Petrol Fiyatlarının Yükselişi ve Diplomasinin Yeniden Sahneye Çıkışı

Müttefiklere ve düşmana yönelik askeri baskılar gerilimin tırmandırılmasıyla, ekonomik baskılar ise enerji fiyatlarının yükselmesiyle belirdiği her an; diplomasinin geri dönüşü, diplomatik temaslar, zirveler ve Pakistan ile Katar heyetlerinin ziyaretlerine dair haberler dolaşıma sokulmaktadır.

Diplomasi, geleneksel olarak uluslararası aktörlerin milli çıkarlarını temin etmek için kullandıkları temel bir araçtır. Bununla birlikte bu aracın; «aldatma», «yeniden konuşlanmak amacıyla çatışmaları durdurma» ve en önemlisi baskıları hafifletmek adına «gerilimi yönetme» gibi farklı işlevlerle kullanıldığı da görülmektedir.

Washington’ın İran’a karşı sıklıkla başvurduğu bu taktikler sebebiyle; ne zaman gerilimin tırmanmasıyla askeri baskı ya da yükselen enerji fiyatlarıyla ekonomik baskı oluşsa, hemen diplomasinin dönüşü, zirve toplantıları ve Pakistan ile Katar heyetlerinin ziyaretleri gündeme gelmektedir. Bu olgu «Haber Terapisi Tuzağı» (Dam-e Khabar-darmani) olarak adlandırılabilir. Başka bir ifadeyle diplomasi, mevcut konjonktürde İran’ın milli çıkarlarını koruyan bir mekanizma olmaktan çıkıp, Washington’ın çıkarları doğrultusunda İran’ı yönetme aracına dönüştürülmüştür.

Ensarullah’ın Zaferleri ve Petrolün Yükselişi

Dünyanın en jeostratejik noktalarından biri olan Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı çevresinde, Yemen Ensarullah hareketinin elde ettiği askeri başarılar bölgesel dengeleri kökten değiştirmiştir. Ülkenin batı ve kıyı bölgelerindeki 4.000 kilometreden fazla alanın (Zubab, el-Huha, el-Muha Limanı, Meyyun, Zuqur, Büyük Haniş ve Küçük Haniş adaları dahil) Ensarullah’ın kontrolüne geçmesi, Babülmendep Boğazı’nın denetimini fiilen Direniş Ekseni’ne devretmiştir. Nitekim The Guardian, Kızıldeniz’deki bu gelişmeleri Suudi Arabistan ve ABD açısından “stratejik bir felaket” olarak nitelendirmiştir.

İran’ın Ramazan Savaşı’nın ilk günlerinden itibaren Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimiyle petrol fiyatlarını ABD’ye karşı bir baskı kozuna dönüştürmesi, Ensarullah’ın Babülmendep’teki hakimiyetiyle birleştiğinde, küresel ölçekteki iki kritik deniz yolunun Direniş Ekseni kontrolüne girmesini sağlamıştır.

Bu gelişmelere paralel olarak, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattının hedef alınması bölgesel gerilimi tırmandırmış ve Brent petrolün varil fiyatını 110 dolara kadar tırmandırmıştır. Reuters‘ın aktardığına göre, ABD’de motorin fiyatları ilk kez galon başına 6 doları aşmıştır. Ancak İran’ın “haber terapisi tuzağına” düşürülmesi, petroldeki yükseliş trendini bir anda tersine çevirmiştir.

Diplomatik Fren!

Financial Times gazetesinin yayımladığı bir raporda; İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Irakçi’nin önümüzdeki hafta Umman’da Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) dışişleri bakanlarıyla bir araya geleceği iddia edilmiştir. Görüşmenin merkezinde, Hürmüz Boğazı’ndan geçiş rejimine dair anlaşma sağlanması ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı yasadışı deniz ablukasının kaldırılmasının yer aldığı öne sürülmüştür. Bu haberin yayılmasıyla birlikte Brent petrolün varil fiyatı 110 dolardan 105 dolar bandına gerilemiştir.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi tarafından da doğrulanan bu gelişme; Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Munir’in Irakçi ile yaptığı telefon görüşmesiyle birleştiğinde, petrol fiyatlarındaki yükselişi dizginleyen bir panzehir işlevi görmüş ve İran’ın elindeki bu stratejik kozun etkisini zayıflatmıştır.

Bu durum güvenlik uzmanlarının da sert tepkisine yol açmıştır. Uluslararası güvenlik analisti Mehdi Haratyan, X hesabı üzerinden yaptığı değerlendirmede şu kritik uyarılarda bulunmuştur:

“Eğer saygıdeğer siyasetçilerimiz; büyük güçlerin katılımıyla savaş sonrası düzen için kapsamlı bir konsept hazırlamak ve bu düzende Hürmüz Boğazı’nın yerini tanımlamak yerine, sırf bağımsızlığı olmayan ve ABD’den bağımsız hareket edemediklerini defalarca kanıtlamış birkaç Arap ülkesiyle müzakere ederek sonuç almayı umuyorlarsa, korkunç bir stratejik hata yapıyorlar demektir. Ensarullah her gün Babülmendep’i ele geçirmeyecek, Suudi tesisleri her gün vurulmayacak. Fırsatlar kalıcı değildir.”

Bunun yanı sıra, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın Hint medyasına verdiği mülakattaki açıklamaları, petrol fiyatlarını yukarı çeken bölgesel risk primini tamamen düşürmüştür. Pezeşkiyan açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Pazartesi günü Arap ülkelerinin dışişleri bakanları Maskat’ta bir araya gelecek. İran ve Umman arasında Hürmüz Boğazı’ndaki ortak geçiş koridoru anlaşması onların huzurunda imzalanacak ve Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne (IMO) bildirilecektir.”

Şimdi temel soru şudur: Tıpkı İslamabad Mutabakatı’nda olduğu gibi bu zirveden de İran lehine somut bir sonuç çıkmazsa, diplomasi aygıtı yapılan bu hataları nasıl izah edecektir?

İran’ın Çıkarlarının Hizmetinde Olun!

Açıkça ifade etmek gerekir ki; ABD üzerindeki askeri ve ekonomik baskıyı azaltan her türlü adım, tavır veya açıklama -İran’a marjinal faydalar sağlasa dahi (ki sağlamayacaktır)- diplomatik bir öz kıyımdan başka bir şey değildir.

İran ile ABD arasındaki bu dayanıklılık savaşında; Washington deniz ablukası ve yaptırımlarla İran ekonomisini ve toplumunu hedef alırken, İran ve Direniş Ekseni stratejik boğazlar ve petrol kozu üzerinden denge kurmaktadır. Dolayısıyla, petrol fiyatlarının düşmesine yol açacak her türlü zamansız diplomatik temas ve açıklama, doğrudan milli güvenliği ve stratejik çıkarları riske atmaktadır.

 

Not: bu haber snn.ir sitesinden alınarak tercüme edilmiştir

 

Bu Haberi Paylaş
Yorum Bırakın