Şu ana kadar halkın karşı çıkması nedeniyle İran’a karşı ABD ve İsrail saldırganlığının açıktan parçası olamayan AKP’nin, yeniden ve çok sert şekilde ısındırılacak bir İran operasyonunun içine Yeni Osmanlıcı bir iştahla dahil olup olmayacağı, Öcalan’ın sözlerinin “ışığında” bölgedeki Kürt silahlı gruplarının bu planda kullanılıp kullanılmayacağı tartışmaları kısa süre içinde yeniden büyüyecek gibi görünüyor.
Trump’ın Hazine Bakanı Scott Bessent kısa süre önce yaptığı açıklamada “Bu rejimi çökerteceğiz. Müttefiklerimizin ve dünyanın geri kalanının bir karar verme zamanı geldi. Ya bizden yanasınız ya da bize karşısınız” diyerek İran’a karşı “tarihte görülmemiş” bir ekonomik abluka başlatacaklarını, Venezuela ve Küba’da işe yarayan saldırının İran’da da işe yarayacağını ve “İran rejimini çökerteceğini” dile getirdi.
ABD her türlü haydutça saldırısına rağmen diz çöktüremediği İran’ı şimdi de çok ağır bir ekonomik ablukayla çökertmeyi deneyecek.
Ve bunu İran’la en ufak şekilde de olsa ilişki kuran ülkeleri “ekonomik yaptırımlarla” tehdit ederek yapacak.
Yani tıpkı Küba’ya yaptıkları gibi İran’la da ticari ilişki kurmayı “yaptırım” başlığı haline getirecek ABD.
Böylesi bir saldırganlığa karşı Çin ve Rusya’nın nasıl bir yanıt vereceği henüz belirsiz. Çin ve Rusya daha önce ABD’nin bu tip restleri karşısında resmi olarak olmasa da fiilen geri adım atmıştı.
ABD’nin böylesi bir ekonomik yaptırım hamlesine AKP iktidarının vereceği yanıt da merak konusu.
‘İran’a yeni saldırı ve silahlı Kürt gruplar’ iddiaları
Öte yandan ABD’nin İran’a karşı tek hamlesinin ekonomik alandaki abluka olması beklenmiyor.
İsrail ile birlikte uzun süre İran’ı çok ağır bir bombardımana tutan, yüzlercesi çocuk toplamda binlerce kişiyi katleden askeri saldırganlığın da yeni biçimlerde sürmesi bekleniyor.
Burada sık sık konuşulan başlıklardan birisi, ABD’nin hava saldırısı dışında bir kara saldırısına da başvuracağı iddiası.
Bu iddia ABD ve İsrail’in koordineli saldırısının en başında da gündeme gelmiş, Trump’ın bunun için bölgedeki Kürt gruplarını silahlandıracağı öne sürülmüştü.
O dönem ABD basınında konuya ilişkin çok sayıda haber yer almış, Trump ise şunları söylemişti:
“Kürtlerin (İranlılara) silah vereceğini düşünmüştük ama Kürtler bizi hayal kırıklığına uğrattı. Kürtler alır, alır, alır. Bunun işe yaramayacağını söylemiştim, yaptıklarıyla aynı fikirde değildim. Verdiler, ben de ‘Asla başaramayacaklar’ demiştim. Ve haklıydım. Haklı olmayı severim. Kongre diyor ki: ‘Ah, çok sıkı savaşıyorlar’. Hayır, paralarını aldıklarında sıkı savaşıyorlar. Bu yüzden Kürtler konusunda büyük hayal kırıklığı yaşıyorum.”
Bu konuda geçtiğimiz ay bir açıklama yapan İran Dışişleri Bakanı Abbas Irakçi, Irak’ta konuşlu bazı Kürt silahlı grupların olası bir saldırısının engellenmesinde Türkiye’nin etkili bir rol oynadığını söylemişti.
Yani ABD’nin İran’a yönelik saldırılarda hem İran hem de Irak’taki silahlı Kürt grupları kullanmak istediği iddiaları çeşitli kaynaklarca gündeme getirilmiş durumda.
ABD’nin İran’da yol alamaması, istediğini bir türlü gerçekleştirememesi dönüp dolaşıp yeni kara saldırısı iddialarını ve bu başlığı masaya taşıyor.
Öcalan’ın son çıkışı dikkat çekti
“İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafıl’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK’ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.”
Bu sözler, “MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız” dediği konuşmasında bizzat Abdullah Öcalan tarafından dile getirildi.
“İran, Kürtlerin haklarını tanımalı ve demokratik bir yaklaşım sergilemeli. Türkiye de bu süreçte pozitif bir rol oynamalı. Eğer İran, Kürtlere yönelik saldırı politikasında bir değişikliğe gitmez, idamlara son vermezse, Kürtlerin ulusal birlik ruhuyla kendilerini savunmaktan başka bir çaresi kalmaz. Kürtler bunu elbette başka hiçbir gücün koçbaşı olmadan, kendi iradeleriyle yapmalı.”
Bu sözler ise “Sofraya oturmayanın adının menüde olduğu bir dönemdeyiz” diyen DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan tarafından dile getirildi.
AKP’nin Yeni Osmanlıcı stratejisiyle uyumlu bir yola giren Öcalan’ın bu sözleri, AKP’yi İran dosyası konusunda cesaretlendirecek türden.
Öte yandan son NATO zirvesi sırasında AKP, ABD’nin İran saldırganlığının kağıt üzerinde de olsa parçası olma kararı almıştı.
Şu ana kadar halkın da sert şekilde karşı çıkması nedeniyle İran’a karşı ABD ve İsrail saldırganlığının parçası olamayan AKP’nin, yeniden ve çok sert şekilde ısındırılacak bir İran operasyonunun içine Yeni Osmanlıcı bir iştahla dahil olup olmayacağı, Öcalan’ın sözlerinin “ışığında” bölgedeki Kürt silahlı gruplarının bu planda kullanılıp kullanılmayacağı tartışmaları kısa süre içinde yeniden büyüyecek gibi görünüyor.
sol
