Arap basını, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırılarına ve bölgesel ittifaklar kurma çabalarına dikkat çekerek; Suudi rejiminin bu adımlarını Yemen üzerinde baskı kurma aracı olarak nitelendirdi.
el-Mesire’nin verdiği habere göre; Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik komploları doğrudan askeri savaş sınırlarını aşmış olup; karar alma mekanizmasını, egemenliği ve coğrafyayı kontrol etme mücadelesini yansıtmaktadır. Bu mücadele, siyonist projeye hizmet eden dış güçlerin hesaplarında Yemen’i boyunduruk altına alma, ülkenin stratejik konumunu, kaynaklarını ve deniz rotalarını ele geçirme çabalarının ortasında açıkça görülmektedir.
Süregelen abluka ve saldırılarla birlikte Suudi Arabistan tarafından organize edilen bölgesel ittifaklar, Yemen’e baskı uygulamanın bir aracı olarak öne çıkmaktadır.
Bu senaryonun merkezinde Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’in çıkarları birbirine kenetlenmiş durumdadır; bir yandan da paralı asker güçleri desteklenerek ve iç çatışmalar körüklenerek Yemen’deki saha gerçekliği değiştirilmeye çalışılmaktadır.
Buna karşılık, Yemenlilerin direniş denklemi belirleyici bir rol oynamaktadır. Gazze’ye destek operasyonları, işgal altındaki toprakların kalbinin hedef alınması, Suudi Arabistan’a deniz ve hava ablukası uygulamak amacıyla seyrüsefer serbestisine getirilen kısıtlamalar, çatışmanın seyrinde köklü bir kırılma yaratmıştır.
Suudi saldırılarının tırmanması, askeri yığınaklar ve Yemen’e karşı yeni ittifak arayışlarıyla birlikte; bu adımların arkasındaki motivasyonlar ve Suudi Arabistan ile müttefiklerinin istedikleri gerçekliği dayatma kapasitesinin sınırları yeniden sorgulanmaktadır.
“Suudi Arabistan, Amerikan ve Siyonist Planların Uygulayıcı Aracıdır”
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Iraklı Siyaset Uzmanı Rüyad el-Vaheyili, Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesinin ardından Suudi Arabistan’ın El-Kaide’ye verdiği desteğe ve Irak’taki sivil yerleşim yerlerindeki bombalı saldırılara dikkat çekerek: “Bağdat ve diğer Irak vilayetlerindeki bombalı saldırılara karışan birkaç Suudi vatandaşı yakalanmıştı” dedi.
El-Vaheyili, Suudi Arabistan’ın Yemen meselelerine müdahalesinin Amerikan ve siyonist diktelere hizmet etme doğrultusunda gerçekleştiğini vurgulayarak; Suudi rejiminin bölgedeki çatışmaları körüklemek adına paralı asker gruplarını desteklediğini, İsrail’in Yemen operasyonlarındaki lojistik desteğinin ise bu bağın gerçek mahiyetini gözler önüne serdiğini belirtti.
Iraklı uzman sözlerine şöyle devam etti: “Yemen, Gazze’yi ve Filistin davasını savunan Müslüman bir ülkedir ve Suudi Arabistan’a hiçbir tehdit oluşturmamıştır. Ancak Suudi rejimi, politikaları Amerikan ve siyonist projelerle örtüştüğü için saldırganlığını sürdürmüştür.”
Suudi Arabistan’ın Sana’daki Büyük Salon’u (Kubbatu’l-Kubra) bombalamasını sivillere yönelik işlenen cinayetlerden biri olarak hatırlatan el-Vaheyili, Suudi Arabistan’ın Yemen’de kontrol sağlamak ve kukla bir yönetim kurmak peşinde olduğunu vurguladı.
“Yeni İttifaklar Suudi Arabistan’ın Yenilgilerini Telafi Edemeyecektir”
El-Vaheyili ekledi: “Suudi Arabistan’ın diğer ülkelerle ittifak kurma arayışına girmesi, Yemen’in kapasitesi karşısındaki çaresizliğini göstermektedir. Suudi rejimi, sürdürdüğü saldırıları devam ettirmek ve ulaşamadığı hedeflere ulaşmak için bölgesel aktörleri devşirmeye çalışmaktadır; ancak Yemen’i parçalama planları bu ülke halkının kararlılığı, direnci ve liderliği sayesinde boşa çıkarılacaktır.”
Ensarullah Lideri Abdülmelik el-Husi’nin Yemen karşıtı ittifaka katıldığı iddia edilen ülkelere yönelik mesajlarını değerlendiren el-Vaheyili: “Mesaj son derece açıktı; Yemen’e yönelik operasyonlarda Suudi rejimine destek veren her ülke, bu tecavüzün doğrudan sorumluluğunu üstlenmiş olur” dedi.
“Suudilerin Yeni İttifaklara Sığınması Yemen Karşısındaki Çaresizliğin İtirafıdır”
Lübnanlı Siyaset Uzmanı Hüseyin Aleyyan ise Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırılarında hedeflerine ulaşamadığını ve bu başarısızlığın ardından bölgesel ittifaklara yöneldiğini belirterek, rejimin bu çatışmayı Mekke, Medine ve kutsal mekanların savunulması gibi göstermeye çalıştığını ifade etti.
Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik çok sayıda insanın şehit olmasına, yaralanmasına ve altyapının yıkılmasına yol açan topyekün saldırılarına değinen Aleyyan, Yemen halkının direnişinin mütecavizlerin hedeflerine ulaşmasını engellediğini vurguladı.
“Yemenlilerin Direnişi Müdahale Çabalarını Boşa Çıkardı”
Aleyyan şunları söyledi: “Suudi Arabistan Yemen üzerinde nüfuz kurmak istemektedir. Yeni ittifak arayışları, Riyad’ın üs üste yaşadığı yenilgilerin ardından dış desteğe ne kadar muhtaç olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”
Lübnanlı uzman: “ABD ve İsrail tarafından sağlanan istihbarat ve askeri destek, Suudi Arabistan’ın hedeflerine ulaşmasını garanti etmeyecektir. Suudi eylemleri yalan ve aldatmaca üzerine kuruludur; Yemen’in bağımsız ve özgür bir devlet olma hakkını tanımayı reddetmektedir. Saldırıların sürmesi Yemen halkının iradesini değiştirmeyecektir” dedi.
Aleyyan, Yemen’in Gazze’ye destek operasyonlarıyla Filistin davasına olan bağlılığını kanıtladığını ifade etti.
Bazı Arap ülkelerinin Yemen’e karşı Suudi Arabistan’ın yanında yer almasını eleştiren Lübnanlı uzman: “Filistin’e verilen sarsılmaz destek ile ablaka ve tecavüzün reddedilmesi, Yemenlilerin tutumunun ana eksenini oluşturmaktadır. Savaşı mezhepsel bir çatışma gibi gösterme çabaları bu karşılaşmanın gerçek mahiyetini değiştiremez” dedi.
Aleyyan, bazı Arap medyasının hiçbir delil sunmaksızın Yemen’in Mekke ve Medine’yi hedef aldığına dair asılsız suçlamalar ortaya attığını hatırlattı.
“Yemen Coğrafyası ve Kaynakları Üzerindeki İhtiraslar”
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Yemen’deki nüfuz yarışına ve ülkenin kuzey, güney, batı sahilleri ile stratejik adalarını kontrol etme çabalarına değinen Aleyyan; Sokotra Adası, Abdülkuri Adası ve Büyük Hanbeş Adası’nın İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek şekilde Yemen coğrafyasını denetim altına alma planlarının bir parçası olduğunu vurguladı.
