Abdel Bari Atvan, Arap dünyasının önde gelen analistlerinden biri olarak Hürmüz Boğazı’nın Trump için tarihi bir takıntı (ukde) olduğuna inanıyor. Atvan’a göre, “Trump Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü ele geçirip buradan geçen tüm gemilerden geçiş ücreti (vergi) almak istiyor. Ancak İranlılar bu alanda onun önüne tamamen set çekmiş durumdalar. Önümüzdeki günlerde İranlılar eliyle pek çok sürpriz yaşanacak ve İran, kendisini hedef alan her ülkeden intikamını alacaktır.”
Tahririye’nin haberine göre; tanınmış analist Abdel Bari Atvan, YouTube’daki “Sawt” kanalına yaptığı açıklamaların bir bölümünde şunları kaydetti:
“İran’ın Yüce Lideri Ayetullah Seyyid Ali Hamaney’in cenaze töreni on milyonlarca insanın katılımıyla gerçekleştirildi. Bu görkemli merasim, İran’ın tam bir hazırlığıyla düzenlendi ve Tahran bu tören aracılığıyla dünyaya birçok mesaj gönderdi. Ayetullah Hamaney, güçlü ve nükleer eşikteki İran’ın kurucusu olarak böyle bir uğurlamayı fazlasıyla hak ediyordu. On milyonların bu törene katılması, İran’ın ne kadar güçlü olduğunu ve ne denli devasa bir halk desteğine sahip olduğunu kanıtladı.”
Atvan sözlerine şöyle devam etti: “Amerika’nın aptallığı ve şerri, Trump’ın mutabakat zaptını bozarak İran’a yönelik yeni bir saldırı başlatmasıyla bir kez daha kendini gösterdi. ABD, İran’ın üç petrol gemisine saldırdığı bahanesini öne sürerek İran’ı yeniden hedef aldı. Hürmüz Boğazı, Trump’ın tarihi bir takıntısıdır. O, bu boğazın kontrolünü elinde tutmak ve buradan geçen her gemiden harç kesmek istiyor; fakat İranlılar bu konuda onun yolunu tamamen tıkadılar. İran’ın izni olmadan hiçbir geminin Hürmüz Boğazı’ndan geçmeye hakkı olmadığını ilan ettiler. Bu boğazın kontrolü İran ve Umman’ın elindedir. Trump aklını yitirmiş durumda. İranlı liderlere hakaret ederken tüm ilkeleri, ahlakı ve değerleri ayaklar altına alıyor. Bu hakaretlerle aslında kendisini küçük düşürüyor. Amerikan halkının da Trump’ın bu eylemleri karşısında sessiz kalması büyük bir utançtır; böyle bir adamın kendilerini yönetiyor olması onlar için bir lekedir.”
Ra’y al-Youm gazetesinin genel yayın yönetmeni şunları ekledi: “Trump şu an tam bir korku ve dehşet içinde yaşıyor. İsrailliler Trump’ı çok iyi tanıyor ve onun ne kadar korkak olduğunu biliyorlar. Trump’ı iş başına getiren onlardı ancak Trump onların tüm umutlarını boşa çıkardı. Onu İran ile bir savaşa sürüklediler fakat İsrail ve ABD, İran karşısında yenilgiye uğradı. Basra Körfezi’nde ve Orta Doğu’da büyük bir mağlubiyet yaşadılar.
İsrail rejimi artık bölgede herkesi korkutan o eski güç değil. Trump da büyük bir panik içinde; çünkü İsrailliler kendisine yönelik suikast girişimleri planlandığını fısıldıyorlar. Daha önce de onu, ‘İran’ın nükleer enerjisi dünya için bir tehdittir’ yalanıyla kandırıp savaşa sokmuşlardı. Amerika’nın İran’ı yerle bir edebileceğini ve İsrail’i bölgesel bir güç olan İran tehdidinden kurtaracağını sanıyorlardı. Savaşın bu şekilde sonuçlanacağını öngöremiyorlardı.”
İsraillilerin ve istihbarat servislerinin yalancı olduğunu savunan Atvan, “Arap ülkelerinin istihbarat servisleri de işlevsizdir; sadece kendi vatandaşları hakkında bilgi toplamakta mahirdirler. Son dönemde tek işlevsel istihbarat, Yahudi yerleşim birimlerinin sınırlarını aşarak buraların kalbine sızmayı başaran Yahya Sinvar’ın istihbarat ağıydı. Bu istihbarat ağı, İsraillileri büyük bir korku ve dehşetle yüz yüze bıraktı. Trump da aynı korkuyu yaşıyor; öyle ki Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyarette güvenlik gerekçesiyle üç kez uçak değiştirdi” dedi.
