Hasan Ruhani Usulü Satılık Boğaz

Hasan Ruhani, Hürmüz Boğazı’nın canlandırılması gerektiğini vurgulayıp küresel ticareti aksatma niyetinde olmadıklarını açıklayarak; savaşın ortasında ülkenin caydırıcılık kozunu fiilen terk etmeyi teklif etti.

Hasan Ruhani yaptığı açıklamalarda, Hürmüz Boğazı’nın cıvıl cıvıl ve bizim için bir güvenlik kaldıracı olması gerektiğini belirterek; “Gemisiz bir boğaz ne işe yarar? Biz küresel ticareti aksatmak istemiyoruz” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamalar; stratejik bakımdan ve milli güvenlik açısından ciddi eleştirilere açıktır.

Kırmızı Çizginin Açık Edilmesi ve Caydırıcılığın Zayıflatılması

Stratejik belirsizlik ilkesi, uluslararası ilişkilerde caydırıcılığın temel ayaklarından biridir. Bir baskı unsurunun kullanılmayacağının önceden ilan edilmesi veya bu alanda siyasi algı oluşturmaya çalışılması, kozu oyuncunun elinden çıkarır. Karşı taraf İran’ın boğazı asla kapatmayacağını bildiğinde, yaptırım ve askeri baskılarını daha büyük bir özgüvenle artıracaktır. Bu cümle fiilen İran’ın kırmızı çizgisini düşmanın eline vermiştir.

Yaptırım Koşullarında Hürmüz Boğazı’nın Canlanması ile Milli Çıkarlar arasındaki Çelişki

Hürmüz Boğazı’nın cıvıl cıvıl olması, bölge ve Batı ülkelerine ait tankerlerin serbestçe seyretmesi anlamına gelmektedir. İran’ın petrol ihracatının ağır yaptırımlar ve kuşatmayla karşı karşıya olduğu bir ortamda bu canlılığın garanti edilmesi, karşı cephenin lehine sonuçlanır. İran bu su yolunu kendi ihracatı için pek kullanamazken, rakiplerinin ekonomik güvenliğini sağlamış olmaktadır. Bu tek taraflı yaklaşım, milli çıkarların aleyhine değerlendirilmektedir.

Boğazı Kapatma Tehdidinin Stratejik İşlevi

Ruhani’nin gemisiz bir boğazın işlevine dair sorusunun net bir yanıtı vardır. Stratejik konularda, aksaklık yaratma kabiliyeti en az aksaklığın kendisi kadar önem taşır. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının küresel ekonomiye maliyeti, İran yaptırımlarının maliyetinden katbekat fazladır. Bu kabiliyet, tam olarak İran’ı pazarlık masasında güçlü kılan kaldıraçtır. Bu gücü değersiz göstermek, müzakere kozunu ortadan kaldırır.

Stratejik Sabır Politikasının Başarısız Deneyimi

  1. ve 12. hükümetler etkileşim ve stratejik sabır politikasını benimsedi. O dönemde İran, baskı unsurunu kullanmadığı gibi Nükleer Anlaşma (JCPOA) kapsamında çok sayıda nükleer taviz verdi. Bu yaklaşımın sonucu, yaptırımların şiddetlenmesi ve uluslararası baskıların artması oldu. Tarihsel tecrübe göstermiştir ki stratejik geri çekilme olumlu bir karşılık bulmadığı gibi, karşı tarafın daha da küstahlaşmasına yol açmaktadır.

Eski Cumhurbaşkanı’nın Hürmüz Boğazı hakkındaki açıklamaları üç açıdan zarar verici olarak değerlendirilmektedir:

  • Küresel ticareti aksatma isteksizliğinin açık edilmesi, caydırıcılık kaldıracını etkisizleştirmektedir.
  • Yaptırım koşullarında boğazın canlılığına öncelik vermek, rakiplerin işine yaramaktadır.
  • Tehdidin işlevini görmezden gelmek, İran’ı gelecekteki müzakerelerde kozsuz bırakmaktadır.

Not: analiz haber farsnews.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın