Belarus, Çin ve Suriye dahil 30’u aşkın ülke sanal olarak düzenlenen 47’inci
BMT İnsan Hakları Konseyi oturumunda ortak bir bildiri yayımlayarak
Amerika’daki mülteci kampları ve merkezlerindeki insan hakları ihlalleri ile
ilgili derin endişelerini belirttiler ve bu sorunun çözülmesi için acil
icraatın yerine getirilmesine vurgu yaptılar.
Bu ülkeler Amerika’nın insan haklarını diğer ülkeler
müdahale etmek için araç olarak kullanması yerine kendi sınırları içerisindeki
insan hakları ihlallerine odaklanması gerektiğini vurguladılar. Bu oturum BMT üye ülkelerinin daimi
elçilerinin katılımı, sivil toplum kuruluşları ve BMT insan hakları yüksek
komiserinin de katılımı ile düzenlendi.
Çin’in Cenevre’deki BMT daimi temsilci bu oturumda, mültecilerin
güvenlik, haysiyet ve onur, insan hakları ve temel özgürlük haklarının kesin
girişimler ile korunması gerektiğini belirtti. Rusya, Kuzey Kore, Belarus,
İran, Suriye ve Nikaraguay temsilcileri de Amerika’dan mültecileri başına
buyruk bir şekilde tutuklama süreçlerini durdurmasını ve çocukları
ebeveynlerinden ayırmamasını istediler.
Eski Amerika başkanı Donald Trump da mültecilerin ülkesine
girmesine sert bir şekilde karşı olan isimlerden biri idi. Trump Amerika’nın Güneyinde sınır duvarının
örülmesi sürecini başlatarak Latin Amerika ülkelerinden Amerika’ya mülteci
akımını durdurmak istemişti. Trump sıfır
tolerans siyasi izleyerek 2018 yılında da yasa dışı mültecilerin çocuklarının
ebeveynlerinden ayrılması talimatını çıkardı.
Böylece iç ve dış siyasette başına buyruk biri olduğunu
ispatlamasının yanı sıra insani ve ahlaki açıdan da zafiyetler yaşadığını insan
haklarına ve etik kurallara da hiç inanmadığını gösterdi.
Trump bu süreci başlatsa da ondan önceki Başkan Barack Obama
dünya genelinde Amerika’nın imajının bozulması korkusu ile bu hususa hiç
yanaşmamıştı. Buna rağmen bu siyasetin
izlenmesinden kısa bir süre sonra iç ve dış protestolar ve eleştiriler sonucu
Trump da bu siyasetinden geri adım atmak zorunda kaldı. Trump bu kez de
çocukları ayırmak yerine aileleri toplu halde tutuklayacaklarını belirtti. Ancak çocukların ailelerinden ayrılması siyasetinin
uygulandığı süreçte birçok çocuk hala ailelerini bulamamışlardır.
Amerika başkanı Joe Biden ise seçim kampanya konuşmalarında Donald
Trump’ın göç konusundaki sert politikalarını kenara iteceği sözünü verdi. Bu
alandaki kimi değişikliklere rağmen mültecilere yönelik sert yaklaşımlar hala
devam etmektedir. Amerika iç güvenlik
bakanlığı ise çocukların ailelerine iade edilmesi ve kavuşturulması sürecinin
yavaş işlediğini ve Şubat ayında sadece 7 çocuğun ailelerine kavuşturulduğunu
belirtmiştir. Biden ise Amerika’nın
Güney sınırlarında yaşanan durumu kriz olarak adlandırmaktan kaçınmış ve
hükümetinin bu süreç çerçevesinde yoğun bir şekilde çalıştığını çocukları
ailelerin geri göndermekte olduğunu ancak sonunda da yeise kapıldığını
açıklamıştır.
Trump ise eleştiri mahiyetli bir bildiri yayımlayarak şöyle
bir iddiada bulunmuştur: ” Biden
hükümetine Amerika’nın en güvenli ve en kontrol altına alınmış sınırlarını
miras bıraktım. Sadece bir kaç hafta içerisinde Amerika tarihindeki en kötü
sınır krizini ortaya çıkardı. “
Buna rağmen 30’u aşkın ülkenin Amerika’daki mültecilerin
durumunu eleştirmesi ve kınaması, Biden hükümetinin de hala mültecilere kötü
davrandığını ve insani kriterleri ayakları altına aldığını gösteriyor.
Parstoday
