olduğu konusunda hemfikirken İktidar ise Kanal İstanbul’a adeta bir kurtarıcı
gözüyle bakıyor. Son olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu
Marmara Denizi’nde son günlerde ortaya çıkan deniz salyasını Kanal İstanbul’un
bitireceğini öne sürdü.
Independent Türkçe’nin haberine göre Çamlıca Kulesi’nde
düzenlenen özel programda konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlu, “Karadeniz Marmara’ya göre çok daha temiz. Kanal İstanbul
yapıldığında Karadeniz’e akan nehirlerin Marmara’ya karışması söz konusu Bu da
Marmara’daki su kalitesini artırıp deniz salyasını da bitirecek.
Manipülasyonlar var; su kaynaklarının etkileneceği söyleniyor. Sazlıdere barajı
İstanbul’un %2.8’ine denk geliyor. İstanbul’un su rezervine Kanal İstanbul ile
Piriççik ve Kahramadere barajları ile daha fazla katkı sağlayacağız. Toplam
maliyeti 15 milyar dolar. Üzerinde 6 köprü var; fiyata bunlar dahil, 5 yılda
tamamlayacağız.” diye konuştu
ÇED raporuna göre proje alanının yüzde 52’si tarım alanı.
İBB’nin rakamlarına göre proje ile 23 milyon metrekare orman alanı, 45
kilometre uzunluğunda ve ortalama 150 metre genişliğinde 136 milyon
metrekarelik çok verimli tarım ve orman alanı sonsuza kadar ortadan kaldırılmış
olacak.
Bilindiği gibi ekrem İmamoğlu projenin zararlarına ilişkin
bir rapor sunmuştu. Kanal İstanbul için “cinayet projesi” ifadesini
kullanmıştı. İmamoğlu, projenin şimdilik yaklaşık 75 milyar dolara mâl
olmasının öngörüldüğünü söyledi. İmamoğlu, projeye itirazlarını 15 maddede
sıralamıştı:
1.Kanal İstanbul susuzluk demektir. Projenin getirdiği en
büyük tehlike, Terkos Gölü’ne karışacak tuzlu su ile gölün, ebediyen su kaynağı
sıfatını yitirecek olmasıdır. Terkos Gölü havzası, İstanbul ve çevresi için bir
depolama alanıdır.
2.Kanal İstanbul deprem riskini tetikler. Küçükçekmece
Gölü’nden 3 fay hattı geçiyor. Ne diyeyim? Öyle raporlara, öyle değişiklikler
geliyor ki bir gecede; ‘Fay hattını değiştirdik’ de diyebilir hükümet. Proje
1., 2., ve 3. derece deprem bölgelerinde kalıyor. 11 kilometre mesafeden Kuzey
Anadolu fay hattı, 30 kilometre mesafeden Çınarcık fay hattı geçiyor. Bilim
insanları, Kanal İstanbul Projesi’nin, yeryüzü ve yeraltı gerilme dengelerini
bozacağını söylüyor.
3.Kanal İstanbul, İstanbul’un doğasını katletmek demek. Yine
beton, yine rant, yine çevre katliamı. İnşa edilecek kanal çevresindeki
yapılaşma, kısa zamanda sıcaklık-nem-rüzgar rejimini değiştirerek, İstanbul’u
bir ısı adasına çevirecek. Kanal projesi ile, projenin inşaatıyla, 23 milyon
metrekare orman alanı, 136 milyon metrekarelik çok verimli tarım ve orman
alanı, sonsuza kadar ortadan kaldırılmış olacak. Kanalın inşa edilmesiyle;
Küçükçekmece Lagünü’nden Sazlıdere Barajı’na kadar olan sulak ve bataklık alan,
yok edilecek. Bölge kuşların göç yolu, üreme ve dinlenme bölgesi. Yok olacak
ormanlık ve sulak alanlar yaban hayvanlarının yuvası.
4.Kanal, İstanbul tarihinin talanı demek. “Boğaz’ın tarihi
dokusunun korunması”, proje için gerekçe olarak gösteriliyor. ÇED Başvuru
Dosyası’nda, Boğaz trafiğinde iddia edildiği gibi yıllara göre bir artış değil,
tam tersine özellikle son 10 yılda yüzde 22,46’lık bir azalış gözlenmektedir.
Oysa ki, projeyle birlikte 17 milyon metrekarelik SİT alanı etkilenmektedir.
Küçükçekmece Gölü kıyısında yer alan Bathenoa Antik Kenti olsun, İstanbul’daki
ilk yerleşmelerden biri olan Yarımburgaz Mağaraları olsun, daha nice antik
hazineler olsun, muazzam bir tarihi zenginlik proje tarafından yutulacak.
