Filistinli bir analiste göre yeni bir savaş kapıda ve Donald Trump bunun hazırlıklarını yapıyor. Bu savaşta yalnızca füze ve hava saldırıları değil, İran topraklarının bazı bölgelerini işgal etmeye yönelik girişimler de gündemde olacak. Analiste göre Trump’ın Tahran’ın şartlarını kabul etmesi ise bir uzlaşma değil, bir aldatmacadır. Amacı hem ara seçimleri kazanmak hem de savaşa hazırlanmak.
Tahririye‘nin haberine göre Filistin kökenli analist Usame Fevzi, YouTube’da yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Stratejik ve jeopolitik konuların tanınmış Çin asıllı Amerikalı analisti Jiang, ABD’nin aralık ayında 600 bin askerle İran’a kara harekâtı düzenleyeceğini söyledi. Bu değerlendirme büyük ilgi gördü. İran da bunun farkında ve buna karşı hazırlık yapıyor.”
Fevzi’ye göre yeni bir savaş kaçınılmaz görünüyor ve Trump bunun planlarını yapıyor. Bu savaşta yalnızca füze ve hava saldırıları değil, İran topraklarının belirli bölgelerini işgal etme girişimleri de söz konusu olacak. ABD’nin özellikle İran’ın güneyindeki adaları kontrol altına almaya çalışacağı öne sürülüyor. Bu iddianın Amerikan medyasına da sızdığı ve çeşitli analizlere konu olduğu belirtiliyor.
Fevzi, saldırının aralık ayında başlayabileceğini ve üç aya kadar sürebileceğini söyledi. Kasım ayında ise ABD’de ara seçimler yapılacak. Bu seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’nin yenilgiye uğraması ve Demokratların Senato ile Temsilciler Meclisi’nin kontrolünü ele geçirmesi ihtimaline dikkat çekti. Demokratların kazanması halinde Trump’ın görevden alınma olasılığının da gündeme gelebileceğini ifade etti.
Fevzi’ye göre Trump’ın İran ile yaptığı anlaşmaların amacı, Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişini güvence altına almak ve yakıt fiyatlarını düşürerek ülkelerin en az dört aylık enerji stoklarını oluşturmasını sağlamaktır. Trump’ın Tahran’ın şartlarını kabul etmesi ise ona göre tamamen bir taktikten ibarettir. Bu sayede hem ara seçimleri kazanmayı hem de savaşa hazırlanmayı hedeflemektedir. Ayrıca benzin fiyatlarını düşürerek seçim sürecinde seçmen desteğini artırmayı amaçlamaktadır.
Analist, İran’ın dondurulmuş varlıklarının ABD tarım ürünleri satın almak amacıyla serbest bırakılmasının da Amerikalı çiftçilerin desteğini kazanmak ve onları Trump’ın partisine oy vermeye teşvik etmek amacı taşıdığını ileri sürdü.
Fevzi sözlerini şöyle sürdürdü:
Amerikan medyasındaki haberlere göre Trump, generallerden ve üst düzey askeri yetkililerden İran’a yönelik kara harekâtı planı hazırlamalarını istedi. Ayrıca bu saldırı için 600 bin askerin hazırlandığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Trump’ın daha önce de İran’ı işgal etmekten, ülkenin petrol kaynaklarını ve Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına almaktan söz ettiği belirtildi. Netanyahu’nun da Trump’ı savaşa çekmeye çalıştığı ve ABD’de İran’a karşı yeni bir savaş başlatılması konusunda görüş ayrılıklarının daha önce görülmemiş ölçüde arttığı ifade edildi.
Çinli jeopolitik araştırmacı Jiang’ın değerlendirmesine göre ABD yalnızca İran Körfezi’ndeki adaları işgal etmeye çalışmayacak, aynı zamanda ülkenin iç kesimlerine doğru da ilerlemeyi hedefleyecek. Fevzi, bu iddiaların İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz‘ın Ayetullah Mücteba Hamaney’e yönelik tehditleriyle örtüştüğünü öne sürdü. Ayrıca Mossad’ın Mücteba Hamaney’in bulunduğu yeri tespit etmeye çalıştığını iddia etti.
