İran ABD’yi Felç Edebilir: Deniz Ablukası Sonuç Vermeyecektir

ABD’nin sergilediği askeri hiperaktivite, kendi ülkesindeki analistler arasında bile hiçbir beğeni veya övgü toplamıyor. Nitekim New York Times‘ın itirafına göre, yirmi hafta geride kalmış olmasına rağmen ne Savaş Bakanlığı (Pentagon) ne de Donald Trump net bir vizyon ortaya koyabilmiş değil; bu vizyona dayanarak bir haftadır savaşa geri döndüklerini bile söyleyemiyorlar.

“Defol Git!”

Dün, savaşın yirminci haftasının (140. gününün) sonunda, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarı 70 bin varile kadar çakıldı. Oysa Kpler enstitüsünün verilerine göre, bundan önceki 5 günde günlük ortalama petrol akışı 5.5 milyon varil olarak kaydedilmişti.

Donald Trump, İran’a karşı yoğun medya operasyonları ve bazı başarısız askeri hamlelerle inisiyatifin kendi elinde olduğunu göstermeye çalışıyor. Trump Perşembe günü yaptığı açıklamada, “İran’da büyük başarılar elde ettik ve çok, çok yakında bu çabaların sonuçlarını göreceksiniz” iddiasında bulundu.

Ancak ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, yirmi haftalık savaşın ardından büyük bir heyecanla Çabahar’daki bir havalimanı kontrol kulesinin bombalanma görüntüsünü paylaştı; bu durum, ABD hükümetinin ve Pentagon’un elinin başarılardan ne kadar boş olduğunu kanıtlamaya yetti.

Bu konuda The Wall Street Journal gazetesinin yayımladığı şu rapor oldukça manidardır:

“ABD, gemilere yönelik telsiz mesajında Hürmüz Boğazı’nın güney rotasının açık olduğunu ilan etti; ancak bir denizci telsizden şu cevabı verdi: ‘Defol git!’

Ayrıca Reuters haber ajansı dün geçtiği haberde, nakliye şirketlerinin artık Hürmüz Boğazı’nda ABD askeri eskortlarına güvenmediğini bildirdi.

Deniz Ablukası Sonuç Vermeyecektir

İbrani yayın organı Kan kanalı da dün şu itirafta bulundu: “İran’a yönelik deniz ablukası sonuç vermeyecektir. İran dünyayı felç edebilir ve bundan en büyük zararı ABD ile diğer ülkeler görecektir! İran, gemilere düzenlediği saldırılarla deniz trafiğini felç etti ve petrol fiyatları yükseldi. İranlılar tehdit etmeye ve gemilere ateş açmaya devam ettiği sürece, denizcilik sigorta şirketleri bu gemileri sigortalamakta ciddi zorluklarla karşılaşacaktır ve hiçbir nakliye şirketi sigortasız bir şekilde böyle bir rotaya girmez. Çatışma ve saldırı ateşinin olduğu yerde, başlangıçta ABD ordusunun askeri eskortu olsa bile sigorta şirketleri gemileri sigortalamaya yanaşmıyor. İran’a yönelik deniz ablukasına rağmen petrol ihracatındaki aksamaların sürdüğünü ve fiyatların yükseldiğini gördük.”

Amerikalıların %69’u Trump’ın Yaklaşımına Karşı

Yeni yapılan Washington Post-Ipsos anketinin sonuçları, Donald Trump’ın İran’a yönelik savaş politikaları konusunda kamuoyunun güvenini kazanmada siyasi bir başarısızlığa uğradığını gösteriyor. Bu verilere göre Amerikalıların yalnızca %23’ü Trump’ın 2015’teki nükleer anlaşmadan (JCPOA) daha iyi bir anlaşma elde edeceğine inanırken, %37’si daha kötü bir anlaşma öngörüyor.

Aynı zamanda ankete katılanların %68’i bu savaşı değersiz görürken, %69’u Trump’ın İran’a yönelik yaklaşımına karşı çıkıyor. CNN‘in raporuna göre bu oranlar, ABD’nin yakın tarihindeki bir askeri çatışmaya yönelik en yüksek toplumsal memnuniyetsizlik oranı olarak kayıtlara geçti ve Trump’ın bu dosyadaki askeri ve ekonomik politikalarının siyasi bir borca (külfete) dönüştüğünü gösterdi.

