yer alan bir makale ABD’nin İsrail’i koruma içgüdüsünün nelere mal olduğunu
gözler önüne seriyor. Yazıda son olarak Ürdün’deki Amerikan üssüne saldırının
bunun en son halkası olduğunun altı çiziliyor.
ABD’de muhalif yazıların ağırlıklı olarak yer aldığı The
Intercept sitesinde ABD’nin İsrail’i korumasının nelere mal olduğuna dair geniş
kapsamlı bir makale yayınlandı.
Makalede “Özellikle ABD bölgeden uzaklaşmaya çalışırken,
İsrail giderek Amerika’nın Orta Doğu’daki çıkarlarına karşı bir sorumluluk
haline geliyor. ABD’li yetkililer, İsrail hükümetini yerel tehditlerden korumak
ve Gazze’deki kampanyaya yönelik uluslararası öfkeyi uzaklaştırmak için önemli
ekonomik, siyasi ve askeri kaynakları ayırmaya zorlanıyor” diye yazıyor.
ARTIK BATILILAR İÇİN BİR KÜLFET
Yazıda Washington’daki Georgetown Üniversitesi’ndeki Arap
Araştırmaları Enstitüsü’ne (ASI) bağlı bir medya kuruluşu Jadaliyya‘nın Orta
Doğu uzmanı yazarı Mouin Rabbani’ye atfen şu görüşler yer alıyor; “İsrail’in
Batılı sponsorları ve müttefikleri için en önemli özelliği, her şeye gücü yeten
bir yerel polis memuru ve Orta Doğu’da Batı çıkarlarının en iyi kalesi olarak
temsil edilmesi olmuştur. “Ama artık bu öncül artık pek geçerli değil.”
BUGÜN AMERİKALI SORGULUYOR AMA SÖZLER ÖYLE DEMİYOR
“Bugün bazı Amerikalılar, ABD’nin İsrail’in korkunç bir
sivil kaybına yol açan ve şimdi de Amerikan askerlerini bölge çapında bir
çatışmanın içine çeken Gazze savaşına neden bu kadar derinden müdahil olduğunu
yeni bir sekmede sorguluyor” ifadelerinin kullanıldığı yazıda, Hamas’ın
İsrail’e saldırısını takip eden günlerde Başkan Joe Biden’ın, onlarca yıldır
kullandığı “Gerçek şu ki, İsrail olmasaydı, bir tane icat etmek zorunda
kalırdık” sözü hatırlatılıyor.
Amerika siyasi tarihinde daha öncede buna benzer görüşler
dile getirildiği yazıdaki şu bölümden anlaşılıyor; “Robert F. Kennedy, İsrail
Devleti’ni ABD’nin ‘Ortadoğu’da uçak gemisine sahip olmasına’ benzetmişti.
Yakın zamanda Cumhuriyetçilerin başkanlık tartışmasında Nikki Haley, ‘İsrail’in
bize değil, bizim İsrail’e ihtiyacımız var’ diyecek kadar ileri gitti”
EMPERYALİZMİ ELE VEREN CÜMLELER
“İsrail yanlısı politikacıların siyasi kazanımları, sonuçta
İsrail’in bölgedeki siyasi huzursuzluğu sona erdirmeyi amaçlayan çözümleri
reddetmesine olanak tanırken, ABD’yi kendi adına müdahale etmeye devam etmeye
zorladı.” Bir nevi bugüne kadar süre giden politikanın da özeti oluyor. Yazıda
ABD’nin önemli düşünce kuruluşu Quincy Institute for Responsible Statecraft
kurucu ortağı ve başkan yardımcısı Trita Parsi’nin sözleri; “ABD’nin
askeri ve diplomatik koruması, İsraillileri uzlaşma arayışından caydırdı”
dedi.
“Sorgusuz destek ve boş çek sağladığımızda, müttefik
olarak gördüğümüz ülkelerin en kötü davranışlarını körüklüyoruz.”
(Belirtmekte fayda var bu kuruluşun hikayesi oldukça ilginç.
Quincy Enstitüsü, Vietnam Savaşı’nda savaşan ve daha sonra Boston
Üniversitesi’nde tarih profesörü olan eski bir ABD Ordusu subayı olan Andrew
Bacevich tarafından ortaklaşa kuruldu. İlk finansmanı, George Soros’un Açık
Toplum Vakıfları ve Charles Koch’un Koch Vakfı’ndan gelen yarım milyon doları
içeriyordu. Ford Vakfı, New York Carnegie Corporation, Rockefeller Kardeşler
Fonu ve Schumann Medya ve Demokrasi Merkezi’nden de önemli fonlar geldi)
Yazıda “Yıllardır Tower 22 karakolu ve Irak, Suriye ve Ürdün
gibi komşu ülkelerdeki diğer ABD askeri üsleri, ABD birliklerini kolay hedefler
haline getirdiği ve Amerikan çıkarlarına hiçbir faydası olmadığı için
eleştirildi” deniliyor.