Atvan açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: “İranlılar; Amerika’nın, İsrail rejiminin ve ortaklarının bu maceralarına karşılıksız kalmayacaktır. İran; ABD’nin Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’deki askeri üslerini bombaladı. Ürdün resmi olarak 5 İran füzesini havada imha ettiğini duyurdu. Henüz net bilgiler yok; bu füzelerin işgal altındaki topraklara mı yöneldiği yoksa Ürdün’deki Amerikan üslerini mi hedef aldığı tam olarak bilinmiyor. Tabii bu durum, Ürdün’deki Amerikan üslerinin İran füzeleriyle ilk kez hedef alınışı değil.
Şimdi şu soru akıllara geliyor: İran daha önce Kuveyt, Bahreyn ve Katar’ı füze listesine eklediği gibi şimdi Ürdün’ü de bu listeye dahil edecek mi? Henüz kesin değil ancak bu füze saldırısı gerçekleşti ve önümüzdeki günlerde gerilim daha da tırmanacak. Ürdün’de sirenlerin çalması, bu ülkenin de İran’ın füze hedef listesine eklenebileceğine işaret ediyor. Durum daha da vahim bir hal alabilir.”
Atvan, “Ürdün diplomasisi hızla harekete geçmeli. Çünkü Ürdün’ün İran ile karşı karşıya gelmesi; bu ülkenin Irak, Yemen, Hizbullah, Güney Suriye ve Devrim Muhafızları ile de karşı karşıya gelmesi anlamına gelecektir. Bu bir gerçektir. Dolayısıyla Ürdün hızlıca adım atmalı ve durumun krize dönüşmesini engellemelidir. Ürdün, topraklarında Amerikan askeri varlığına izin vermemelidir” uyarısında bulundu.
Filistin asıllı analist değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: “Önümüzdeki günlerde İranlılar eliyle çok büyük sürprizler yaşanacak. İran, kendisini hedef alan her ülkeden intikam alacaktır. Tıpkı Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadr’in belirttiği gibi, İran mutlaka karşılık verecektir. İran intikamını alacaktır. Bu savaştan galip çıkan ülke İran’dır ve yenilmeyecektir. Ayetullah Hamaney’in cenaze merasiminin ardından artık intikam vakti gelmiştir.”
not: bu analiz snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

♥️ İRAN BU KÖRFEZ SAVAŞINDA NASIL MI SON DERECE BAŞARILI VE NET BİR SONUÇ ALABİLİR ?
BUYRUNUZ SÖYLEYELİM O ZAMAN ! ♥️
♥️♥️Babülmendep’i Kapatın ve Sonucunu Görün ! ♥️♥️
13.07.2026
Keyhan Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Şeriatmedari, son yazısında Babül Mendep Boğazı’nın kapatılması gerekliliğini vurguladı.
şeriatmedari’nin yazısı şu şekilde;
1- Pazartesi günü Trump, İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden başlattıklarını açıkladı ve her zamanki, bilinen yalanlarından birini daha söyleyerek, “Hürmüz Boğazı açık ve açık kalacak; İran’la ya da İran olmadan” dedi. Kendini beğenmiş ve yozlaşmış ABD Başkanı, ardından yine boş övünmelerde bulunarak gerçekleşmemiş hayallerini gerçekmiş gibi sunup şöyle konuştu: “Amerika Birleşik Devletleri, bu andan itibaren ‘Hürmüz Boğazı’nın koruyucusu’ olarak tanınacaktır. Ancak adil bir uygulama olarak, dünyanın bu son derece istikrarsız bölgesinde güvenlik ve emniyeti sağlama görevimizin tüm masraflarını karşılamak amacıyla, taşınan tüm yüklerin %20’si oranında ücret alınacaktır. Bu süreç derhal başlayacaktır.” Trump’ın dünkü açıklamaları hakkında söylenecek çok şey vardır.
2- Trump’ın iddiasının aksine Hürmüz Boğazı tamamen kapalıdır ve Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri hiçbir geminin geçişine izin vermemektedir. Trump’ın boğazın açık olduğu yönündeki iddiası, diğer yalanları gibi değilse bile, iki farklı şekilde yorumlanabilir. Trump, Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu iddia ederek, en azından yalan bir iddia düzeyinde dahi olsa kendisini bu olayın galibi gibi göstermeye çalışmaktadır. Daha önce de İran’ın kara ve deniz kuvvetlerini yok ettiği, İran halkının rejime karşı ayaklandığı (!) ve benzeri birçok asılsız iddiada bulunmuş; bu nedenle Batılı yetkililer ile dünyanın önde gelen yorumcu ve uzmanları tarafından defalarca alaya alınmıştır.