Amerikan halkının bu memnuniyetsizliğinin nedeni, savaştan kaynaklanan ekonomik sıkıntılarda bulunabilir. Eski Kongre Üyesi Malinowski bu konuda şunları söyledi:

“Amerikalılar için önemli olan şey Trump’ın konuşmaları değil, fiyatların artması ve İran savaşıdır. Acaba Trump, günlük istihbarat raporlarından sorumlu olan John Ratcliffe’i görevden mi alacak? İddialarından dolayı Çin’i veya Şi Cinping’i mi yaptırıma tabi tutacak? Elbette hayır. Çünkü bu iddiaların hiçbiri gerçekten ciddi değil. Yarın sabah Amerikan halkı fiyat artışlarıyla, İran’daki savaşla ve kendileri için gerçekten önem taşıyan tüm sorunlarla uyanacak. Bence Trump’ın son konuşması da ortaya attığı diğer pek çok suni gündem ve saptırma gibi yakında unutulup gidecektir.”

1 Trilyon Dolarlık Savaşın Hasarları

Eski ABD Kongre Üyesi Dennis Kucinich de şu ifadeleri kullandı: “Bu savaşın maliyeti şu ana kadar, tüm pratik amaç ve maksatlar doğrultusunda, yaklaşık bir trilyon dolara ulaştı. Amerikan ekonomisi ağır bedeller ödedi ve İsrail de füze saldırılarından büyük zarar gördü; her ne kadar bunu açıkça kabul etmeseler de gerçek budur. ABD’nin bölgedeki askeri varlığı da sınırlandı ve kanaatimce zamanla bu bölgeden tamamen silinip gidecektir; çünkü Amerikan askeri gücünün kullanılma biçimi, artık ABD’nin hiçbir gerçek hedefine ve ulusal çıkarına hizmet etmiyor.”

Amerikan Kanalından Geçiş: Sıfır!

Emekli Albay ve siyasi analist Daniel Davis, Pete Hegseth’i sert bir dille eleştirerek şunları söyledi: “Sayın Bakan, son 72 saat içinde İran’ın onayladığı Hürmüz Boğazı’nın kuzey kanalından kaç gemi geçti ve ABD ile Umman’ın desteklediği güney kanalından kaç gemi geçti? İran’ın onayladığı kuzey rotasından nispeten az sayıda, 21 ila 26 arasında gemi geçti. Peki ABD’nin desteklediği güney rotasından durum ne? Sıfır! Hürmüz Boğazı’nı kimin kontrol edip kimin etmediği konusundaki iddialı açıklamalarınızı gözden geçirmeniz iyi olabilir. Görünen gerçek şu ki; ABD kendi ablukasıyla İran’ın deniz trafiğini minimuma indirdi; ancak İran da misilleme eylemiyle, ABD’nin istediği rotadan gemi geçişini neredeyse tamamen durdurdu. Bunların hepsi ABD’nin zararınadır. Sayın Başkan, Sayın Bakan; gururu bir kenara bırakın ve durum herkesin kontrolünden çıkmadan ve ABD çıkarları ağır darbe almadan önce ya bu ablukaya son verin ya da her iki tarafın da bağlı kalacağı gerçek bir mutabakat metni üzerinde müzakere edin.”

Yemen Babülmendep’i Kapatmaya Hazır

ABD, Hürmüz Boğazı’ndaki kilidi açmayı başaramamışken Reuters haber ajansı şu haberi geçti: “İران, Yemenli müttefiklerinden Kızıldeniz’deki petrol rotasını kapatmak için hazır olmalarını istedi. Üç kaynak, İran’ın, ABD’nin İran’ın elektrik altyapılarına saldırması durumunda Yemen’deki Husilerden Kızıldeniz’deki petrol nakil rotasını kapatmak için hazır olmalarını istediğini belirtti; bu adım enerji arzı için yeni bir tehdit oluşturabilir.”

İki üst düzey İranlı kaynak ve konu hakkında bilgi sahibi bölgesel bir kaynak, bu konunun İslam Cumhuriyeti liderleri arasında değerlendirildiğini ve mesajın İran’ın Yemen’deki müttefikleri olan Husilere iletildiğini söyledi.

“ABD’nin Boğazı İran’ın Elinde”

Amerikalı jeopolitik araştırmacı Will Schryver şunları söyledi: “ABD savaş gemilerinin Hürmüz Boğazı’na yaklaşma güçleri bile yok, bırakın oradan geçmeyi. Ayrıca Hegseth’in aşağıda paylaştığı fotoğraflar, ABD deniz piyadelerinin Pakistan veya Hindistan kıyıları yakınlarında el koyduğu bir ticari gemiye ait. Hegseth bir şarlatan ve sahtekardır.”

