HUSİLER’DEN ENSARULLAH’A
YEMEN. TÜRKÜSÜ
Bura Yemendir
Gülü çemendir,
Giden gelmiyor,
Acep nedendir
Havada bulut yok
Bu ne dumandır
Mahlede ölü yok
Bu ne şivandır
Şu Yemen elleri
Ne de yamandır
Yemen türküsünü her dinleyişimde duygulanır, hüzünlenirim. Kendimi gidenlerin veya onları bekleyenlerin yerine koyarım. Hayal edebildiğim kadariyle o günün atmosferine dalarım.
Dedemin dört abısi, dört-beş amca çocukları istiklal savaşına gitmişlerdi. Dedemin Kasım adındaki ağabeyi Yemen cephesinde savaşmıştı. Yüz yaşını aşmış gazi madalyalı bir alimden bizzat defalaca şunları duydum:
Deden(dedemin ağabeyi) Yemen’de, ayakta savaşıyordu. Yüzbaşı ona “Kasım mevziye gir derdi. O ise:
“ferxhı çiyé, nakevin mevziyé”
(Dağın yavrusu, mevziye girmez” derdi. Bunun üzerine Yüzbaşı “ah Kasım! Keşke birazcık arapça veya türkçe bilseydin, seni çavuş yapardım” derdi.
Dedemin, Kasım’dan başka hiç bir abısi ve amcazadesi geri gelmedi, onlardan bu güne kadar da haber alınamadı. Kasım dede ise, yedi yıl sonra Yemen’den yaya geri geldi. Mardin’deki hayatı ise fakirlik içinde geçti.
Bu anektodu yazmamın nedenine gelince:
1-İstiklal mücadelesi devam ederken samanlıkta saklandıkları söylenenlerin, savaş kaçkınlarının torunlarının veya nereden geldikleri belirsizlerin KASIM ve benzerlerinin torunlarına hayasızca “NANKÖRLER” diybilmeleri,
2-Çok sayıda ABD uzmanlarının bizzat eğitip yönettiği Suudilerin on yıldır dize getiremediği Yemen’e karşı bu günler İsrail, ABD ve yandaşlarının kabusu olduğu için, bölgesel yönetimlerle birlikte uluslararası bir çephe oluşturulmak istenmesi.
&
Yemen ile ilgili çok öyküler dinledik, çok hikayeler okuduk. Avrupa’da, Arabistan’da, Türkiye’de Yemenlilerle tanıştık. Cesur, sadık ve vefakar insanlardır.
Tarihte Yemen
Yemenliler Hz. Ali’nin yanında Malik el-Eşter en-Nehai komutasında, asi Muaviye ordusuna karşı korkmadan yılmadan cesurca savaştılar şehid oldular. Ama Hz.Ali’yi hiç terk etmediler.
Yine Malik el-Eşter’in oğlu İbrahim, emrindeki Nusaybin’li 20 bin gençle Emevilerin ordusunu yenerek Hz.HÜSEYİN’İN kanının akıtılmasına katılmış herkesin kellelerini alarak intikamını almıştı.
Yemen’in bizimle ilgili yönü ise 400 yıla yakın aralıklarla Osmanlı’nın hakimiyetinde kaldı. En son orada ingilizlerle savaştık. Bir gönül bağı, bir sevgi var her iki toplum arasında. Nasıl olur da Türkiye bu mazlum halka karşı islami yönetimi saltanata dönüştürmiş Emevi zulüm sisteminin devamı olan Suudilerin safında yer alır?
Sn.Cumhurbaşkanının “Suudi Arabistan aynaya baksın. Onbinlerce Yemen’liyi öldürmedi mi, Yemen’i harabeye çevirmedi mi?” sözleri hafızalardan silinmemişken, ABD güdümündeki Ebu Cehil zihniyetindekilere sahib çıkmak islamî, tarihî gerçeklerle bağdaşmadığı gibi, vicdanî, ahlakî, insanî de değildir.
Boynuna kravat taktırılarak cumhurbaşkanı yapılan, dünün başına ABD tarafından on milyon ödül konulan trorist başı Colani, Suudiye asker göndermek istiyor. Kelin ilacı olsa, önce başına çalar misali, çok kahraman ise, nefesi ensesinde olan İsrail’i ülkesinden kovsun, topraklarını geri alsın bakalım. ABD’nin himayesinde olan ve bizzat ABD uzmanlarının savaşı yönlendirdiği SUUDİ’yi kurtarma Colani’ye mi kalmış?
“Dünyanın öbür ucundan adamlar geliyor da, Türkiye kendi maslahatı için bölgede neden rol almasın?” diyen yalaka kalemşörler vardır. Elbette Türkiye maslahatının olduğu her yerde gerekli rolü üstlenebilir, üstlenmelidir. Ama üstlenecek rol, başkasının özellikle mazlum dediklerimizin helakı üzerine kurulu ise bu gayretullaha dokunur. Vebalı büyük olduğu gibi, devletin güvenirliliğini de zedeler. Güvenirsizliğinden ötürü ABD’nin yeryüzünde itibarı kalmış mı ki, müslümanım diyen bir ülke onun gibi başkalarının helakı üzerine çıkarını oturtsun.
Bu güne kadar “Suudiler, Osmanlıya ihanet etti” anlayışı herkesin ağzında plesenk edilmemiş miydi? Ama tek bir insanın “Yemenliler bize ihanet etti” dediği vaki olmamıştır. Hani softalarımız da, Suud yönetimi VAHHABİDİR diye hep tel’in etmiyorlar miydi? Şimdi aydınların(!) belleğinde ihanet ve Vahhabilikle itham olunan Suudi’ye ne adına yardım edilecek? ABD yardım ediyor, İsrail de bizzat asker göndermeyi istedi. Şimdilik, müslümanların tepkisini çeker diye zahiren kabul etmedi. Artık ABD, İsrail, Suudi ve pek çok arap ülkesinin ittifakları aşikar oldu. Tabii ki ABD’nin emrinde müttefiklik, eşit statüde müttefiklik değil.
Filistin konusunda hamaset yapan, mazlumdan yana olduklarını iddia eden islam coğrafyasındaki yönetimlere Kur’an net ve bir tek yol gösteriyor: “Mü’minlerden iki grub savaşırsa, ADALET ile aralarını düzeltin. Yok eğer biri azgınlaşır, diğerine saldırmaya devam ederse, Allah’ın hükmüne dönene kadar hepiniz azgın olanla savaşın.”(¹) Burada haddi aşan zavallı Yemen değil, 15 yıldır ABD’den aldığı destek ile ha bire Yemen’i vuran SUUDÎ’dir.
Hani mazlumları savunan bir halk idik. Kişi başına aylık gelirleri 50 doları geçmeyen, topraklarını kahramanca savunan yalın ayak Yemen’liler zalim(!), trilyon dolarları mazlumları vursun, kendilerini de korusun diye ABD’ye peşkeş çeken Suudi Hanedanı ise mazlum mu oldu şimdi(?)
“Size ne oluyor ki, Allah yolunda ve mustad’af (zavallı, çaresiz, mazlum) erkek, kadın ve çocuklar için savaşmıyorsunuz?”(²) Şayet yardım edilmesi, savaşılacaksa uğrunda savaşılması gereken mazlumlar varsa, onlar da YEMENLİLERDİR, azgın SUUD yönetimi değildir.
Ka’be’nin yanında ıtriyat dükkanında çalışan Mardin’li bir gence bazen takılırdım. Bir gün yine orada çalışan bir Yemenli ile sohbet ederken “Güney veya Kuzey Yemen’den misin?”diye sorduğumda, “Biz biriz, neden bizi bölüyorsunuz?” diye kızdı. Halbuki siyasi, etnik veya mezhepsel açıdan sormamıştım, coğrafi olarak sormuştum.
Bu tepki Suudilerin, onları hep bölmeye, zayıflatmaya çalışmasından kaynaklanıyordu.. Son onbeş yıldır da, emperyalizm ve siyonizmden aldığı destekle, uçaklarla Yemen’in her tarafını vurdu; fakat bir türlü dize getiremedi. Tam aksine Ebu Cehil’in mirasçıları Emevi zulüm düzeninin günümüz en başat temsilcisi Suudi yönetimi sarsıldı. Veliahd Selman’nın bodrumlarda saklandığı, esnafın korkudan evlerinden çıkmadıkları söyleniyor. Bu doğru olmasa bile, “şuyu’u, vukuu’ndan beterdir” misali büyük bir rezalettir. Bu ahirete imanın olmamayışındandır, yumuşak tabirle za’fiyetindendir.
Allah’ın dinine yardım ederseniz, (Allah sizi yanlız bırakmaz) O da size yardım eder.”(³)
Yemen’de yarı aç, yalınayak HUSİLER, Allah’ın dinine sadık kalarak, emir ve yasaklarına riayet ederek ENSARULLAH oldu. Allah’ın izni ile çağın DARU’N-NEDVESİ’nin sütunlarını sarstı, çağın FİRAVUN ve avanesini dinyada rezil etti. ABD’ye ve gizli-aşikar ortaklarına geçit vermedi, İsrail’in korkulu rüyası oldu. Filistinlileri, İran’ın desteği ile fiilen savunan tek İslam ülkesi oldu. Aden körfezi zulüm güçleri gemilerinin mezarılığı, Babu’l-Mendeb boğazı emperyalist güçlerin tasması oldu, yalın ayak Yemenliler sayesinde.