5.Kanal İstanbul yeni vergi yükü demek. Kanal İstanbul 100
milyar liralık yeni vergi yükü demektir. Kanal İstanbul, İBB’nin sırtına 23
milyar liralık maliyet demek.
6.İBB’nin sadece 2 kurumuna bile milyarlarca liralık maliyet
çıkıyor. Tahsisler ve yol yapımları yüzünden, Kanal İstanbul projesinin sadece
İBB’ye maliyeti milyarlarla, eski parayla katrilyonlarla ifade ettiğimiz
rakamlar. Bu rakam, İBB’nin 2020 yıllık bütçesinden neredeyse yüzde 50
fazladır. Yani her bir İstanbulluyu asgari ücret kadar bir ödemeden, 4 kişilik
her bir aileyi, yaklaşık olarak 5.000 liranın üzerinde gereksiz bir vergi
yükünden korumuş oluyoruz.
7.Kanal İstanbul gelir rüyası görmek demek. Panama Kanalı,
gemilerin yolunu 13 bin kilometre kısaltıyor. Süveyş Kanalı, gemilerin yolunu 6
bin kilometre yolunu kısaltıyor. Gemiler, o yüzden iki kanala para ödeyerek o
kanallardan geçiyorlar Peki Kanal İstanbul? Sıfır.
8.Kanal İstanbul milyonları trafikte iki kat perişan etmek
demek. İnşaatın başlamasıyla TEM ve E5, sık sık trafiğe kapatılacak. 6-7 yıllık
inşaat sürecinden bahsediyorlar. İstanbul trafiğinde yaşanacak problemlerin
boyutu belirsiz. Ayrıca Kanal İstanbul projesi ile halen planlanmış olan
Mahmutbey-Esenyurt ve Sefaköy – TÜYAP – Beylikdüzü metro hatlarını de
etkileniyor.
9.Kanal İstanbul, 50 yıllık hafriyat demek. Kanal
inşaatından çıkacak hafriyatın 2 milyar metreküpe ulaşmasını bekliyoruz.
İstanbul’un yıllık hafriyat hazmetme kapasitesi 40 milyon metreküp. İstanbul’da
50 yılda çıkabilecek hafriyat toplamı sadece Kanal İstanbul’dan çıkıyor.
10.Kanal İstanbul demek İstanbul’a 1,2 milyon yeni nüfus
demek. Kanal İstanbul inşa edildiğinde, yapılacak olan yeni yerleşim
birimlerine 1,2 milyon yeni nüfus gelecek. Bu da İstanbul trafiğinin en az
yüzde 10 artması demek.
11.Kanal İstanbul demek 8 milyonluk nüfusu bir adaya
hapsetmek demek. İstanbul Boğazı ile yeni açılacak kanal arasına oluşacak olan
adaya, 8 milyonluk bir nüfusun hapsedilmesi gibi bir durum da ortaya çıkıyor.
12.Kanal İstanbul, Montrö rüyası görmek demek. Montrö
sözleşmesi anlatıldığı gibi olumsuz değil, Türkiye’yi ve Karadeniz’e kayısı
olan ülkeleri koruyan bir sözleşmedir.
13.Kanal İstanbul demek Karadeniz balıklarını ve
balıkçılığını yok etmek demektir. Kanalın inşa edilmesiyle binlerce yıldır var
olan doğal denge bozulacak. Bunu su bilimcileri söylüyor. Karadeniz’de tuzlu su
miktarı artacak ve doğal dengesi bozulacak. Hem Marmara’da hem de Karadeniz’de
balık da yok olacak balıkçılık da bitecek. Az oksijenli su Marmara’yı
kaplayacak ve tüm Marmara, bir zaman Haliç’in koktuğu gibi kokacak.
14.Kanal İstanbul maneviyatı yok etmek demektir. Mezarlıklar
Müdürlüğü’müzün verdiği rapora göre; kanal projesiyle Arnavutköy’deki Baklalı,
Roman ve Yeniköy Mezarlıkları çok net proje alanında kalıyor. Yani burada
yakınları yatan insanlar, bu mezarları başka bir yere nakletmek zorunda
kalacaklar.
15.Kanal İstanbul bu memleketi değil kendini sevmektir. Kamu
adına karar verenlerin önceliği milletin canını, malını korumaktır; denizi,
kuşları, tarımı, canlıları korumaktır. Bunca insan işsizken, yoksulken,
çocuklar yeterince beslenemezken bizim önceliğimiz Kanal İstanbul olamaz.
Birileri para kazanacak diye bu kadim şehrin, suyunun, doğal çevresinin yok
edilmesine izin vermeyeceğiz.