Aynı zamanda Amerikalı gazeteci ve yazar Chris Hedges şu değerlendirmede bulundu:

“Washington, çıkışı olmayan bir bataklığa saplanmış durumda. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatabilme ve küresel ekonomiye olağanüstü zarar verebilme gücüne sahip olduğu için bir nevi ABD’nin boğazını (gırtlağını) elinde tutuyor. Herhangi bir sürekli çatışma veya uzun süreli yeni bir çatışma durumunda, küresel ekonomi büyük bir küresel çöküşe (büyük depresyona) sürüklenecektir. ABD, nasıl çıkacağını bilmediği bir bataklığa doğru yalpalamaktadır. ABD esasen bir soykırım kampanyasıyla kuruldu; yerlilerin topraklarını çalmak ve elbette onların büyük bir kısmını katletmek için yürütülen askeri bir kampanya. Dolayısıyla bu durum, ABD’nin var oluşunun ve yaratılışının en başından beri mevcuttur.”

Trump Tamamen Şaşkın ve Çaresiz Kalmış Durumda

Bu esnada New York Times gazetesi yayımladığı bir raporda, Savaş Bakanlığı ve Trump hükümetinin, düşmanları karşısında diz çökmeyen bir rakibe karşı stratejik bir şaşkınlık ve karmaşa yaşadığına dikkat çekti:

“İran’a karşı yürütülen savaşın 136. gününde Başkan Trump sahaya yeni bir planla çıktı: Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden harç (vergi) almak. Ancak sadece 24 saat sonra, Arap müttefiklerin sert protestoları üzerine 180 derecelik bir dönüşle planını iptal etti. Bu mutlak karmaşa, iradesini diğer ülkelere dayatmaya alışmış bir başkanın, İran’a karşı yürütülen savaşı ilerletmede tamamen şaşkın ve çaresiz kaldığını gösteriyor.”

4 ila 6 haftalık “temiz” bir operasyon olması planlanan süreç, kaos dolu yirminci haftasında bocalamaya devam ediyor ve bu sahada doğaçlama eylemlerin, fevri davranışların ve anlık kararların hiçbir işe yaramadığını kanıtlıyor. Güç gösterisini küresel sahnede ikinci başkanlık döneminin sembolü haline getiren Trump, şimdi onun iradesi karşısında asla boyun eğmeyen bir rakiple karşı karşıya. Bu, sosyal medyadaki sert ve saldırgan paylaşımlarla ya da gümrük vergisi tehditleriyle kazanılabilecek bir durum değil, karmaşık bir jeopolitik çatışmadır.

Trump, kendi oyun kurallarına göre oynamayı reddeden bir ülkeyle karşı karşıya; bu kurallar boyun eğmeye, güç halkasını öpmeye, Trump’ın büyüklüğünü övmeye ve ardından onun lütfedeceği imtiyazları almak için yalvarmaya dayanıyor.

Orta Doğu’daki vizyondan yoksun ve sonuçsuz bu macera, bu bölgenin nesiller boyu neden her zaman Amerikan başkanlarının hırsları için kara delik bir bataklığa dönüştüğüne dair yeni bir ibret dersidir. Diğer bölgelerde çıkarlarımızı ilerletmeye yardımcı olan güç kaldıraçları, Orta Doğu’nun bu noktasında mutlaka işe yarayacak diye bir kural yoktur.

Pentagon’un Kayıp Vizyonu

New York Times bir başka analizinde şunları yazdı: “İran ve ABD’nin karşılıklı saldırıları Perşembe günü üst üste altıncı günde de devam etti. Pentagon sınırlı bilgi paylaştı ve savaşın geleceğine dair net bir açıklama yapmadı; bu durum çatışmanın geleceğine dair soru işaretleri yarattı. Ateşkesin çöküşünden bu yana Pentagon, kısa duyurular dışında savaşın hedefleri ve programları hakkında daha fazla açıklama yapmadı. CENTCOM’un duyuruları sabit bir şablonu takip ediyor; sadece füze saldırılarını ilan eden ve ABD güçleri ile Orta Doğu’daki askeri teçhizatın fotoğraf ve videolarını yayımlayan kısa bildiriler.”