Fevzi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin bu açıklamalara karşı Katz’ı uyardığını ve Trump’tan Tel Aviv’in “maceracı girişimlerini” engellemesini istediğini belirterek, İranlıların siyasi açıdan saf olmadığını ve ABD’nin planlarının farkında olduklarını söyledi.
Ona göre İran bu süreçte bir milyon Devrim Muhafızı mensubunu stratejik bölgelere konuşlandırabilir. Ayrıca daha fazla silah üretmesi, satın alması ve askeri kapasitesini güçlendirmesi de mümkündür. İranlı müzakerecilerin son derece zeki davrandığını, ABD’den birçok taahhüt aldıklarını ancak nükleer program, füze kapasitesi ve Hürmüz Boğazı konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadıklarını savundu. Ayrıca İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü elinde tuttuğunu ve gemilerden geçiş ücreti alınması konusunda Umman ile ön mutabakata vardığını iddia etti.
Fevzi, kara harekâtını planlayan Amerikan komutanlarının başarı ve başarısızlık ihtimallerini de değerlendirdiklerini ve olası bir başarısızlık durumunda sorumluluğun kendilerine yüklenmemesi için bu konuyu Trump’a bildirdiklerini söyledi.
ABD’nin güçlü bir ülke ve gelişmiş donanmaya sahip olduğunu kabul eden Fevzi, buna rağmen Washington’un İran’ın nasıl tepki vereceğini tam olarak bilmediğini ve savaş alanındaki koşulları yeterince tanımadığını savundu. Ona göre İran’a yönelik bir kara harekâtı, Irak savaşından temelde farklı olacaktır. Irak savaşında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Avrupa ülkeleri ve bazı bölgesel aktörler ABD ile iş birliği yapmıştı. Ancak İran konusunda böyle bir uluslararası uzlaşının bulunmadığını, hatta ABD Kongresi’nin de savaşa karşı çıktığını ileri sürdü.
Fevzi ayrıca ABD’nin bugüne kadar İran ile yaşadığı karşılaşmalarda ağır mali kayıplar verdiğini iddia etti. İran tarafından imha edildiği öne sürülen radar sistemlerinin yeniden inşasının milyarlarca dolara mal olacağını, bunun için de savaşa karşı olduğu belirtilen Kongre’nin bütçe onayına ihtiyaç duyulacağını söyledi.
Analiste göre Arap ülkeleri de artık ABD’nin savaş masraflarını üstlenmek istemiyor. Çünkü geçmişte bunu yaptıklarını ve herhangi bir kazanım elde edemediklerini düşünüyorlar. Ayrıca ABD’ye destek vermeleri halinde deniz suyu arıtma tesisleri ile altyapılarının yeniden İran füzelerinin hedefi olacağından endişe ediyorlar.
Fevzi, Arap halklarının da liderlerinden Trump’ın yanında yer almamalarını istediğini savundu. Trump’ın İran ve bölgenin koşullarını tam olarak anlayamadığını, savaşa giriş ya da çıkış için net bir stratejisinin bulunmadığını ve Netanyahu’nun yönlendirmesi altında hareket ettiğini öne sürdü.
Analist sözlerini şu değerlendirmeyle tamamladı:
İran kara kuvvetlerinin bugüne kadar savaşa doğrudan katılmadığını, yalnızca füze kapasitesinin kullanıldığını belirten Fevzi, İran’ın gelişmiş füze sistemlerine ve zırhlı araçlara sahip olduğunu, yaklaşık 90 milyonluk nüfusu ve 500 bin kişilik, yüksek hazırlık seviyesine sahip düzenli ordusuyla önemli bir askeri kapasiteyi elinde bulundurduğunu ifade etti.
