“Ramazan Savaşı” olarak anılan çatışmalarda İran’ın füze ve insansız hava araçları, ABD’nin bölgedeki askerî üslerinde yıkıcı bir sarsıntı oluşturdu. Batı Asya’daki Amerikan askerî varlığı, güvenlik kalkanı olmaktan çıkarak stratejik bir zafiyete dönüştü. Üsler, savaş uçaklarının hangarları, radar sistemleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği, İran’ın caydırıcılık kapasitesinin etkisi altına girdi.
CBS News’un Kuveyt’teki bir ABD askeriyle yaptığı röportajda, İran saldırıları karşısındaki savunmasızlık dikkat çekti. Röportajdaki asker şunları söyledi:
“Her şey sallanıyordu ve her yer duman içindeydi. Film sahneleri gibiydi. İHA’lara karşı hiçbir hava savunması yoktu.”
Bir zamanlar Amerikan gücünün sembolü sayılan üslerin artık kolay hedeflere dönüştüğü ve bölgedeki askerî varlığın maliyetinin faydasını aşmaya başladığı öne sürülüyor. Haberde, ABD ve İsrail’in İran’a karşı kısa sürede sonuç alacaklarını düşündükleri savaşta beklenmedik bir direnişle karşılaştıkları savunuluyor.
Metne göre İran’ın ulusal birlik sergilemesi ve saldırı kapasitesini koruması, Washington ile Tel Aviv’i müzakere arayışına itti. Özellikle İsfahan’ın güneyindeki çatışmaların, Amerikan savunma yapısında “yıkıcı bir deprem” yarattığı ifade edildi.
“Ucuz” İran Silahları ve ABD Teknolojisi
Haberde İran’ın yerli üretim düşük maliyetli İHA’lar ve sürat tekneleriyle, milyarlarca dolarlık Amerikan askerî sistemlerini etkisiz hâle getirdiği iddia edildi.
İran’ın bu yöntemlerle Batı Asya’daki Amerikan askerî varlığını stratejik yük hâline dönüştürdüğü savunulurken, uluslararası raporların da ABD’nin bölgedeki askerî altyapısının hedef alındığını kabul ettiği öne sürüldü.
ABD’nin Kayıpları İddiası
Haberde, Amerikan savunma yayını The War Zone’a dayandırılan bazı iddialara yer verildi. Buna göre ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşta en az 39 askerî uçak kaybettiği, 10 uçağın da hasar aldığı ileri sürüldü.
Beşinci nesil savaş uçakları ve yüksek maliyetli insansız hava araçlarının İran hava sahasında etkisiz hâle geldiği belirtilirken, The Washington Post kaynaklı bir araştırmanın da ABD üslerindeki en az 228 ekipmanın zarar gördüğünü veya tamamen imha edildiğini ortaya koyduğu ifade edildi.
Hürmüz Boğazı ve Küresel Ekonomi
Haberde Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomi açısından ağır sonuçlar doğurduğu savunuldu. İran’ın dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri üzerindeki kontrol kapasitesinin güç dengesini kendi lehine çevirdiği ve ABD’nin bölgedeki konumunu sarstığı öne sürüldü.
Steven Starr’ın değerlendirmelerine yer verilen haberde, ABD’nin fiilen Basra Körfezi’nden geri çekildiği ve bölgedeki 13 ila 19 büyük Amerikan üssünün ya imha edildiği ya da işlevsiz hâle geldiği iddia edildi. Bahreyn’deki Beşinci Filo karargâhının da ağır darbe aldığı öne sürüldü.
Uydu görüntülerinin gelişmiş radar sistemleri, haberleşme altyapısı ve savaş uçağı hangarlarındaki hasarı doğruladığı savunuldu.
“Gerçek Maliyet 1 Trilyon Dolar”
CNN’e dayandırılan haberde, Beyaz Saray ve Pentagon savaşın maliyetini 25 ila 29 milyar dolar arasında açıklarken, gerçek maliyetin 1 trilyon dolara ulaştığının ileri sürüldüğü aktarıldı.
Bu rakamın, savaşın ekonomik ve askerî boyuttaki yıkıcı etkisini ortaya koyduğu ifade edildi.
İran İHA’ları: ABD Üslerinin Yeni Kâbusu
Haberde İran’ın düşük maliyetli İHA’larının, ABD’nin Batı Asya’daki yoğun askerî varlığını avantaj olmaktan çıkarıp ölümcül bir zafiyete dönüştürdüğü belirtildi.
The New York Times’ın şu değerlendirmesine yer verildi:
“İran’ın İHA’ları, ABD’nin Batı Asya’daki geniş askerî varlığını bir zayıflığa dönüştürdü. İran, ucuz İHA’larını doğrudan bu üslere yönlendirebiliyor. Önceden avantaj sayılan unsur artık zafiyet hâline geldi.”
Ayrıca Financial Times’ın da İran’ın sürat tekneleri, füze ve İHA kapasitesi sayesinde Hürmüz Boğazı’ndaki caydırıcılığı koruyabildiğini yazdığı belirtildi.
“Üsler Kalkan Değil, Hedef”
The Hill’un haberine göre İran’ın Körfez bölgesindeki Amerikan üslerine milyarlarca dolarlık zarar verdiği iddia edildi.
Haberde, İran saldırılarının beşinci nesil savaş uçaklarının hangarlarını ve gelişmiş radar sistemlerini hedef aldığı; bunların yeniden inşasının yıllar ve milyarlarca dolar gerektireceği savunuldu.
“ABD’nin Bölgeden Çıkışı Kaçınılmaz”
Amerikalı gazeteci Chris Hedges’in görüşlerine de yer verilen haberde şu ifadeler aktarıldı:
“ABD’nin bölgeden çıkışı isteğe bağlı değil, zorunlu olacak. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri artık Amerikan üslerinin güvenlik kalkanı değil, hedef olduğunu görüyor.”
Ayrıca Amerikalı ekonomist Richard Wolff’un da Trump’ın İran’a karşı zafer kazanamayacağını ve Washington’ın artık ne askerî ne de siyasi araçlarla İran’ı yenebilecek kapasiteye sahip olmadığını söylediği aktarıldı.
Haberde sonuç olarak ABD’nin bölgede ağır bir stratejik çıkmaza sürüklendiği, askerî üslerin artık koruyucu değil kırılgan hedefler hâline geldiği ve İran’ın düşük maliyetli sistemlerle Amerikan askerî üstünlüğünü aşındırdığı savunuldu.
Not: haber farsnews’ten tercüme edilmiştir