Daha önce, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya yönelik yürütülen Özgürlük Projesi operasyonu 48 saatten kısa bir süre içinde durduruldu; çünkü Suudi Arabistan, İran’ın misilleme tepkisinden korktuğu için ABD güçlerinin kendi hava sahasını kullanmasına izin vermedi.

Trump’ın Elinde Hiç İyi Seçenek Yok

The Atlantic dergisi, Trump’ın İran karşısında sadece korkunç seçeneklere sahip olduğunu itiraf ederek şunu hatırlattı: “ABD, Haziran ayındaki ateşkesin başarısızlığa uğraması ve çatışmaların yeniden başlamasının ardından Hürmüz Boğazı konusunda İran ile bir çıkmaza girdi. Tahran boğazın kontrolünü stratejik bir zorunluluk olarak görüyor ve deniz trafiğine yönelik sınırlı bir tehditle bile geçişleri fiilen felç edebiliyor. Aynı zamanda ABD’nin hava saldırıları ne İran’ın duruşunu değiştirdi ne de askeri kapasitesini tamamen yok edebildi; aksine Washington’ın mühimmat rezervlerini tüketti. ABD’nin önündeki üç seçenek olan ‘mevcut durumu sürdürmek, hayati altyapılara yönelik saldırıları tırmandırmak, İran’ın taleplerini kabul etmek veya kara harekatı yapmak’ seçeneklerinin hepsi oldukça maliyetlidir.”

Londra King’s College Güvenlik Çalışmaları Okulu’ndan Dr. Andreas Krieg şu görüştedir:

“Hürmüz Boğazı bir nükleer silahtan bile daha tehlikelidir. Bu, İran’ın belirli bir eşiği aşmadan veya caydırıcılık mülahazalarına takılmadan kolayca kullanabileceği bir silahtır; ancak stratejik sonuçları küresel ölçekte olacaktır. Gerçek şu ki, İran’ı bu kaldıracı kullanmaktan alıkoyacak etkili bir araca sahip değiliz.”

Amerikan Askerleri Ölümcül Bir Tuzağa mı Düşüyor?

Al Jazeera internet sitesi, “Trump İran adalarını işgal etmeye mi hazırlanıyor?” sorusunu ortaya atarak şu analizi yayımladı:

“ABD’nin son dönemde Keşm, Kiş ve Ebu Musa adalarına düzenlediği saldırılar ve İran’ın güneyindeki liman şehirlerini bombalaması, İran topraklarının bir kısmının ele geçirilmesi ihtimalini yeniden gündeme getirdi. Bu spekülasyon ilk kez, iki Amerikalı yetkilinin Savunma Bakanlığı’nın Hark Adası’na yönelik olası bir operasyona hazır olduğunu söylemesiyle ciddiyet kazandı. ABD askeri açıdan; hava, deniz üstünlüğü ve amfibi güçlerine dayanarak küçük bir adayı ele geçirebilecek kapasitededir.

Ancak ele geçirmekle elinde tutmak arasında temel bir fark vardır. Keşm adası, yüz ölçümünün büyüklüğü ve İran ana karasına doğrudan yakınlığı nedeniyle oldukça zor bir hedeftir; hatta daha küçük adalar bile İran’ın topçularının, füzelerinin, İHA’larının ve sürat teknelerinin menzilinde kalmaya devam eder.

Bir adayı ele geçirmek için yapılacak sınırlı bir operasyon muhtemelen beş ila on bin askere ihtiyaç duyacaktır. Bu güçler İran’ın doğrudan ateşi altında faaliyet gösterecek ve destek gemilerinden helikopterlere ve çıkarma gemilerine kadar lojistik hatları; füzelerin, İHA’ların, mayınların ve topçuların hedefi olacaktır.

Tahran’ın böyle bir operasyonu başarısızlığa uğratmak için adaları hemen geri almasına gerek yoktur; Amerikan mevzilerini maliyetli, yıpratıcı ve siyasi açıdan aşağılayıcı üslere dönüştürmesi yeterlidir. Bu mevzileri korumak; sürekli deniz korumasına, hava üstünlüğüne ve İran’ın ateş sistemlerinin aralıksız bastırılmasına ihtiyaç duyacaktır. Bu durumda, insani kayıpların maliyeti ve başta MAGA siyasi tabanı olmak üzere iç tepkiler de oldukça ağır olacaktır.”

Bu Haberi Paylaş
4 Değerlendirmeler