General Kumi: İran Dünyaya Yeni Bir Savunma Modeli Tanıttı

İran Sivil Savunma Teşkilatı Başkan Yardımcısı, İran’ın dünyaya yeni bir savunma modeli sunduğunu belirterek; “Bu modelde aktif ve pasif savunma, halkın katılımı ile hükümet, meclis, yargı ve devletin diğer tüm organlarının koordinasyonu yan yana yer almaktadır” dedi.

İran Sivil Savunma Teşkilatı Başkan Yardımcısı Ali Muhammed Kumi, bugün öğle saatlerinde Lorestan Valiliği’nde düzenlenen Lorestan Sivil Savunma Konseyi Toplantısı’nda ülkenin içinde bulunduğu şartlara değindi. Kumi, şu ifadeleri kullandı:

“Bugün tam teşekküllü bir hibrit savaşın içerisindeyiz. Bu savaş sadece askeri boyuttan ibaret değil; düşman askeri eylemlerin yanı sıra siber savaşı, ekonomik savaşı ve algı operasyonlarını (anlatı savaşını) da eşzamanlı olarak yürütmektedir. Düşman; Liderliği, Silahlı Kuvvetler komutanlarını ve ülkenin temel altyapılarını hedef alarak İran İslam Cumhuriyeti’ni çökertebileceğini sanıyordu, ancak hesapları İran toplumunun gerçekleriyle bağdaşmadı.”

Sivil Savunma Teşkilatı Başkan Yardımcısı, son savaşta İslam İnkılabı Lideri’nin şehadetine de değinerek şunları söyledi:

“Lider gibi bir şahsiyetin kaybı büyük bir acı ve telafisi güç bir kayıp olsa da ülke için belirleyici olan unsur İmam’ın ve şehitlerin düşüncesi, mektebi ve İslam Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısıdır. Bu yapı, tek bir bireyin hedef alınmasıyla çökecek bir sistem değildir. Düşman milli kenetlenmeyi bozmayı hedefledi; ancak halkın sahada yer alması, Silahlı Kuvvetlerin direnişi, hükümetin performansı ve kurumların dayanışması İran milletinin dirençli bir millet olduğunu ve düşmanın hamleleriyle ülkenin bütünlüğünü sarsamadığını gösterdi.”

Düşmanın Mahyar Ovası’ndaki operasyonuna atıfta bulunan Kumi, şöyle devam etti:

“Düşman operasyonu için son derece detaylı ve ince hesaplanmış bir planlama yapmış, bölge konumunu amacına ulaşabileceğini düşündüğü şekilde seçmişti. Ancak hesapları; ilahi yardım ve ülke güçlerinin direnişiyle tamamen altüst oldu.”

Düşman Son Savaşta Yapay Zeka Kullandı

Düşmanın son savaşta yeni teknolojilerden yararlandığını belirten Kumi, konuşmasını sürdürdü:

“Düşman bu savaşta yapay zekadan ve gelişmiş teknolojilerden yararlandı. Hatta bazı operasyonlarda, görevlerini icra etmek için doğrudan insan gücüne ihtiyaç duymayan otonom/otomatik silahlarla karşı karşıya kaldık. Gelişmiş teknoloji kullanımına rağmen; Allah’a tevekkül, milli kenetlenme, halkın, yetkililerin ve Silahlı Kuvvetlerin azmi, ülkenin bu aşamayı iktidarla geride bırakmasını sağladı.”

İran’ın dünyaya yeni bir savunma modeli tanıttığını vurgulayan Kumi, şunları kaydetti:

“Bu modelde aktif savunma (askeri) ve pasif savunma (sivil), halkın varlığı ile hükümet, meclis, yargı erki ve sistemin diğer tüm unsurlarının koordinasyonu tek bir potada birleşmiştir.”