Yazı bugüne gelinen noktayı şöyle ifade ediyor;
“ABD askeri yetkilileri, İsrail’e yönelik koşulsuz ABD
desteğinin, İsrail’in Filistinlilere yönelik politikaları nedeniyle
popülerliğini yitirdiği bölgedeki ABD çıkarları üzerindeki etkisini periyodik
olarak eleştirmektedir. ABD’li askeri yetkililerin bile yaptığı bu şikayetler,
siyasi baskı altında sıklıkla reddedildi. ABD liderlerinin ülkenin Orta
Doğu’daki ayak izini azaltma yönünde defalarca verdiği sözlere rağmen, ABD’nin
İsrail’e olan bağlılığı bölge genelinde askeri müdahaleye dönüştü.”
PARA YETMİYOR BİZ KİMİNLE UĞRAŞACAĞIZ?
İşin ekonomik boyotu ve çıkmazı net ortaya konmuş yazıda;
“Bu yeni çatışma döneminin ABD açısından maliyeti hızla
artıyor. Yakın tarihli bir Politico raporuna göre, 7 Ekim’den bu yana bölgedeki
plansız ABD askeri harcamalarına yaklaşık 1,6 milyar dolar yeni bir sekmede
açıldı – Pentagon yetkilileri, Kongre’den yeni bir bütçe olmadan
karşılayamayacakları bir bedel olduğunu söylüyor. Küresel mühimmat sıkıntısının
yeni sekmede açılması, Avrupa ve Doğu Asya’daki tehditleri kontrol altına
almakta zorlanan ABD’yi de tükenen malzemelerini yenileme çabasına zorluyor.”
“İSRAİL BARIŞ İSTEMİYOR, ABD NE YAPACAĞINI BİLEMİYOR”
Yazı bu çıkmazı şu cümleler ile anlatmış;
“ABD’nin İsrail’le dengesiz bir ilişki sürdürmesi halinde,
İsrail’in barışı sağlamak için komşularıyla uzlaşma ihtimalinin azalacağı
giderek daha açık hale geliyor. İsrail, kuruluşundan yetmiş yılı aşkın bir süre
sonra komşularının çoğuyla uzlaşmayı başaramadı. İsrail, Orta Doğu’daki
şiddetin sona erdirecek birçok diplomatik fırsatı geri çevirdi. Amerika
Birleşik Devletleri’nin çok az çıkarının olduğu, ancak kaynaklar, itibar ve
insan hayatı açısından çok şey kaybetmeye devam ettiği bir dünyadan ayrılmak
çok daha zor olacak.”
Yazıda Quincy Enstitüsü kurucu ortağı ve başkan yardımcısı
Parsi noktayı koymuş;
“Giderek daha fazla insan ABD’nin Orta Doğu’da aynı askeri
düzeyde bulunmasına gerek olmadığı sonucuna vardıkça, ABD ile bu askeri
ittifakın amacının ne olduğunu merak etmeye başlayacak”
ABD BİR GÜN, BUGÜNÜ İLE HESAPLAŞACAK
Yazının son bölümünde Biden’ın çıkmazı ve yanı sıra ABD’nin
gelecekte mutlaka karşılaşacağı durum anlatılıyor;
“ABD istihbaratı ve politika yapıcıları şu anda Gazze’de
Hamas ile İsrail arasında ateşkes sağlanmasına aracılık etmeye çalışıyor; bu,
savaşı sona erdirmek ve bölgesel çatışmayı yatıştırmak için ABD’nin çıkarına
olacak bir anlaşma. Ancak İsrail Başbakanı Netanyahu bu tartışmaların kendi
çıkarlarına aykırı olabileceğini öne sürdü. Ve böylece başka seçeneği kalmayan
Biden yönetimi, Ürdün’de üç askerin ölümüne sert bir şekilde karşılık verme
sözü verdi. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nde savaş karşıtı duyarlılığın
artması nedeniyle tepkilerinin ne kadar ileri gideceği belli değil. Biden
kendisini, iç siyasetin, özellikle de İsrail yanlısı grupların ve
politikacıların etkisinin, ABD ordusunu, karşılığında çok az sonuçla, değerli
hayatları ve kaynakları kaybettiği bir bölgeye sürüklemeye devam ettiği bir
durumla karşı karşıya buluyor.”/odatv
