Tahran Üniversitesi’nde Amerikan Çalışmaları profesörü ve ABD-İran ilişkileri üzerine önde gelen bir analist olan Fuad İzedi, kaleme aldığı yazısında ABD senatosunun Trump’ın savaş yetkilerini kınayan yasası konusunu değerlendirdi.
İzedi’nin yazısı şu şekilde;
- Karar metni, “Başkanın, İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı yürütülen askeri çatışmalardan ABD Silahlı Kuvvetleri’ni çekmesini emreder; ancak Kongre tarafından açık bir savaş ilanı veya İran’a karşı askeri güç kullanımına ilişkin özel bir yetki verilmesi hâli müstesnadır” demektedir.
Yani İran’a yönelik yeni bir saldırı, Kongre’nin onayı olmaksızın yasa dışı kabul edilecektir.
- Trump’ın aşağıdaki paylaşımındaki öfkesinin nedeni de budur. Trump şöyle yazdı:
“İran’ın boynuna ipi geçirmiştim. Bize neredeyse her şeyi vermeye hazırlar ve onlarca yıl sonra ilk kez Amerika Birleşik Devletleri’ne ve başkanına saygı gösteriyorlar. Şimdi ise ABD Senatosu, savaş yetkileri yasası konusunda zamansız bir oylama yapmaya karar veriyor ve dünyanın bir numaralı terör destekçisine, benim İran’la yaptıklarımdan hoşlanmadığını ve durmam gerektiğini söylüyor. Böylece düşmana yardım ve rahatlık sağlıyor. Dört sefil Cumhuriyetçi de Demokratlarla birlikte lehte oy kullandı…”
- Karar, Senato ve Temsilciler Meclisi’nin ortak kararı şeklinde hazırlanarak doğrudan başkana talimat verdiği için Trump’ın onayına sunulmayacaktır. Dolayısıyla Trump’ın bu Kongre talimatını veto etme imkânı bulunmamaktadır.
- Trump son aylarda bu yasaya ilişkin birçok olumsuz açıklama yapmış olsa da aynı zamanda yasayı uygulamıştır. Savaşın başında Kongre’yi resmî olarak bilgilendirmiş, 60 günlük sürenin sonunda da ateşkes nedeniyle Savaş Yetkileri Yasası’nın devreye girmesine gerek kalmadığını Kongre’ye resmî yazıyla bildirmiştir.
- Bu karar, İran’a yönelik yeni bir saldırıyı daha zor hâle getirmektedir. Kongre izni olmadan yapılacak yeni bir saldırı yasa dışı olacaktır. Amerikalı yetkililer uluslararası hukuka çoğu zaman kayıtsız davranabilse de iç hukuk kurallarına büyük ölçüde bağlı kalmaktadır.
- Askerî operasyonlar bütçe gerektirir ve sonuçta İran’a yönelik olası yeni bir saldırının finansmanını onaylayacak olan yine Kongre üyeleridir. Bu oylama, gelecekteki bir savaş bütçesinin onaylanmasının garanti olmadığını göstermektedir. Bu nedenle karar sadece sembolik değildir.
- Savaş ihtimalini azaltma gerekçesiyle karşı tarafa gereksiz tavizler verilmemelidir.
- Geçmiş tecrübeler, taviz vermenin veya müzakerenin tek başına savaş riskini ortadan kaldırmadığını göstermektedir. Çünkü bazı çevrelerin değerlendirmesine göre ABD’nin talepleri sınırlı değildir ve verilen tavizler çoğu zaman yeterli görülmemektedir.
- Ülkenin önceliği, “saldırı – ateşkes – müzakere – yeniden saldırı” döngüsünü kırmak olmalıdır. İran’a ait bloke edilmiş varlıklar karşılığında Amerikan ya da başka ülkelerin tarım ürünlerini almak temel öncelik olarak görülmemelidir.
- Metinde, savaş tehdidini ortadan kaldırmanın yolunun askerî caydırıcılık olduğu savunulmakta ve bölgedeki belirli tesislerin hedef alınmasına ilişkin öneriler sunulmaktadır.
Ancak bu son bölüm, gerçek dünyadaki askerî hedeflerin seçilmesi ve altyapılara zarar verilmesine yönelik operasyonel öneriler içerdiğinden, bunların uygulanmasına ilişkin teknik veya stratejik yönlendirme vermem mümkün değildir.
Metnin genelinde savunulan görüş, Kongre kararının ABD’nin İran’a karşı yeni bir askerî operasyon başlatmasını siyasi ve hukuki açıdan zorlaştırdığı ve bu nedenle müzakere sürecinde İran’ın elini güçlendirebileceğidir. Bununla birlikte, bu değerlendirmeler metnin yazarına ait siyasi yorumlar olup, farklı uzmanlar ve çevreler aynı gelişmeleri farklı şekillerde yorumlayabilmektedir.