Pasif Savunmanın Ön Cephesi Sadece Silahlı Kuvvetler Değildir

Kurumların hazırlık seviyesini artırması gerektiğine dikkat çeken Kumi, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Kutsal Savunma (İran-Irak Savaşı) döneminde halk ülkeyi savunmak için cephelere gidiyordu; ancak bugün savunmanın ön cephesi sadece Silahlı Kuvvetlerden ibaret değildir. Tarım Bakanlığı, enerji sektörü, valilikler ve tüm hizmet sunucu kurumlar ön cephededir. Kurumların farklı alanlardaki hazırlıklarını artırmalı, kriz durumları için net müdahale planlarına sahip olmalıyız ki olası bir olayda hayati hizmetlerin kesintisiz sürdürülmesini garanti edebilelim.”

Kumi, sözlerini şöyle tamamladı:

“Son savaşta radyo-televizyon kurumu (IRIB), su ve iletişim altyapılarının bazı kısımları hedef alındı; ancak hizmetlerin durmaması için büyük çaba harcandı. Bu tecrübe bize her sektör için bir müdahale ve iş sürekliliği planımızın olması gerektiğini gösterdi. Elektrik altyapısı hedef alınırsa su, iletişim, fırınlar ve birçok hizmet sektörü aksar; bu nedenle acil durum elektriği temini ve bu merkezlerin faaliyetlerinin devamlılığı için önceden hazırlıklı olmalıyız.”

Un Fabrikaları Uzun Süreli Savaş Şartlarına Göre Plan Yapmalı

Ekmek tedariki ve un fabrikalarının faaliyetinin kritik önemine değinen Sivil Savunma Teşkilatı Başkan Yardımcısı, şu uyarılarda bulundu:

“Un fabrikaları 10 ila 15 gün boyunca faaliyetlerini sürdürebilir durumda olabilir; ancak kriz şartları uzarsa enerji temini, müdahale planı ve faaliyetlerin hızla eski haline döndürülmesi önceden simüle edilmiş olmalıdır. Bir hasar meydana geldikten sonra hizmetleri en kısa sürede halka yeniden sunabilmeli, kritik altyapıların ve kurumların işlevselliğini garanti altına almalıyız.”

Hassas noktaların ve zaafların tespit edilmesinin pasif savunmanın temel gerekliliklerinden biri olduğunu belirten Kumi, “Son savaşların tecrübesi gösterdi ki, zayıf noktalarımızı nerede tespit edip giderirsek karşılık verme gücümüz o oranda artmaktadır” dedi.

Altyapıların Korunması ve Halkın Güvenliği

Zaferlerin doğru anlatılmasının ve düşmanın psikolojik harp hamleleriyle mücadele edilmesinin önemini vurgulayan Kumi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Düşman bugün algı operasyonları ve kurumlar arası nifak tohumları ekme taktiğini kullanıyor. Bazen toplumun gerçeklerini görmek yerine, sosyal medyadaki bazı içerikleri yeniden paylaşarak düşmanın yapbozunu tamamlamış oluyoruz. Halkın emniyeti, altyapıların muhafazası ve milli kenetlenmenin korunması son derece ciddiye alınmalıdır. Sivil Savunma Konseyleri ve ihtisas çalışma grupları eyaletin sorunlar hiyerarşisini hassasiyetle tespit edip uygulanamabilir icraat çözümleri üretmelidir.”

Pasif savunmanın tehdit, zaafiyet ve sonuç unsurlarına odaklandığını ifade eden Kumi; altyapıların bağışıklık kazanması, halkın korunması, caydırıcılığın artırılması, zayiatın azaltılması, kriz yönetiminin kolaylaştırılması ve zaruri hizmetlerin sürekliliğinin pasif savunmanın en temel görevleri olduğunu belirtti. Kumi, ilan edilen alarm durumları ve hazırlık seviyelerine ilişkin talimatnamelere tüm kurumların harfiyen uyması gerektiğini söyleyerek konuşmasını noktaladı.

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın