Dünya İslami Uyanış Genel Kurulu Genel Sekreteri, ABD’nin Batı Asya bölgesinde yeri olmadığını ve bölgeyi terk etmesi gerektiğini hatırlattı.
Dr. Ali Ekber Velayeti, bölge meselelerine ilişkin bir analizinde, ABD’nin artık Batı Asya bölgesinde yeri olmadığını ve bölgeyi terk etmesi gerektiğini söyledi.
Velayeti, “Dünyanın diğer noktalarındaki dostlarımız bunu biliyor, muhaliflerimiz ise bilmiyorlarsa bilsinler ki, İran İslam Cumhuriyeti tek başına ABD’nin hakkından gelir ve ABD’nin artık Batı Asya bölgesinde kesinlikle bir yeri olmayacak, bu bölgeyi terk etmek zorundadır” dedi.
Velayeti şunları ekledi: “Ancak ne yazık ki bu arada, Fars Körfezi’nin güney kıyısındaki bazı Arap ülkelerinin, örneğin en zayıf Arap ülkeleri olan BAE ve Bahreyn’in, Batılıların bir Müslüman ülkeye saldırması karşısında en kötü tutumları sergilediklerini görüyoruz. Hiçbir örtüye başvurmadan ve hoşgörü göstermeden şu söylenmelidir ki BAE, bu kana susamış ve cani rejimlerin suçlarının ortağıdır.”
Velayeti, açıklamalarının bir diğer bölümünde şu vurguyu yaptı: “Irak, ne yazık ki bugün Müslüman Irak halkının genel talebine aykırı sorunlarla karşı karşıya görünüyor. Bazı Iraklı siyasi şahsiyetlerin ABD ile ilişkileri geliştirme çabası, mazlum Irak halkına ve İslam dünyasına karşı yapılmış bir iştir.”
Sayın Velayeti ayrıca şu vurguyu yaptı: “Dünya İslami Uyanış Genel Kurulu Genel Sekreteri olarak, İslam aleminde endişe verici bir noktaya işaret etmeyi ve İslam dünyasının ve Şia’nın gurur kaynağı olan değerli ve bağımsız Irak hükümetinin büyüklerine, neden Irak merkezi hükümetine bağlı bir eyalet olması gereken Irak Kürdistan Bölgesi’nin fiilen bağımsız bir dış politika izlediğini ve Irak merkezi hükümetinden tamamen farklı ve bağımsız hareket ettiğini sormayı gerekli görüyorum.”
Velayeti, “Birincisi, Irak merkezi hükümeti Siyonist rejimle mücadele ederken, Irak Kürdistan Bölgesi yetkilileri ile Filistin, Lübnan, Yemen, Suriye, Irak, İran ve diğer topraklar da dahil olmak üzere İslam dünyasının bir numaralı düşmanı olan Siyonist rejim arasında yakın ilişkiler mevcuttur. İkincisi, bir zamanlar Ebubekir Bağdadi’nin yardımcısı ve IŞİD’in iki numarası olarak Şii, Sünni ve dini azınlıklardan binlerce Iraklı ve Suriyeli kadın, erkek, genç, yaşlı ve çocuğun kanına bulaşmış olan IŞİD mensubu hükümdarı Ebu Muhammed el-Culani’nin başkanlığındaki yeni Suriye hükümetiyle yakın, karmaşık ve iç içe geçmiş ilişkiler tesis etmişlerdir. Üçüncüsü, Irak Kürdistan Bölgesi, Komala, Kürdistan Demokrat Partisi ve Münafıklar gibi İran karşıtı Kürt devrim karşıtı grupların İslam Cumhuriyeti’ne karşı komplo ve lojistik merkezi haline gelmiştir; bunların son zarar verici komplolarından biri, geçtiğimiz yılın Aralık ayındaki darbe girişimi sırasında ana devrim karşıtı sızma unsurlarının Irak Kürdistan Bölgesi ile İran arasındaki ortak sınırdan İran toprakları içine aktarılması olup, bu unsurların eliyle binlerce İran evladı şehit edilmiştir” dedi.
Dünya İslami Uyanış Genel Kurulu Genel Sekreteri, “İslam dünyasının ve Irak’taki direniş cephesinin bu son derece önemli meselelerine karşı kayıtsızlık endişe vericidir ve bizim İslami Uyanış topluluğu olarak Iraklı büyüklerden beklentimiz, Irak toprağının bu önemli parçasının durumunu netleştirmeleridir” dedi/tesnim