3- Trump’ın Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına karşılık deniz ablukasını yeniden başlattığı yönündeki açıklamasının diğer yönü ise, onun kendi dar görüşlü zihninin ürünü olamaz; bunu perde arkasındaki Amerikan stratejistlerine, özellikle de en büyük paya sahip olan Siyonistlere atfetmek gerekir. Amerika, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasından bunalmıştır ve deniz ablukasını kaldırmayı, Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla takas etmek istemektedir. Oysa 1958 Cenevre Sözleşmesi’nin 14. maddesinin 4. bendi ile 16. maddesinin 1. bendinin açık hükmüne göre, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliği ve bu boğazın hukuki rejimini belirleme hakkı, İran İslam Cumhuriyeti’nin açık ve yasal hakkıdır. Buna karşılık ABD’nin İran’a uyguladığı deniz ablukası yalnızca yasa dışı bir eylem değil, aynı zamanda bir savaş suçudur ve ABD Başkanı’nın da itiraf ettiği üzere “deniz haydutluğunun” bir türüdür. Dolayısıyla bu deniz haydutluğu, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini kullanmasıyla eşdeğer görülemez ve İran’ın Hürmüz üzerindeki egemenliğinden vazgeçmesi bunun karşılığı olamaz. Trump’ın dünkü açıklamalarının bu bölümü, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ABD ve müttefiklerinin eylemlerine karşı ne kadar etkili ve sarsıcı bir araç olduğunu göstermektedir. Bu nedenle boğazın kapalı tutulması konusunda gösterilecek en küçük bir yumuşama, mevcut topyekûn savaşta bu güçlü silahın terk edilmesinden başka bir anlam taşımaz.
4- İran’ın deniz ablukasını kırmak ve ABD’yi bu deniz haydutluğundan vazgeçirmek için elinde seçenekler vardır. ABD ve İsrail’in bu abluka karşısındaki en zayıf noktası, Babülmendep Boğazı’nın düşman ülkelerin gemilerine ve bu ülkelere petrol ya da ticari mal taşıyan gemilere kapatılmasıdır. Babülmendep, Akdeniz’i (yani Avrupa ve Amerika’yı), Kızıldeniz ve Aden Körfezi üzerinden Hint Okyanusu’na bağlayan dünyanın en önemli deniz geçitlerinden biridir. Afrika Boynuzu ile Arap Yarımadası arasında yer alan bu boğaz, jeopolitik ve ekonomik açıdan son derece büyük öneme sahiptir. Dünya ticaretinin başlıca arterlerinden biri olan Babülmendep’ten, Körfez petrol ve gaz ihracatının önemli bir bölümü ile Asya mallarının Avrupa’ya taşınması ve Asya-Akdeniz ticareti gerçekleştirilmektedir. Yemen Direniş Cephesi, defalarca -ve bunlardan biri de dün olmak üzere- Babülmendep’i düşman ülkelerin ve onların müttefiklerinin petrol ve ticaret gemilerine kapatmaya hazır olduğunu ilan etmiş, bu alanda da dikkat çekici ve başarılı bir deneyim ortaya koymuştur. Ayrıca İran ile Babülmendep arasındaki hava mesafesi yaklaşık 2.300 kilometredir ve İran’ın hassas güdümlü füzelerinin menzili 3.000 kilometrenin çok üzerindedir. Bu nedenle İran, tek başına da Babülmendep’i kolaylıkla kapatabilir.
5- Şimdi, Amerika’nın nefesini kesen Hürmüz Boğazı’nın kapalı tutulmasının yanı sıra, Babülmendep’i de kapatmanın ve böylece Amerika ile müttefiklerinin tamamen nefessiz kalmasına tanıklık etmenin zamanıdır. Hz. Ali’nin şu sözüyle ifade edildiği gibi: “رُدَّ الحَجَرَ مِن حَيثُ جاءَكَ، فإنّهُ لا يُرَدُّ الشَّرُّ إلاّ بالشَّرِّ…” yani, “Taşı geldiği yere geri fırlat; çünkü kötülük ancak kötülükle bertaraf edilir.” Bunun uluslararası protokollerle ne ilgisi vardır? Amerika ve Avrupa hangi uluslararası protokole bağlı kalmıştır ki[ biz kalalım? İran’a deniz ablukası uygulanması uluslararası protokollerde mi yer alıyor da Babülmendep’in kapatılması yer almıyor? Hiç kuşkunuz olmasın ki, yalnızca Babülmendep’i kapatma niyetinde olduğumuzu ilan etmek bile, geveze Trump’ın ağzına indirilen sert bir yumruk olacaktır. Kapatın ve sonucunu görün.