satın almayı büyük bir başarı olarak sunuyor. Ancak 72 yıllık NATO üyesi olan
Türkiye, Fas’tan Bahreyn’e, Filipinler’den Ürdün’e kadar çok sayıda ülkenin
alabildiği F-16’lar için uzun süredir dayatmalara maruz kalıyor. Önce
Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliklerinin kabulünü isteyen ABD, şimdi de
Karadeniz’in silahlandırılmasını ve S-400’lerin ortadan kaldırılmasını talep
ediyor. ABD’nin F-16’yı verme şartları Yabancı Askeri Satış (FMS) bildiriminde
ayrıntılandırılmamış olsa da, hem F-35 tecrübemiz hem de ABD Kongresi’ne
sunulan raporlar, durumun her an tersine dönebileceğinin en açık işaretleri…
ADALAR İDDİASI
Geçen günlerde Yunan medyasında çıkan bazı haberler, ABD’nin
Türkiye’ye F-16 satışını bazı şartlara bağladığını iddia etti. Kathimerini
gazetesi, diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, Türkiye’den bu
F-16’ları Yunan adaları üzerinde değil, yalnızca NATO amaçları doğrultusunda
kullanmasının istendiğini yazdı. Habere göre ABD Dışişleri Bakanlığı, söz
konusu şartı, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun ilgili dört komitesine içeriği
gizli tutulacak bir mektupla bildirdi. Mektupta, bu koşulun ihlal edilmesi durumunda
F-16 programının sonlandırılacağı belirtilirken, Türkiye’nin üretim ortağı
olduğu F-35 programından da benzer şekilde çıkarıldığı hatırlatıldı. Haberde,
Dışişleri Bakanlığının bu şartı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ukrayna’daki
faaliyetlerine şüpheyle yaklaşan Kongre üyelerini ikna etmek için koyduğu ileri
sürüldü.
ALDIKTAN SONRA BAŞKA ALANA KADAR BAŞKA
Söz konusu iddia, Türk güvenlik kaynakları tarafından kesin
bir dille reddedildi. Türk yetkililer F-16’lar alındıktan sonra bunların nasıl
ve nerede kullanılacağına yalnızca Türkiye’nin karar vereceğini belirtirken,
F-16’ların alınıp alınamayacağı konusunda ise kesin bir şey söyleyemiyor.
Nitekim F-35 Projesi’nin kuruluş anlaşmasında da “Rusya’dan S-400 temin
edilmeyeceği” yönünde bir şart yoktu ancak Türkiye, parasını ödediği halde
F-35’lere ulaşamadı. Dolayısıyla ABD’nin F-16’ları teslim sürecinde de hangi
değişkenlere dikkat edeceğine daha ayrıntılı bakmak gerekiyor.
EN AZ 3 YIL BEKLEYECEĞİZ
31 Mart 2023 tarihinde, Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili,
“Kongre Araştırma Servisi” tarafından hazırlanan rapor, ABD’nin bakışıyla
ilgili önemli ipuçları veriyor. Öncelikle belirtelim ki bu servis, CIA,
Dışişleri ve Pentagon’un elemanları tarafından yönetiliyor ve Kongre’yi
doğrudan yönlendiriyor. Raporda, Türkiye’ye uçak satılıp satılmaması konusunda herhangi
bir görüş bildirilmezken, bu satışın Türk-Yunan askeri dengesi üzerindeki
etkisi, ABD’nin Türkiye’yi kendisine bağımlı tutma konusundaki önemi, NATO’nun
ihtiyaçlarına ne kadar yanıt verebileceği gibi sorulara yanıt veriliyor. Söz
konusu rapor, ABD’nin Türkiye’ye F-16’ları teslim edene kadar nelere dikkat
edeceği konusunu da ayrıntılandırıyor.
Her şeyden önce, Türkiye’ye satışına onay verilen 40 adet
yeni F-16 Blok 70 savaş uçağının 3 yıldan önce teslim edilmesi beklenmiyor. Bu
konuda Kongre’ye sunulan raporda şu bilgilere yer veriliyor:
“ABD ve Türk yetkililerin satış konusunda anlaşmaya
varmaları halinde, yeni F-16’ların teslimatı bir üretim birikimiyle karşı
karşıya kalabilir. Lockheed Martin’e göre Greenville, Güney Carolina’daki
fabrikada F-16 üretim hızı ayda dört uçaktır. Yeni ya da geliştirilmiş
F-16V’leri teslim alan ya da alması muhtemel diğer ülkeler arasında Yunanistan,
Tayvan, Singapur, Güney Kore, Fas, Bahreyn, Ürdün, Bulgaristan, Filipinler ve
Slovakya bulunmaktadır. Tarafların Ürdün ve Bulgaristan için sözleşmeleri
tamamladıkları varsayıldığında, Lockheed, 148 uçaklık bir birikime sahip olmayı
öngörmektedir. Mevcut üretim oranlarına göre Türkiye’nin yeni F-16V’leri teslim
almaya başlaması üç yıl ya da daha fazla sürebilir.”
KONGRE SATIŞI DURDURABİLİR
Dolayısıyla Türkiye’nin yeni F-16’ların ilkini en erken 2027
yılında teslim alması öngörülüyor. Peki bu sürede Türkiye’nin “ABD çıkarlarına
karşı” fiiller işlemesi durumunda satış durdurulabilir mi? Rapor buna da yanıt
veriyor:
“Satışın onaylanması, gelecekte Kongre veya Yönetim’in,
Türkiye’nin ABD çıkarlarına karşı eylemlerine karşılık olarak satışı
durdurmasını veya değiştirmesini engellemeyecektir.” Bunun nasıl yapılacağına
ilişkin ise daha fazla ayrıntı yer alıyor: “Resmi bildirimden sonraki 15 günlük
süre zarfında, Kongre, önerilen işlemi yasaklayan ortak bir karar çıkarabilir.
