daha varlığı ortaya çıktı. Bu görüş, savaşın devam etmesi ve çatışmaların altyapı düzeyine yayılması endişesine dayanıyordu. Bu yaklaşım, esas olarak hükümet ve hükümete yakın kesimler tarafından dile getiriliyordu.
Müzakereleri eleştiren üçüncü bir yaklaşım daha mevcuttu. Örneğin, ateşkes kabul edilmeden birkaç gün önce Dr. Said Celili, bir televizyon programında savaşın hedeflerine ulaşana kadar devam etmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca bir hafta öncesinde mevcut durumu, “hak cephesinin askeri sahada üstün olduğu ancak düşmanın hile ve aldatmacaya başvurduğu” Muaviye’nin çadırının önündeki duruma benzetmişti.
Ateşkesin kabulünden sonraki gelişmeler, ilk değerlendirmelerin gerçekle örtüşmediğini gösterdi. Tahran’da müzakerelerin ilk turundan sonra bazı değişimler ve düzeltmeler yapıldı. Dolayısıyla artık revize edilmiş müzakerelerden bahsetmek gerekir. Bu bağlamda en az üç temel değişiklik meydana geldi:
1. İran’ın nükleer programının müzakere masasından çıkarılması.
2. Ateşkesin uzatılmasının resmi olarak kabul edilmemesi.
3. Hürmüz Boğazı’nda kontrollü duruma geri dönülmesi.
Mesut Beraati/Farsnews
