Selam olsun İran’ın emin emanetçisi…
Selam olsun bizim mücahit ve aziz şehit imamımız.
Ayrılığınızın ağır acısı yüreklere çöktü. Her anımız, ancak İslam tarihinin en büyük musibetlerinde okuduğumuz türden bir hüzünle geçiyor.
Canlarımız da bu ayrılığa dayanamıyor. Sanki onlar da mukaddes bayrağımıza sarılı tabutunuzla birlikte kanatlanmış; İslam Cumhuriyeti’nin başkentinden Necef ve Kerbela’ya, oradan da kutsal Meşhed’e uzanan son yolculuğunuza eşlik ediyor.
Aziz Efendimiz…
Hâlâ unutmadık; Hacı Kasım Süleymani’nin şehadetinin hemen ardından, siz de büyük bir acı taşımanıza rağmen ailemizin yanına gelmiş, bizleri teselli etmiştiniz. Babamızdan, Velayet’e bağlılık uğruna fedakârlığı ve canını feda etmeyi öğrenmiştik. Ancak o gün mahzun yüzünüzü görünce, babamızın acısını bile sizin hüznünüz karşısında küçük gördük ve içimizden şu mısraları geçirdik:
“Başımı huzurunda eğiyorum; varsın testim kırılsın…”
Ey mücahit ve aziz şehidimiz…
Şehit Süleymani ve silah arkadaşlarının cenaze namazını kıldırırken, Allah’tan kendi yolunda şehadet nasip etmesini niyaz ettiğiniz o hüzünlü ama vakur sesinizi unutmadık. O gün, duanızın kabul olmasını istemediğimiz tek gündü. Fakat ömrünü İslam’ın yücelmesi uğruna mücadeleyle geçiren, yıllarca ihlas ve takvayla yaşayan bir kul için ilahi rahmet ve adalet, şehadetten başka nasıl bir son takdir edebilirdi?
Sizden öğrendik ki, “Allah yolunda mücadele eden insan için en büyük mükâfat, şehadet şerbetini içmektir.” Bugün yüreğimizdeki derin acıyı bir nebze olsun hafifleten tek hakikat de budur.
Sizi şimdi sadık yol arkadaşlarınızın arasında görüyor; İmam Humeyni’nin ifadesiyle, “Rableri katında rızıklandırılanların coşkulu sevinci içinde” bulunduğunuza inanıyoruz. İnşallah o kutlu mecliste sizler de aziz İran milleti için dua ediyorsunuzdur.
Ey mücahit ve aziz şehidimiz…
Bugün size veda ederken bir kez daha ahdediyoruz ki; tavsiyelerinizi ve rehberliğinizi her zamankinden daha güçlü şekilde yaşatacak, Velayet-i Fakih’in ve Devrim Lideri Hazretleri Ayetullah Seyyid Mücteba Hüseyni Hamaney’in izinde kararlılıkla yürümeye devam edeceğiz. İslamî İran’ın izzet ve yüceliğini hedefleyen emanetinizi, İslam sancağı Hz. Mehdi’ye (Allah Teâlâ zuhûrunu yakın eylesin) teslim edilinceye kadar yorulmadan taşımayı sürdüreceğiz.
Ve hayattayken sıkça mırıldandığımız şu dizeleri, bugün de Velayet-i Fakih’e bağlılığımızı yenilerken haykırıyoruz:
“Sen yanımda olduğun sürece korkuya yer yok;
Bırak bütün dünya bana savaş ilan etsin.”