Başkan bir onaylamama kararını veto etse de bu veto, her iki meclisin üçte iki
çoğunluğuyla Kongre tarafından geçersiz kılınabilir. Kongre, bugüne kadar ortak
onaylamama kararları yoluyla önerilen hiçbir silah satışını başarılı bir
şekilde engellememiştir. Ancak bazı durumlarda, Kongre’nin ciddi muhalefeti,
yürütme organının satışları geri çekmesine ya da değiştirmesine neden olmuştur.
“Herhangi bir silah satışına ilişkin süreç aylarca veya
yıllarca sürebilir. Öngörülen AECA inceleme süresi geçtikten sonra Kongre, bir
satışı engellemek veya şarta bağlamak için nihai teslimat anına kadar normal
yasama sürecini de kullanabilir. Bir silah transferinin engellenmesine yönelik
yasal düzenlemelere örnek olarak, S-400’e sahip olduğu sürece Türkiye’ye F-35
transferini kısıtlayan FY2020 NDAA hükmü verilebilir.” Raporda bu duruma bir
örnek olarak da 2019 yılında Trump Yönetimi’nin Suudi Arabistan, BAE ve Ürdün’e
silah satışı bildirimiyle ilgili Senato ve Temsilciler Meclisi’nin üç ortak
onaylamama kararı aldığı hatırlatılıyor.
ABD’YE GÖRE TÜRKİYE NELER YAPMAMALI
Raporda, Türkiye’nin Amerikan çıkarlarına nasıl aykırı
hareket edebileceği de ayrıntılandırılmış. Bu noktada, “Rusya-Ukrayna Savaşı”,
“İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya Katılımı”, “Yunanistan ve Kıbrıs”, “Suriye”,
“Türkiye’de Seçimler ve Diğer İç Meseleler” başlıkları açılmış. Örneğin Suriye
başlığı altında şu ifadelere yer veriliyor: “Türkiye’nin Suriye’de yeni bir askeri
kara harekatı başlatması veya F-16’ları SDG/YPG’ye ya da Suriye veya Irak’taki
sivillere karşı kullanması durumu, Yönetim ve Kongre’nin Türkiye’ye ve önerilen
F-16 satışına yönelik hissiyatını etkileyebilir.” Üstelik raporun başka bir
bölümünde, SDG/YPG’nin “on yıllardır Türkiye ile çatışan ve ABD tarafından
terör örgütü olarak tanımlanan PKK ile bağlantıları olduğu” açıkça
belirtiliyor. Raporun Yunanistan ile ilgili kısmında ise “Yunan yetkililerin
Türkiye’nin Ege Denizi bölgesindeki faaliyetlerine ilişkin endişelerini dile
getirmelerinin ardından, bazı Kongre Üyeleri FY2023 NDAA sürecinde Türkiye ile
F-16 işlemlerine koşul getirmeyi amaçlayan hükmü desteklemiştir. Bu konu,
gelecekte ABD-Türkiye-Yunanistan ilişkilerini etkileyebilir.” deniliyor. Raporun
bahsettiği 2023 Mali Yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası sürecinde
Temsilciler Meclisi, Türkiye’ye olası F-16 transferini, Yunan topraklarında
aşırı uçuşlar yapmama şartına bağlamış, ancak yasanın nihai versiyonunda bu
ifade yer almamıştı. İşte Yunan medyası, bu şartın gizli bir mektup ile
korunduğunu iddia ediyor.
HAVUÇ/SOPA SİYASETİ
Yani ABD, F-16 teslimat sürecinde Türkiye’nin Suriye’ye bir
kara harekâtı düzenlememesini, Ege’deki Yunan iddialarına yanıt vermemesini,
Doğu Akdeniz’de sismik/sondaj faaliyetlere kalkışmamasını, Rusya ile ilişkileri
kesmesini, Ukrayna’ya daha fazla silah ve mühimmat göndermesini, NATO’daki tüm
planlara onay vermesini, Boğazları NATO gemilerine açmasını, hatta iç
politikada HDP’nin kapatılmamasını, Selahattin Demirtaş gibi terör
hükümlülerinin serbest bırakılmasını, FETÖ ve PKK’ya yönelik operasyonların
durdurulmasını, özetle ABD çıkarlarına aykırı faaliyetler yürütülmemesini
istiyor. Kongre’ye yapılan resmi bildirimde de sopa, üstü kapalı şekilde
sallanıyor:
“Önerilen bu satış, ABD’nin dış politika hedeflerini ve
ulusal güvenliğini destekleyecektir. Bu yeni ve yenilenmiş uçaklar, Türkiye’ye
NATO müttefiklerini savunmak için NATO görevlerine katkıda bulunmak ve ABD ve
NATO kuvvetleriyle birlikte çalışabilirliği sürdürmek için modernize edilmiş
çok rollü savaş uçaklarından oluşan bir filo sağlayacaktır. Bu ekipman ve
desteğin önerilen satışı bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyecektir.”
Buradan, ABD’nin söz konusu satış sürecini istediği zaman iptal edebileceği de anlaşılıyor.
Ancak Amerikalılar bazı havuçlar uzatmayı da ihmal etmiyor. İşte ABD Dışişleri
Bakan Yardımcısı Victoria Nuland’ın “S-400’leri yok ederseniz, F-35
müzakerelerine başlayabiliriz.” sözlerini de bu kapsamda değerlendirmek
gerekir./aydınlık