“Nice az topluluklar var ki, Allah’ın izniyle çok daha büyük topluluklara galib geldi. Allah sabredenlerle beraberdir.”(⁴) ilahî hükmü tecelli etti burada. Bedir’de üçyüz kadar ihlaslı, samimi müminin, bu günkü SUUDÎ yönetiminin selefleri olan bin kadar donanımlı gaddar müşrik ordusuna galib geldiği gibi; Hz.Davud’un bir sapan taşı ile koca Calud’u devirip dönemin süper ordusunu yendiği gibi; Firavunu bir damla suya, Nemrud’u bir sineğe, Ebrehe ordusunu kuşların pençelerindeki minik taşlara, Dehhak’ın geçlerin beyinleriyle beslenen rejimini Kava’nın balyozuna yenik düşürdüğü gibi. Allah haklı olan mazlumların fiili dualarını karşılıksız bırakmaz. “Allah sözüne sadıktır, fakat insanların çoğu bilmez”(⁵)
Sonunda Büyük iblis ABD, en etkili şeytani tuzağını ortaya koymaya çalıştı:
Mekke’ye birkaç füze attırarak işi Husilere mal etmek istedi. Amaç Sünni denilen dünyayı galeyana getirmekti. Ve öyle de oldu. Sünni dünyanın ulusalcı, saltanatçı, hanedancı diktatöryal SEKÜLER yönetimleri, bunun İsrail ve ABD’nin işi olduğunu bilmelerine rağmen işi abalıya/Yemenli ENSARULLAH’a/HUSİLER’e mal etme, hesaplarına uygun düştü.
Birkaç gün önce Trump: “Bu günler Ka’be’ye saldırılar olacak” diye yeni kehanette bulundu. Demek ki, Haremeyn’e atılan füzeler, ENSARULLAH’tan değildi. ABD’nin proje ve talimatıyla yandaşları ve Yezid’in uşağı Haccac tiynetli kafir, fasık zalimlerden başkalarına ait olamazdı.
Kukla yöneticilerinin paralı propagandistlerinin yalanlarına rağmen aklı başında Sünni, Şii, Zeydi, İsmail’i hiç bir müslüman bu yalana inanmadı. İçinde hayvan öldürmenin bile haram olduğu Harem’i, Ka’be’yi müslüman olan vurmaz. Kudüs’ü canı pahasına savunan, Ka’be’yi vurur mu hiç? Ama gücü yetse putlaştırılan zulüm saraylarını vurmakta asla tereddüd etmezler. Nitekim Yemenliler, Riyad hava alanını, petrol sahalarını, stratejik yerleri vurduklarını mertçe söylüyorlar.
Ta 1967’de 2,5 milyon gibi küçük bir nüfusa sahib İsrail, 6 gün denilen savaşta, ayni anda bölgenin en giçlü devleti olan Mısır’ın askeri havaalanını vurarak tek bir uçağının kalkmasına fırsat vermedi. Sina yarımadasının tümünü ve Gazze’yi aldı. Suriye’nin Golan Teperi’ni aldı. Ürdün’ü vurarak Doğu Kudüs’ü ve Batı Şeria’yı aldı. İsrail’in, şurta/kolluk gücü dışında ordusu bile olmayan SUUDİ’yi neden bugüne kadar hiç vurmadığı düşündürücü değil midir? Çünkü Suudi, ABD’nin dostu, adeta sömürgesi durumundadır da ondan.
Trump:”Hem ABD’nin, hem de İsrail’in ileri karakoludur” dediği ⁶SUUDİ’ ile kurulan ittifak, müslümanların, bölge halklarının yararına olabilir mi hiç(?)
Şimdi mi Mekke, Medine tehlike altına girdi de ittifak kuruldu? Veya Hindistan, Pakistan’ı vuracak ta, HUSİLERLE baş edemeyen Suudi mi Pakistan’ı koruyacak?
Ya da, İsrail bu günler -yaptığı blöf gereği- haddini aşıp Türkiye ile savaşa girerse, Trilyon dolarları efendisi ABD’ye peşkeş çeken SUUDi mi Türkiye’ye yardım edecek?
AK Partililer işine geldiği zaman Millî Görüş’ü temsil ettiklerini, rahmetli Erbakan’ın misyonuna sahib çıktıklarını, mazlumun yanında olduklarını iddia ediyorlar. O halde müslüman halklar nezdinde hoş karşılanmayan MEKKE İTTİFAKI’ndan vaz geçip, Erbakan’ın D-8’lerini, mezheb ve ülke ayırımı yapmaksızın, tüm mazlumlar için aktif hale getirsinler, biz de en güzel yapıldı diyelim.
16.10.2026
Hüseyin Yıldız
NOT:
1-HUCURAT…. …….9
2-NİSÂ……….. …75
3-MUHAMMED ….7
4-BAKARA………249
5-RÛM…………… .. 6
